Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/11203 E. 2021/11742 K. 29.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/11203
KARAR NO : 2021/11742
KARAR TARİHİ : 29.11.2021

MAHKEMESİ:Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece davacı …’nın davasının kısmen kabulüne, diğer davacıların ise davalarının reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı … ile davacı … ve arkadaşları tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, … İli … İlçesi … Köyü çalışma alanında bulunan 104 ada 1, 110 ada 14, 28 ve 119 ada 11 parsel sayılı muhtelif yüzölçümlü taşınmazlar, ırsen intikal taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalılar adına tespit edilmiştir.
Davacı … (… oğlu), tüm parseller yönünden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, birleşen davacının davacısı … (… oğlu) 104 ada 10 parsel yönünden, birleşen davanın davacıları … ve arkadaşları 119 ada 11 parsel yönünden, birleşen davanın davacısı … (… oğlu) ise 104 ada 10 parsel yönünden ırsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmışlardır.
Mahkemece, davaların birleştirilmesi suretiyle yapılan yargılama sonunda, davacı …’nın davasının kısmen kabulüne, temyize konu edilmeyen 107 ada 8 parsel, temyize konu 110 ada 14 parsel, 110 ada 28 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin iptaline, taşınmazların ayrı ayrı davacı … adına tapuya kayıt ve tesciline, temyize konu 104 ada 10 parsel, temyize konu edilmeyen 104 ada 20 parsel, 101 ada 21 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın feragat nedeniyle reddine, dava dilekçesinde Sivrininaltı olarak mevkisi belirtilen, ancak buna ilişkin ada parsel numarası belirtilmeyen taşınmaz yönünden davanın reddine, temyize konu edilmeyen 104 ada 9 parsel, 104 ada 22 parsel, 109 ada 17 parsel, 110 ada 1 parsel ile temyize konu 119 ada 11 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davacının davasının reddine, davacının …, … , … , …, … açtığı davanın feragat nedeniyle reddine, davacılar …, …, …’nın 119 ada 11 nolu parsel yönünden açmış olduğu dava yönünden davanın reddine, davacılar … ve …’nın 104 ada 10 nolu parsel yönünden açmış oldukları davanın reddine, red kararı verilen taşınmazların kadastro tespiti gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, birleşen davanın davacısı … ile birleşen davanın davacıları … ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Dava konusu 110 ada 14 ve 28 parseller yönünden yapılan temyiz incelemesinde; Mahkemece, anılan parsellerin davacı … tarafından imar ve ihya edilerek 20 yıldan fazla süredir zilyet edildiği kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, bu parseller hakkındaki davanın esası hakkında yöntemince taraf teşkili sağlanmadan karar verilmiştir. Şöyle ki, kadastro tespitine itiraz davalarında husumetin tespit malikine, tespit malikinin ölü olması halinde ise mirasçılarına yöneltilmesi ve tüm mirasçıların davada yer alması zorunludur. Taraf teşkilinin sağlanması dava şartı olup, bu koşul yerine getirilmeden işin esasına girilemez. Kamu düzenine ilişkin bu hususun, yargılamanın her safhasında Mahkemece re’sen dikkate alınması gerekir.
Somut olayda, dava konusu taşınmazlar, … (… oğlu) adına tespit edilmiş olup, adı geçen tespit malikinin mirasçıları olan …, … ve …’in (bu kişiler vefat etmişler ise mirasçılarının) davada taraf olarak yer almalarının sağlanması için davacıı tarafa süre ve imkan tanınmamış ve yöntemince taraf teşkili sağlanmadan işin esası hakkında karar verilmesi cihetine gidilmiştir.
