Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2021/3245 E. 2021/8501 K. 01.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/3245
KARAR NO : 2021/8501
KARAR TARİHİ : 01.12.2021

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suçlar : Taksirle yaralama, trafik güvenliğini tehlikeye sokma
Hüküm : Taksirle yaralama suçundan; CMK’nın 223/2-c maddesi gereğince beraat
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan; TCK’nın 179/3-2, 62/1, 53/1, 58. maddeleri gereğince mahkumiyet

Taksirle yaralama suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm katılan vekili tarafından, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm ise katılan vekili ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
A)Taksirle yaralama suçundan sanığın beraatine ilişkin hükmün temyiz isteminin incelenmesinde;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.03.2019 tarihli ve 2016/13-1281-2019/216 sayılı kararı ile benzer nitelikteki birçok kararında vurgulandığı üzere; 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 40/2, 5271 sayılı CMK’nın 34/2, 232/6. maddeleri gereğince, hüküm ve kararlarda, başvurulacak yasa yolu, süresi, başvuru yapılacak merci ile başvuru şeklinin anlaşılabilir nitelikte açıkça gösterilmesi zorunludur. Bunlardan bir veya birkaçının eksik ya da hatalı gösterilmesi CMK’nın 40. maddesi uyarınca eski hale getirme nedenini oluşturmaktadır. Bu bildirimlerdeki temel amaç, kanun yollarına başvuru hak ve yetkisi bulunanların, başvuru haklarını etkin bir biçimde kullanmalarının sağlanması ve bu eksiklik nedeniyle hak kayıplarına yol açılmamasıdır. Ancak burada dikkat edilecek veya eski hale getirme nedeni oluşturacak husus, eksik veya yanılgılı bildirim nedeniyle bir hakkın kullanılmasının engellenip engellenmediğinin belirlenmesidir. Bildirimdeki eksikliğin yol açtığı bir hak kaybı bulunmamakta ise, bu durum eski hale getirme nedeni oluşturmayacaktır.
İncelenen dosyada; katılanın vekilinin yüzüne karşı verilen hükmün, UYAP üzerinden yapılan incelemede katılan vekili tarafından CMUK’un 310/1. maddesinde öngörülen tefhimden itibaren yasal bir haftalık süre geçtikten sonra 17/03/2021 tarihinde temyiz edildiği anlaşılmış ise de; hükmün yasa yolu kısmında temyiz süresinin tefhimden itibaren ”15 gün” olarak belirtilmesi sebebiyle, katılan vekilinin bu yanılgılı bildirimden kaynaklı olarak temyiz hakkını süresinde kullanmasının engellendiği ve katılan vekilinin temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
21/09/2014 günü saat 19:30 sırlarında katılan …’ın sevk ve idaresindeki motosiklet ile meskun mahal içinde, aydınlatmanın mevcut olduğu, düz ve eğimsiz asfalt kaplama yolda seyir halindeyken, kaza mahali olan kontrolsüz kavşağa geldiğinde, sağından kavşağa giren ve 1.23 promil alkollü olan sanığın yönetimindeki otomobilin sol ön kapı,sol arka kapı ve sol arka kısmından çarpması şeklinde meydana gelen ve katılan …’ın basit tıbbi müdahale ile iyileşemeyecek ve vücudunda 2. derecede kırık oluşacak şekilde, katılan … ise basit tıbbi müdahale ile iyileşebilecek şekilde yaralandığı olayda, 11/11/2014 tarihli bilirkişi raporu ile 31/03/2015 tarihli Ankara Adli Tıp Kurumu tarafından tanzim edilen raporda; Katılan …’ın tamamen kusurlu olduğu ve dosya kapsamı ile oluşa uygun olduğu anlaşılmakla, sanığa yüklenebilecek bir kusurun bulunmadığı ayrıca dosya içeriğinde bulunan bozma ilamında belirtildiği üzere taksirle yaralama suçunun zarar suçu, TCK’nın 179/3. maddesinde düzenlenen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun tehlike suçu olması, her iki suçun birlikte işlendiği hallerde, sanığın hangi suç nedeniyle cezalandırılacağı belirlenirken, suçlar için kanunda öngörülen cezaların ağırlığının değil, zarar suçu-tehlike suçu kriterinin esas alınması, buna göre; sanığın taksirle yaralama suçundan cezalandırılmasının mümkün olduğu ahvalde, sadece taksirle yaralama suçundan cezalandırılması, taksirle yaralama suçundan cezalandırmanın mümkün olmadığı ahvalde ise, sanığın TCK’nın 179. maddesinde düzenlenen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan cezalandırılmasının gerektiğinin kabul edilerek, yerel mahkeme tarafından sanığın taksirle yaralama suçundan beraatine karar verildiği, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan ise mahkumiyetine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, tebliğnamedeki bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir.
Bozma ilamına uyularak, yapılan yargılama sonunda, yüklenen suç açısından sanığın taksirinin bulunmadığı gerekçe gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılanın vekilinin beraat kararının hatalı olduğuna ve sair nedenlere ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, beraate ilişkin hükmün isteme aykrı olarak ONANMASINA,
B)Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hükmün temyiz isteminin incelenmesinde ise;
Tebliğnamede; katılan … vekilinin, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz hak ve yetkisi olmadığından bahisle bu hüküm yönünden temyiz isteminin reddine karar verilmesi talep edilmiş ise de; meydana gelen kazada motosikleti zarar gören katılanın trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan, suçtan zarar gören olarak katılan sıfatının bulunduğu anlaşıldığından, tebliğnamede ret öneren görüşe iştirak edilmemiştir.
5271 sayılı CMK’nın 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanunun 24.maddesi yeniden düzenlenmiş olan ”Basit Yargılama Usulü ”başlıklı 251. maddenin 1. fıkrasında yer alan ”Asliye Ceza Mahkemesince iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanıp uygulanmama takdirinin mahkemeye bırakıldığı, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada mahkemece genel hükümlere göre yargılamaya devam edilip karar verildiği gözetildiğinde mahkemenin uygulama yapılmayacağını ilişkin takdirinin olduğu anlaşılmakla yapılan incelemede;
Bozma ilamına uyularak, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; katılan vekilinin ve sanık müdafinin sair nedenlere ilişkin temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Sanık hakkında tekerrüre esas alınan Silifke (Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesinin 2012/30 Esas, 2012/810 Karar sayılı ilamındaki mahkumiyetin, 5237 sayılı TCK’nın 106/1. maddesinde düzenlenen tehdit suçuna ilişkin olması; ayrıca hükümden sonra, 02/12/2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 6763 sayılı Kanunun 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bentler arasında yer alan ve 5237 sayılı TCK’nın 106/1. maddesinde tanımı yapılan tehdit suçunun da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı TCK’nın 7/2. maddesi uyarınca, “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur” hükmü de gözetilerek, 6763 sayılı Kanunun 35. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 254. maddesi uyarınca, aynı Kanunun 253. maddesinde belirtilen esas ve usule göre uzlaştırma işlemleri ilgili mahkemece yerine getirildikten sonra, sonucuna göre sanık hakkında bahsedilen ilam esas alınarak TCK’nın 58. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2-Dosyada usulüne uygun vekaletnamesi bulunan katılan … lehine vekalet ücretine hükmolunmaması,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafinin ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 01/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.