Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/3165 E. 2021/15044 K. 29.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3165
KARAR NO : 2021/15044
KARAR TARİHİ : 29.11.2021

Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesi

Dava, hizmet ve prime esas ücretin tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacı, davalı ve fer’i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili; davacının davalı işyerinde 10/04/2012 tarihinden 16/01/2017 tarihine kadar aralıksız çalıştığını, davalı işyerinin küçülmeye gideceğini gereke göstererek davacının iş akdini sonlandırdığını ve kıdem ile ihbar tazminatlarının bankaya yatırıldığını, davacının SGK’a işe girişinin 01/06/2012 olarak bildirdiğini öğrendiğini, maaşının 1.647,00 TL olduğunu, ancak SGK’ya bildirilen maaş ücretleri ve ödenen pirimlerin asgari ücret üzerinden gerçekleştirildiğini belirterek eksik bildirilen pirim ve ücretlerin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II-CEVAP:
Davalı ….vekili cevap dilekçesinde; davacının talebinin yerinde olmadığını, davacının hizmet bildirimi ve SGK primlerinde bir eksikliğin bulunmadığını, davacı tarafın imzalı bordro ve diğer kayıtların da bu durumu ispatladığını, davacı tarafın iddiasını somut delillerle ispatlaması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Fer’i müdahil SGK vekili cevap dilekçesinde; davacının taleplerinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, taleplerini yazılı belgeler ile ispat etmesi gerektiğini, davacının kuruma bildirilen sigorta primine esas kazançlarının eksik bildirildiği iddialarının da yazılı belgeler ile ispatlanması gerektiğini, imzalı olan bordrolardaki kazançlar yönünden davacının talebinde haklı olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :
Davanın kısmen kabul kısmen reddine, davacının hizmet tespitine yönelik talebinin kabulü ile, davacı …’in … sicil sayılı dosyasında işlem gören … Turizm inş. Tar. San. ve Tic. AŞ ünvanlı işyerinde 10/04/2013 -03/05/2016 tarihleri arasında hizmet akdine istinaden asgari ücretle toplam 1311 gün çalıştığı, bu çalışmasının 1260 gününün SGK’ya bildirildiği, 51 gününün ise SGK’ya bildirilmediği, davacının … sicil sayılı dosyasında işlem gören…Turizm inş. Tar. San. ve Tic. AŞ ünvanlı işyerinde hizmet akdine istinaden kuruma bildirilen prime esas kazançlarla toplam 254 gün çalıştığı bu çalışmasının tümünün SGK’ya bildirildiğinin tespitine, davacının prime esas kazanç tespitine yönelik talebinin reddine karar verildi.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI:
Davacı, davalı ve Fer’i müdahil Kurum vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı vekili; Mahkeme kararının eksik inceleme ve yanlış değerlendirmeye tabi olduğu belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
1-Bilindiği üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/1-c. maddesi, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiğini açıklamıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297. maddesinde:
“(1) Hüküm “Türk Milleti Adına” verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:
a)Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini.
b)Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini.
c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri.
ç)Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini.
d)Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını.
e)Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi.
(2)Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” düzenlemesi getirilmiştir.
Buna göre bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir.
Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini kendiliğinden araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar.
Hakim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst mahkeme de, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz (Kuru, Baki/ Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder; Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı 6100 sayılı HMK’na Göre Yeniden Yazılmış, 22 Baskı, … 2011, s.472).
Anayasa’nın 141. maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.
Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
Yukarıda vurgulanan hususlar, Hukuk Genel Kurulu’nun 19.04.2006 gün ve E:2006/4-142, K:229; 05.12.2007 gün ve E:2007/3-981, K:936; 23.01.2008 gün ve E:2008/14-29, K:4; 19.03.2008 gün ve E:2008/15-278, K:254; 18.06.2008 gün ve E:2008/3-462, K:432; 21.10.2009 gün ve E:2009/9-397, K:453; 24.02.2010 gün ve E:2010/1-86, K:108; 28.04.2010 gün ve E:2010/11-195, K:238; 22.06.2011 gün ve E:2011/11-344, K:436; 08.02.2012 gün 2011/10-726 E, 2012/57 K;28.09.2012 gün 2012/3-444 E ,2012/638 K; 16.03.2012 gün 2012/2-97 E,2012/203 K sayılı kararlarında da, benimsenmiştir. Yine 07.06.1976 gün ve 3/4-3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde yer alan “Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir.” şeklindeki açıklama ile de aynı ilkeye, vurgu yapılmıştır. Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa’nın 141/3. maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren 6100 sayılı HMK’nun 297. maddesi, işte bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir.
