YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/8411
KARAR NO : 2021/6931
KARAR TARİHİ : 07.12.2021
MAHKEMESİ : ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 29.11.2016 tarih ve 2014/303 E- 2016/367 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 07.03.2019 tarih ve 2018/836 E- 2019/260 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin kâğıt mamulleri ve benzer ürünler ile deterjan emtiaları ve kişisel bakım mamulleri üretimi alanlarında faaliyet gösterdiğini ve asıl unsuru “…” ibaresinden oluşan tanınmış markaların ve “… DRY&SOFT”, “… DAY&NIGHT”, “…&HÜLYA” ibareli diğer markaların sahibi olduğunu, davalının bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “…” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı TPMK’ya başvuruda bulunduğunu, başvuruya müvekkili tarafından yapılan itirazın, davalı TPMK’nın 2014-M-7466 sayılı YİDK kararı ile yerinde görülmeyerek reddedildiğini, müvekkili markalarının tanınmış olduğunu ve başvurunun bu markalarla karıştırılma ihtimali bulunacak düzeyde benzer bulunduğunu ileri sürerek, davalı TPMK YİDK.’nın anılan kararının iptalini, tescil edilmiş olması halinde diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Şirket temsilcisi, savunmada bulunmamıştır.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davalı yana ait “…” ibareli marka tescil başvurusunun kapsadığı emtiaların, davacı yanın “…” markasının emtiaları ile aynı/benzer olduğu, ancak markaların bir bütün olarak tüketici algısında bırakacakları izlenimin benzer olmadığı, markalar arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi uyarınca karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, davacı markasının “hijyenik pedler, alt bezleri” malları için sektörel tanınmış marka olduğu, ancak bu durumun markalar arasında karıştırılma tehlikesi bulunmadığı yönünde ulaşılan sonucu etkilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili istinaf kanun yoluna başvuruda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; davalının marka tescil başvurusunun kapsamındaki 5. sınıf “Tıbbi pedler, tıbbi giysiler” emtiasının ortalama tüketicilerinin, belli bir yaşın üzerinde, kendilerinin veya yakınlarının tıbbi sıkıntıları nedeniyle daha dikkatli ve seçici davranan ve bu tür ürünler hakkında en azından temel bilgilere sahip, normalden daha dikkatli ve seçici kişilerden oluştuğu, taraf markalarının bilinen bir anlamının bulunmadığı, davalı başvurusundaki farklı yazı karakteri ve renkler de gözetildiğinde, davalının “…” ibareli marka tescil başvurusu ile davacının “…” esas unsurlu markaları arasında, ortalama tüketiciler nezdinde 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi uyarınca karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- İlk Derece Mahkemesi’nce verilen karara yönelik olarak davacı vekilince yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bentler dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, karıştırılma ihtimali ve tanınmışlık gerekçeleriyle marka başvurusuna itirazın reddine dair verilen TPMK YİDK kararının iptali ile marka tescilinin hükümsüzlüğüne ilişkindir.
556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi uyarınca; önceden tescilli markanın aynı veya karıştırılma ihtimaline yol açacak ölçüde benzerinin, aynı veya farklı mallar için tescili başvurusuna önceki marka sahibinin itirazı halinde başvurunun reddi gerekir. Bu bağlamda karıştırılma ihtimalinin tespitinde markaların başlangıç kısımlarının daha etkili olduğunun kabulünün gerekir.
Somut olayda; davacının itiraza mesnet markalarının “…” asıl unsurlu ibareden ve davalı marka başvurusunun ise “…” ibaresinden oluştuğu, her iki taraf markalarının başlangıç ile sonuç kısımlarının aynı olduğu, 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi uyarınca, markaların tescil kapsamlarının da aynı tür emtiaları kapsaması nedeniyle ortalama tüketici kitlesinde her iki marka arasında idari; ekonomik veya işletmesel bir bağ bulunduğu ihtimalini düşündürecek ve bu nedenle karıştırılma ihtimaline yol açacak ölçüde benzerlik bulunduğunun kabulü gerektiği halde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
3- Öte yandan mahkemenin kabulüne göre de, davacının “…” ibareli markasının tanınmış marka niteliğinde olduğu mahkemece kabul edildiği halde benzerlik düzeyi karıştırılma ihtimaline yol açacak düzeyde olmasa bile, markalar arasındaki benzerlik düzeyi ve davacı markalarının hijyenik pedler ve alt bezleri yönünden tanınmış marka olduğu hususları dikkate alındığında; davalı markasının başvuruya konu tıbbi pedler ve tıbbi giysiler malları yönünden tescilinin 556 sayılı KHK’nın 8/4. maddesi uyarınca tanınmışlıktan haksız yararlanmaya yol açacağının kabulü ile davanın kabulüne karar vermek gerekirken davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmadığından davacının temyiz isteminin kabulüyle hükmün davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz itirazların reddine, (2) ve (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı yararına BOZULMASINA, HMK’nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 07/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.