Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/4560 E. 2021/7007 K. 09.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4560
KARAR NO : 2021/7007
KARAR TARİHİ : 09.12.2021

MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 14.12.2016 tarih ve 2015/84 E- 2016/863 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nce verilen 17.01.2020 tarih ve 2017/3646 E- 2020/64 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların 0/05/2013 tarihli genel kredi sözleşmesine istinaden kredi kullandıklarını, kredi borçlarını gününde ödemediklerinden takibi başlattığını, davalılarca borca itiraz edildiğini, itirazın haksız olduğunu ileri sürerek borca ve faize yapılan itirazların iptali ile takibin devamına, davalıların %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı banka ile davalılardan kredi lehdarı asıl borçlu … Limited Şirketi ile müşterek borçlu, müteselsil kefil sıfatı ile diğer davalılar arasında 10/05/2013 tarihli genel kredi sözleşmesine istinaden rotatif şekilde işleyen nakdi kredi sözleşmesi imzalandığı, 05/05/2014 tarihinde 187.744,10-TL nakdi ve 6.720.00-TL gayrinakdi alacak üzerinden borcun kat edildiği ve icra takibine girişildiği, asıl borçlu ile davacı banka ile imzalanan “kredi kullanım talimatı örneğinde rotatif krediler için %13 kredi faizinin kabul edildiği, taraflar arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesinin temerrüt başlığı altındaki hükümlerinde; bankaca ticari kredili mevduat faizi için uygulanan kredi faiz oranına 20 puan ilavesi ile bulunacak faiz oranının temerrüt faizi olarak tatbik edileceğinin kabul edildiği, buna göre temerrüt faiz oranının %33 olarak belirlendiği, davacı bankanın takip tarihi itibarıyla; 130.276,04-TL asıl alacak, 203,39-TL akdi faiz, 20.958,76-TL’si temerrüt faizi, 1.058,11-TL’si BSMV, 330,00-TL’si ihtar masrafı, 70,50-TL si ihtiyati haciz gideri olmak üzere toplam 152.896,68-TL alacaklı olduğu, davacı bankanın, müşteri nezdinde olup, halen aktif durumdaki 4 adet çek yaprağı için yasal yükümlülük bedeli olan (4×1.120)=4.480.00-TL tutarındaki gayri nakdi alacağı için, banka nezdinde açılacak faiz getirmeyen bir hesapta depo edilmesi talebinde bulunabileceği, ancak davacı tarafça bu miktarın da nakdi alacaklarla birlikte asıl alacak miktarına ilave edildiği, bu tutarın nakdi alacaklarla birlikte asıl alacak miktarı içerisinde talep edilemeyeceğinden reddi gerektiği, davalı kefillerin de asıl borçlu gibi 152.896,68-TL borçtan sorumlu olacakları gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, İstanbul 26. İcra Müdürlüğünün 2014/29407 Esas sayılı dosyasında takip tarihi itibariyle davacının davalılardan 130.276,04TL asıl alacak, 203,39TL akdi faiz, 20.958,76TL temerrüt faizi, 1.058,11TL BSMV, 330,00TL ihtar masrafı, 70,50TL ihtiyati haciz gideri olmak üzere toplam 152.896,68TL miktar yönünden alacaklı olduğunun tespiti ile bu miktara vaki itirazın iptaline, asıl alacak olan 130.276,04TL kısmının takipten itibaren %33 temerrüt faizi, %5 BSMV ve faizin %15 oranında KKDF’si uygulanmak kaydıyla takibin devamına, fazlaya ilişkin miktarın reddine, alacağın %20’si üzerinden hesap edilen 30.579,33 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacının istinaf talebinde hükme esas alınan bilirkişi raporunda uygulanan faizin sözleşmeye aykırı olduğunu ileri sürdüğü, davacının bilirkişi raporunu tebliğ aldığı ve iki haftalık yasal sürede rapora yönelik hiçbir itiraz ileri sürmediği, davacının rapordaki hesaplamaya itiraz etmediği, bu durumun karşı taraf açısından da usuli kazanılmış hak oluşturduğunun kabulü gerektiği, davacının karara hesaplamaya yönelik olarak yaptığı istinaf başvurusunun yerinde olmadığı gerekçesiyle HMK 355. madde uyarınca yapılan incelemede, kamu düzenine ilişkin bir hatalı uygulamaya da rastlanmadığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, (temlik alan) davacı Hayat Varlık Yönetim A.Ş. harçtan muaf olduğundan ödediği temyiz ilam harcı ve temyiz başvuru harcının isteği halinde temyiz eden davacı Hayat Varlık Yönetim A.Ş.’ye iadesine, 09/12/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.