Hal böyle olunca; Mahkemece öncelikle, üst paragrafta davada taraf olarak yer almadıkları açıklanan tespit malikinin mirasçılarının nüfus kayıt örnekleri, anılan kişilerin bir veya birkaçının ölü olduğu belirlendiği takdirde verasete esas nüfus kayıt örnekleri dosya arasına getirtilerek mirasçıları tam olarak belirlenmeli, ardından davacıya, davasını adı geçen mirasçılara yöneltmesi için süre ve imkan tanınmalı, bu şekilde taraf teşkilinin sağlanması halinde, anılan mirasçılardan savunma ve delilleri sorulmalı, bildirdikleri takdirde delilleri toplanmalı ve bundan sonra işin esasına girilerek tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, bu husus gözetilmeksizin, yöntemince taraf teşkili sağlanmadan esas hakkında yazılı olduğu şekilde sonuca gidilmesi doğru görülmemiş, açıklanan sebeplerle hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2. Dava konusu 104 ada 10 ve 119 ada 11 parseller yönünden yapılan temyiz incelemesine gelince; Mahkemece, davacı … ve arkadaşlarının 119 ada 11 parsel ve davacı …’nın ise 104 ada 10 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki zilyetliklerini ispatlayamadıkları gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki, davacı …, dava konusu 104 ada 10 parsel sayılı taşınmazın eşit paylarla … (… oğlu), … (… oğlu) ve … (Süleyman oğlu) adına tescilini talep etmiş; davacı … ve arkadaşları ise, dava konusu 119 ada 11 parsel sayılı taşınmazın kendileri ve kendileri dışında … ve … adına da tespit edilmesi gerekirken, davalılar adına tespit edildiğini beyan etmiş olup, Mahkemece, anılan kişilerle davacılar arasında akdi ya da ırsi ilişki bulunup bulunmadığı saptanmadığı gibi, çekişmeli taşınmazlar üzerinde davacıların dava açmakta aktif dava ehliyetlerinin bulunup bulunmadığı (bağış, taksim, satış vs.) üzerinde de durulmamıştır. Ayrıca, davalı …, taşınmazların kök muris …’dan (… oğlu) geldiği ve taksimen tarafların murislerine kaldığı savunmasında bulunmasına rağmen bu hususta araştırma yapılmamış, dosya içersinde sunulan tarihsiz senedin çekişmeli taşınmazların tamamını mı bir kısmını mı kapsadığı hususları da yeterince açıklığa kavuşturulmamış ve dolayısıyla senet kapsamı da yöntemince uygulanarak belirlenmediği gibi, taşınmazların kimden kime nasıl ve ne şekilde intikal ettiği hususları hakkında tanıkların soyut ve çelişkili beyanlarına itibar edilerek karar verilmiştir. Öte yandan; Mahkemece, yargılama sırasında bir kısım tespit maliklerinin açılan davaları kabul ettiklerine yönelik beyanları bulunmasına rağmen kabul beyanlarına itibar edilip edilmeyeceği hususu üzerinde de durulmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle, davacılara yukarıda adlarına tescil istedikleri kişiler ile aralarındaki akdi veya ırsi bağları bulunup bulunmadığı ve taşınmazların ne sebeple (taksim, bağış, satış vs.) bu kişiler adına tescilini istedikleri sorularak açıklamaları hususunda kendilerine süre verilmeli, bundan sonra mahallinde, çekişmeli taşınmazları iyi bilen, davada yararı bulunmayan, elverdiğince yaşlı yerel bilirkişiler, tespit bilirkişileri, taraf tanıkları ve hayatta iseler senet tanıkları ile fen bilirkişisinin katılımıyla keşif yapılarak; taşınmazların kimden geldiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, taşınmazlar …’dan (Mustafa oğlu) geliyorsa taksim sonrasında kime isabet ettiği, ayrıca anılan senette yer alan taşınmazların mevki ve hudutları tek tek okunarak yerel bilirkişi ve tanıklar yardımı ile senet zemine uygulanmalı, senette hudutları belirtilen taşınmazların sınırları göz önüne alınarak çekişmeli taşınmazların tamamını kapsayıp kapsamadığı, kapsıyorsa hangi taşınmazları kapsadığı ve bu taşınmazlara ilişkin zilyetlik devri olup olmadığı, taşınmazları kimin ne zamandan beri ne şekilde kullandığı maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, beyanlar arasında çelişki bulunması halinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkinin giderilmesine çalışılmalı, çelişkinin giderilmemesi halinde hangi beyana üstünlük tanındığı ile davalı …, …, …, …, … ve …’nın kabul beyanlarına değer verilip verilmeyeceği hususu karar yerinde açıklanmalı; fen bilirkişisinden, senetlerde yer alan taşınmazlar hakkında tarif edilen sınır yerleri, denetime elverir şekilde düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaretlettirilmek suretiyle keşfi takibe ve denetlemeye elverişli rapor ve kroki alınmalı; dayanılan senetlerin çekişmeli taşınmazlara uyup uymadığı komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla da denetlenmeli ve bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece, belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılmadan, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmiş olması doğru görülmediğinden hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince hükmün 110 ada 14 ve 28 parsel sayılı taşınmazlar yönünden BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle 104 ada 10 ve 119 ada 11 parsellere yönelen temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 104 ada 10 ve 119 ada 11 parseller yönünden de 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 29.11.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.