Yargıtay Kararı 13. Ceza Dairesi 2011/19579 E. 2012/11388 K. 16.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/19579
KARAR NO : 2012/11388
KARAR TARİHİ : 16.05.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, konut dokunulmazlığını ihlal
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
I-Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Olaydan 40 dakika sonra, bir işyerinden hırsızlık yapmak isterken üzerinde şikayetçinin evinden hırsızlanan bir kısım eşya olduğu halde yakalanan sanığın asli fail olarak cezalandırılması gerektiği gözetilmeden, kaçamaklı savunmasına itibar edilerek ve yerinde olmayan gerekçe ile “yardım eden” olarak kabulüyle cezasından 5237 sayılı TCK’nın 39/2. maddesi uyarınca indirim yapılması ve tekerrüre esas mahkumiyeti bulunduğu halde sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesinin uygulanmaması, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
5237 sayılı TCK’nın 53/1. maddesinin (c) fıkrasındaki, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yoksunluğun koşullu salıverme tarihine kadar süreceğinin gözetilmemesi suretiyle aynı maddenin üçüncü fıkrasına aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafiinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma sebebi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından ‘‘TCK’nın 53/1. maddesinin uygulanmasına’’ ilişkin bölüm çıkarılarak, yerine ‘‘53/1. maddesinde belirtilen ve 53/3. maddesindeki kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri dışındaki haklardan sanığın mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar; 53/3. maddesi gözetilerek 53/1-c maddesi uyarınca kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise koşullu salıverilme tarihine kadar yoksun bırakılmasına’’ cümlesinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri eleştiri dışında usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
II-Sanık hakkında konut dokunulmazlığının ihlali suçundan kurulan hükmün incelenmesine gelince;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Tarafların 19.03.2007 tarihli oturumdaki beyanları uyarınca uzlaşma dolayısıyla 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde uygulama yapılması,
Kabule göre de;
1-Sanığın somut olayda gözcülük yaptığının ve şikayetçinin evine girmediğinin kabulü halinde dahi konut dokunulmazlığının ihlali eylemi üzerinde tam olarak fiili hakimiyet sağlaması dolayısıyla bu suç yönünden asli fail olarak cezalandırılması gerektiği gözetilmeden, kaçamaklı savunmasına itibar edilerek ve yerinde olmayan gerekçe ile cezasından 5237 sayılı TCK’nın 39/2. maddesi uyarınca indirim yapılması,
2-Tekerrüre esas mahkumiyeti bulunduğu halde sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesinin uygulanmaması,
3-5237 sayılı TCK’nın 53/1. maddesinin (c) fıkrasındaki, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yoksunluğun koşullu salıverme tarihine kadar süreceğinin gözetilmemesi suretiyle aynı maddenin üçüncü fıkrasına aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet Savcısı ile sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 16.05.2012 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.