Öte yandan, mahkeme kararlarının taraflar, bazen de ilgili olabilecekleri başka hukuki ihtilaflar yönünden etkili ve bağlayıcı kabul edilebilmeleri, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi hukuksal değerlendirmeler de bu kararların yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür.
Anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Eldeki davada, Mahkemece, davacı yanın hizmet tespiti talebine yönelik kararının gerekçe kısmında “… Toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; davacının 10/04/2012 tarihinden 16/01/2017 tarihine kadar davalı işyerinde aralıksız çalıştığını, ancak SGK girişinin 01/06/2012 olarak bildirdiğinden bahisle eksik bildirilen prim ve ücretlerin tespitine ilişkin dava açtığı, davacının fiili çalışma olgusunu her türlü delille ibraz edebileceği, davacı adına düzenlen ve davacı tarafından da imzalanan “tüm haklarım saklıdır” imzalı kıdem ve ihbar tazminatı bordrosunda davacının işe giriş tarihinin 10/04/2012, işten çıkış tarihinin 16/01/2017 olarak gösterildiği ve bu tarihler esas alınarak tazminat hesaplaması yapıldığı, ibraname başlıklı belgede davacının işe giriş tarihinin 10/04/2012 olarak gösterildiği, mahkememizce dinlenen tanıkların da davacının iddia ettiği şekilde 2012 yılı nisan ayında davalı işyerinde çalışmaya başladığını doğruladığı, bu itibarla davacının davalı işyerinde 10/04/2012-16/01/2017 tarihleri arasında çalışmasının bulunduğu anlaşılmakla; davacının hizmet tespitine yönelik talebinin kabulü ile, davacı …’in 141496835 sicil sayılı dosyasında işlem gören … Turizm inş. Tar. San. Ve Tic. AŞ ünvanlı işyerinde 10/04/2013 -03/05/2016 tarihleri arasında hizmet akdine istinaden asgari ücretle toplam 1311 gün çalıştığı, bu çalışmasının 1260 gününün SGK’ya bildirildiği, 51 gününün ise SGK’ya bildirilmediği, davacının ….sicil sayılı dosyasında işlem gören … Mersin Turizm inş. Tar. San. Ve Tic. AŞ ünvanlı işyerinde hizmet akdine istinaden kuruma bildirilen prime esas kazançlarla toplam 254 gün çalıştığı bu çalışmasının tümünün SGK’ya bildirildiğinin tespitine karar verilmiştir…”denilmiş olmakla, hüküm fıkrasında ise “1-Davanın kısmen kabul -kısmen reddine,
Davacının hizmet tespitine yönelik talebinin kabulü ile, davacı …’in …sicil sayılı dosyasında işlem gören … Mersin Turizm inş. Tar. San. Ve Tic. AŞ ünvanlı işyerinde 10/04/2013 -03/05/2016 tarihleri arasında hizmet akdine istinaden asgari ücretle toplam 1311 gün çalıştığı, bu çalışmasının 1260 gününün SGK’ya bildirildiği, 51 gününün ise SGK’ya bildirilmediği, davacının 158484635 sicil sayılı dosyasında işlem gören …. Mersin Turizm inş. Tar. San. ve Tic. AŞ ünvanlı işyerinde hizmet akdine istinaden kuruma bildirilen prime esas kazançlarla toplam 254 gün çalıştığı bu çalışmasının tümünün SGK’ya bildirildiğinin tespitine,
2-Davacının prime esas kazanç tespitine yönelik talebinin reddine,…” denilmiş ancak gerekçede kabulü gerektiği belirtilen davacı yanın 10/04/2012 tarihli hizmet başlangıç tarihinin, gerek gerekçe kısmının bir bölümünde, gerekse hüküm fıkrasında 10.04.2013 olarak belirtilmesi suretiyle kararın gerekçesi ile gerekçeli kararın hüküm fıkrasının birbiriyle çelişkili olduğu kararın incelenmesinden açıkça anlaşılmaktadır.
Sair hususlar şimdilik değerlendirilmeksizin, mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi, isabetsiz bulunmuştur.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesinin istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1. maddesi gereğince kaldırılarak, sair hususlar incelenmeksizin temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde davacıya iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29/11/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.