YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/14710
KARAR NO : 2013/1861
KARAR TARİHİ : 26.02.2013
Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçuna sürüklenen çocuklar … ve …’ın bozma üzerine yapılan yargılamaları sonunda; atılı suçtan mahkûmiyetlerine dair … Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 21.12.2010 gün ve 2010/11 Esas, 2010/323 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi suça sürüklenen çocuklar müdafileri tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
2005 yılı Haziran ayı ile 2006 yılı Ağustos ayı olan suç tarihleri arasında fiilen kesintiyi ve kastın yenilenmesini sağlayacak kadar uzunca bir sürenin geçmesi karşısında suça sürüklenen çocuk …’ün eylemlerinin zincirleme şekilde nitelikli cinsel istismar suçunu oluşturmadığı anlaşıldığından, her bir eyleminin bağımsız suç olarak kabul edilmesinde ve Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunun 22.01.2010 tarihli raporunda, mağdur …’ın mağduru bulunduğu her bir olayın tek başına travma sonrası stres bozukluğu oluşturduğu ve her bir olayın tek başına ruh sağlığını bozduğunun belirtilmesi karşısında, her iki olayda da mağdurun ruh sağlığının bozulduğu kabul edilerek uygulama yapılmasında bir isabetsizlik bulunmadığından tebliğnamedeki bu hususlardan bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Suça sürüklenen çocuk … hakkında 2006 yılı Ağustos ayında işlediği beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Delillerle iddia ve savunma, duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan, suça sürüklenen çocuk … müdafiin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
Suça sürüklenen çocuklar haklarında 2005 yılı Haziran ayında işledikleri beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan hükümlere yönelik temyizlere gelince:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Suçun birden fazla kişi ile birlikte işlenmesini ağırlaştırıcı neden olarak kabul eden 5237 sayılı TCK.nın 103/3. maddesindeki değişiklik 08.07.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5377 sayılı Kanun ile maddeye suç tarihi olan 2005 yılı haziran ayından sonra eklendiğinden suça sürüklenen çocuklar haklarında bu madde ile de artırım yapılamayacağının gözetilmemesi,
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 20.11.2007 gün ve 2007/5-142 Esas, 2007/240 sayılı Kararında belirtildiği üzere, beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu zincirleme şekilde işleyen suça sürüklenen çocuklar haklarında ceza tayin edilirken TCK.nın 61/4-5. madde ve fıkra hükümleri de dikkate alınarak 103/6 madde ve fıkrasının uygulanmasından önce verilecek cezalar üzerinden 43. maddenin uygulanması sonucu bulunacak miktarın, neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç nedeniyle 103/6. maddenin tatbikiyle bulunacak ceza üzerine eklenerek cezalarının belirlenmesi gerekirken bu sıralamaya aykırı olarak 43. maddenin 103/6. maddeden önce uygulanması suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, suça sürüklenen çocuklar müdafılerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 26.02.2013 tarihinde oybirliğiyle