Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/5481 E. 2021/7194 K. 16.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/5481
KARAR NO : 2021/7194
KARAR TARİHİ : 16.12.2021

MAHKEMESİ : ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 06.06.2018 tarih ve 2016/532 E- 2018/454 K. sayılı kararın temlik alan davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin ayrı ayrı esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nce verilen 06.02.2020 tarih ve 2018/1748 E- 2020/183 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı ile dava dışı… San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan genel kredi sözleşmesine davalının müşterek ve müteselsil kefil olduğunu, borçlulara ihtarname gönderilmesine rağmen borcun ödenmediğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalının 2003 yılından 02/12/2008 yılına kadar dava dışı asıl borçlu şirketin ortağı olduğunu, şirket ortağı olması sebebiyle ve şirket işlerinin devamı amacıyla çekilecek kredilere esas olmak üzere 18/10/2006 tarihinde imzalanan genel kredi sözleşmesine kefil olarak imza attığını, davalının 03/12/2008 tarihinde hisselerini devrettiğini, ihtarname ile ihtarname tarihinden itibaren borçlu şirketin kullanmış olduğu ve kullanacağı krediler için müşterek ve müteselsil kefil sıfatından vazgeçildiği hususunun davacı bankaya bildirildiğini, hisselerini devrettiği tarihte davacı bankaya herhangi bir kredi borcu bulunmadığını, davacı bankanın müvekkilinin şirket ortaklığından ayrıldıktan sonra yeni ortaklarla genel kredi sözleşmesi imzaladığını, davaya konu kredi borcunun yeni imzalanan genel kredi sözleşmesine ilişkin olduğunu savunarak davanın reddine ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı bankanın dava dışı asıl borçlu şirket ile imzaladığı genel kredi sözleşmesine dayalı alacağın tahsili için ilamsız icra takibi başlattığı, davalının süresinde icra takibine itiraz ettiği, davacı banka ile dava dışı asıl borçlu şirket arasında 4 adet genel kredi sözleşmesi imzalandığı, bu genel kredi sözleşmelerinden tarihsiz 100.000,00 TL bedelli ve 18/10/2006 tarihli 1.000.000,00 TL bedelli Genel Kredi Sözleşmelerinde davalının müşterek ve müteselsil kefil olarak imzasının bulunduğu, 20/04/2009 tarihli 1.000.000,00 TL bedelli ve 05/09/2012 tarihli 500.000,00 TL bedelli Genel Kredi Sözleşmelerinde davalının imzasının bulunmadığı, icra takibine konu kredi alacağının davalının imzasının bulunmadığı 05/09/2012 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklandığı, bu nedenle davalının sorumlu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine, icra takibi her ne kadar haksız ise de davacı bankanın kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiş, hükme karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı vekili tarafından davacı …’nin icra takip dosyasına alacaklarını haricen tahsil ettiklerini bildirdiğini ileri sürdüğü, ancak icra takip dosyasının gerekli harçlar yatırılmadığından dosyanın henüz kapatılmadığı, davanın konusuz hale gelmediği, icra takibine konu kredi alacağının davalının imzasının bulunmadığı 05/09/2012 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklandığı, bu nedenle davalının sorumlu olmadığı, icra takibi her ne kadar haksız ise de davacı bankanın kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine yönelik ilk derece mahkemesi kararında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, (temlik alan) davacı …Ş. harçtan muaf olduğundan ödediği temyiz ilam harcı ve temyiz başvuru harcının isteği halinde temyiz eden davacı …Ş.’ye iadesine, 16/12/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.