YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4541
KARAR NO : 2021/6880
KARAR TARİHİ : 06.12.2021
MAHKEMESİ : SAMSUN BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Ordu 3. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 21.01.2019 tarih ve 2015/222 E. – 2019/15 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi’nce verilen 04.02.2020 tarih ve 2019/1529 E. – 2020/273 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı banka tarafından müvekkilinin kefalet ettiği müteveffa…’ya 24/11/2006 tarihli kredi sözleşmesine istinaden traktör kredisi kullandırıldığını, borcun ödenmemesi üzerine… ve müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını, asıl borçlunun vefatı ile mirasçıları aleyhine takip sürdürüldüğünü, müvekkilinin maaşına konulan hacze istinaden de bu güne kadar yirmi bin liradan fazla para kesildiğini, halen de para kesilmeye devam ettiğini, asıl borçlunun davalı bankadan traktör kredisi kullandığı esnada tam ehliyetsiz olduğunu bu nedenle sözleşmenin geçersiz olduğunu ileri sürerek takip nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ile ödenen paranın istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, şizofreni hastalarının bir çoğunun günlük yaşamlarına tam ehliyetli kişiler gibi devam edebildiğini, dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılmaması ilkesinin tam ehliyetsizlere ilişkin TMK’nın 15. maddesinde düzenlenen kuralın istisna olduğunu, ayrıca BK’nın 54. maddesi uyarınca da hakkaniyet elverdiği taktirde tam ehliyetsiz olan kişinin diğer tarafın batıl hukuki işlemin hüküm ifade ettiğine ilişkin güveni nedeniyle doğan zarardan sorumlu olduğunu, muris ile 24/11/2006 tarihinde yapılan kredi sözleşmesinde 27/11/2007 tarihi itibarıyla temerrüde düşürüldüğünü, bu tarihe kadar gerek sözleşmenin imzalanması gerekse sözleşmenin ifasında tam ehliyetli bir kişi gibi hareket edildiğini, mirasçılar tarafından da murisin mirasının yasal süresi içerisinde reddedilmediğini, davanın dürüstlük kuralına aykırı olduğunu ve alacaklıyı zarara uğratmak için açıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, mahkemece bekletici mesele yapılıp vazgeçilen aynı mahkemenin 2016/234 esas sayılı dosyasında alınan Adli Tıp raporu uyarınca işbu dava konusu kredi için … ile davalı T.Halk Bankası
arasında 24/11/2006 tarihinde imzalanan sözleşme tarihinde asıl borçlu…’nun hukuki ehliyetine haiz olmadığının tespit edildiği, bu nedenle kredi sözleşmesinin geçersiz olduğu, işbu dava dosya davacısının söz konusu krediye kefalet ettiği, asıl kredi borçlusunun işlem tarihi itibarıyla alınan Adli Tıp Kurumu raporuna göre fiil ehliyetinin olmaması nedeniyle geçersiz olması ve dolayısıyla kefalet sözleşmesinin de geçersiz olacağı gerekçesiyle davacının menfi tespit davasının kabulüne, istirdat davası yönünden davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davacı tarafça ödenen 17.026,62 TL’nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, mahkemece taraf delillerinin usulüne uygun olarak toplandığı, değerlendirilip tartışıldığı, asıl borçlu…’nun kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihte hukuki ehliyetinin bulunmadığı iddiasıyla açılan, sözleşmenin iptali talepli davanın yargılaması sırasında alınan 05.11.2014 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda, …’nun şizofreni hastası olması nedeni ile sözleşme tarihinde fiil ehliyetine sahip olmadığının belirtilmiş olduğu, bu durumda uyuşmazlığın temelini oluşturan Genel Kredi Sözleşmesinin ve sözleşmeye bağlı kefalet ilişkisinin geçerli şekilde kurulmuş olduğundan söz edilemeyeceği anlaşıldığından davacının borçlu bulunmadığının tespitinde hatalı bir yön bulunmadığı gibi istirdata esas ödeme miktarının tespitine yönelik bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekilince temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4.046,81 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 06/12/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.