YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7039
KARAR NO : 2021/11783
KARAR TARİHİ : 22.12.2021
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı 3. kişi ile davalı alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Davacı üçüncü kişi, borçlu ile üçüncü kişi şirket arasında organik bağ bulunmadığını, üçüncü kişi şirkete ait menkullerin haczedildiğini açıklayarak, davanın kabulü ile haczin kaldırılması ve icra tehditi altında yatırılan paranın iadesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı alacaklı vekili, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan ilk yargılama sonucunda, davanın reddine ilişkin verilen karar, davacı üçüncü kişi tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 25.2.2020 tarih ve 2017/12380 Esas, 2020/ 1735 Karar sayılı ilamı ile, dava konusu haczin, borçluya ödeme emrinin tebliğ edildiği ve dayanak senet adresinde yapılmamış, aksine davalı üçüncü kişi şirketin ticaret sicil adresinde yapılmış olduğu, haciz sırasında borçlu hazır bulunmadığı, her ne kadar, borçlu adına belge bulunmuş ise de, evraklar güncel olmadığından, borçlu adına bulunan belgelerin karinenin borçlu lehine işletilmesi için yeterli görülmediği, mülkiyet karinesinin aksinin davalı alacaklı tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmediğinden davanın kabulü yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile reddine karar verilmesi doğru olmadığından bahisle karar bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak davanın kabulüne karar verilmiş, karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
1-Yargıtay ilamında belirtilen bozma sebepleri çerçevesinde işlem yapılarak karar verilmiş, bozma ile kesinleşen hususların yeniden temyiz sebebi yapılmasına usul hükümleri elvermemiş bulunmasına ve temyiz edilen kararda yazılı gerekçelere göre davalı alacaklının yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı üçüncü kişinin, tazminat istemine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; davacı üçüncü kişi tarafından, tazminat talebinde bulunulmuş olmakla birlikte bu taleple ilgili olumlu olumsuz herhangi bir karar verilmemiştir. Oysa, HMK’nın 297. maddesinde, hükmün hangi hususları kapsayacağı sayılmış olup, anılan maddenin 2. fıkrasında, hükmün sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Bu itibarla, davacı üçüncü kişinin tazminata ilişkin talebi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi doğru görülmemiştir.
3- Davacı üçüncü kişinin ihtirazi kayıtla ödenen paranın iadesine ilişkin talebinin değerlendirilmesinde;
Dava konusu 14.12.2015 tarihli haciz sırasında 800 TL değerinde menkul haczedilmiş olup 04.01.2016 tarihinde aynı adrese tekrar gidildiğinde üçüncü kişi, ihtirazi kayıtla 40.550 TL ödemiş olduğundan menkuller üzerindeki haciz kalkmış olsa dahi, dava ödenen bedel üzerinden devam edecektir. Davacı üçüncü kişi, dava dilekçesinde hem haczedilen menkuller yönünden istihkak iddiasında bulunmuş hem de dosyaya ihtirazi kayıtla ödenen paranın iadesini talep etmiştir. HMK’nın 297. maddesine göre hükmün sonuç kısmında yer alan taleplerden her biri hakkında hükümde yer verilmesi gerekirken Mahkemece menkuller üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verilmesi ile yetinilerek davacının ihtirazi kayıtla ödenen paranın iadesine ilişkin talebi açısından karar verilmemesi doğru olmamıştır.
4-Davacı üçüncü kişi vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Dava 800.00 TL dava değeri üzerinden harç yatırılmak suretiyle açılmış, mahkemece itirazi kayıtla ödenen bedel üzerinden harç tamamlatılmak sureti ile yargılamaya devam edilerek, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davanın esasına yönelik karar verildiğine göre, karar tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hacizli malların değeri ile alacak miktarından hangisi az ise onun üzerinden hesaplanacak nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekir. Somut olayda, ihtirazi kayıtla ödenen bedel üzerinden yargılama sırasında harç tamamlatılmış ise de, takibe konu alacak miktarı, hacizli malların ve ihtirazi kayıtla ödenen bedelden daha az olduğundan avukatlık ücretinin alacak miktarı üzerinden hesap edilmesi gerekirken davacı taraf yararına yazılı şekilde vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle davacının tazminat talebine yönelik temyiz itirazlarının kabulüne, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının ihtirazi kayıtla ödenen paranın iadesine yönelik temyiz itirazlarının kabulüne, (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının vekalet ücreti istemine yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK’nın 366. maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, taraflarca İİK’nın 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 22.12.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi