YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7993
KARAR NO : 2021/7353
KARAR TARİHİ : 23.12.2021
MAHKEMESİ : GAZİANTEP BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 20.12.2016 tarih ve 2014/2649 E- 2016/2199 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin ayrı ayrı esastan reddine dair Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 23.05.2019 tarih ve 2019/548 E- 2019/774 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından duruşmalı, davalı vekili tarafından duruşmasız olarak istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline geri çevrilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra iade edildiği anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 22.03.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av……., fer’i müdahil vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı tarafından icra takibine konu edilen bononun davacı şirketin bir dönem yönetim kurulu başkanlığını yapan ve tek imza yetkilisi olan … tarafından gerçekte olmayan bir borca yönelik olarak davalı ile muvazaalı olarak düzenlendiğini, davacı şirketin böyle bir borcunun bulunmadığını ileri sürerek davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu takibin kambiyo senedine dayalı olduğunu, davacının borçlu olmadığını yazılı delille kanıtlaması gerektiğini, davalı tarafından davacı ile dava dışı 3.kişi şirkete karşı açılan tasarrufun iptali davasında davacı şirketin borca itirazının bulunmadığı gibi davacı şirket yetkilisi …’ın 13.01.2012 tarihli dilekçe ile davalı alacağını kabul ettiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu bononun davacı şirket yetkilisi tarafından düzenlenmediği imzanın kendisine ait olmadığı ileri sürülmüş ise de, şirket yetkilisi tarafından Kavak Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi aracılığıyla Adana 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2011/1084 esas sayılı tasarrufun iptali dava dosyasına sunulan 13.01.2012 havale tarihli dilekçede bonoyu kendilerinin tanzim ettiğini açıkladığı, bu beyanın davacıyı bağlayacağı, herhangi bir tedbir kararı verilmediğinden kötü niyet tazminatı şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davaya konu senedin 10.12.2008 tarihinde tanzim edildiği, …’ın 05.11.2008 tarihli yönetim kurulu kararı ile 3 yıl süre ile senet tanzim etme yetkisi de dahil olmak üzere münferit imza ile yetkili kılındığı, içinde …’ın da imzasının bulunduğu 22.12.2008 tarihli yönetim kurulu kararı ile davacı şirket taşınmazının dava dışı şirkete satılmasına karar verildiği, davalı tarafın bunun üzerine davacı ve devralan şirket hakkında tasarrufun iptali davası açtığı, davacı şirket yetkilisi …’ın mahkemeye verdiği 13.01.2012 havale tarihli dilekçede “…. olarak …’a 235.000 TL borcumuz bulunmaktadır. Bu borcumuz, eski tarihlidir, mali sıkıntılar nedeniyle borcun ileri tarihte ödenmesi için mutabakata varılmış, tarafımızdan 10.12.2008 tarihinde tanzim edilen 30.07.2011 ödeme tarihli ve 235.000 TL bedelli senet tanzim edilerek davacıya verilmiştir.” dediği, davacı şirket yetkilisinin bu beyanının mahkeme içi basit ikrar niteliğinde bulunduğu, mahkeme içi ikrarın kesin delil niteliğinde olduğu, fer’i müdahil …’ın gerekçeli karar başlığında gösterilmemesinin mahallinde düzeltilebilecek hatalardan olduğu, açılmış bulunan menfi tespit davasında İİK’nın 72/4. maddesine göre takibe yönelik olarak ihtiyati tedbir kararı verilmediği, kötü niyet tazminatı şartlarının oluşmadığı anlaşıldığından, taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili ve davalı vekilince temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
1-Dava bonodan dolayı borçlu olunmadığının tespitine ilişkindir. Davacı, yetkili temsilcisinin şirketi zararlandırmak maksadıyla davalıyı lehtar olarak göstermek suretiyle bono düzenlendiğini, yetkili temsilci ile davalının el ve işbirliği yaptığını ileri sürerek işbu davayı açmıştır. Mahkemece, davacının iddiası bu olmasına rağmen, aynı yetkili temsilcinin davalı tarafından davacı şirket ve dava dışı 3.kişi aleyhine açılan tasarrufun iptali davasına sunduğu 13.01.2012 havale tarihli dilekçede şirketin bu senet nedeniyle borçlu olduğu beyanı nedeni ile bu beyan ikrar kabul edilmiş ve dava reddedilmiştir. Ancak Adana 8.Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2019/62 Esas 2020/14 Karar sayılı dosyasında gerek davacı şirket temsilcisi … gerekse de davalı yargılanmışlar ve mahkemece davacı şirket yetkilisi tarafından hukuk mahkemesine sunulan 13.01.2012 tarihli dilekçenin, önceden kurgulanmış bir plan dahilinde davalı tarafından açılmış tasarrufun iptali davasında lehlerine bir durum yaratmak amacıyla hazırlanmış bir belge olduğunun kanaatine varıldığı, sanık …’ın senedi bizatihi düzenlemese de sahte olduğunu bilerek kullanmak suretiyle dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediği gerekçesiyle davalı …’ın cezalandırılmasına karar verilmiş, işbu ceza dosyası henüz kesinleşmemiştir. Bu durumda davacının iddiasının yetkili
temsilcisinin kendisini zararlandırmak maksatıyla lehdar ile el ve işbirliği yapmak olduğu gözetilerek ceza dava dosyasının sonucunun beklenilmesi ve bu dosyadaki delillerin de değerlendirilerek sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bozma sebep ve şekline göre şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 3.815,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden davacı ve davalıya iadesine, 23/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.