Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/3962 E. 2021/6903 K. 07.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3962
KARAR NO : 2021/6903
KARAR TARİHİ : 07.12.2021

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
BİRLEŞEN DAVA : KADIKÖY 1.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2010/832 ESAS

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 21.05.2019 tarih ve 2018/79 E. – 2019/560 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının dava dışı … ile davalı arasındaki 21.000,00 TL bedelli nakit destek kredisi için kefil olduğunu, davacının asıl borçluya olan kefaletinin sadece 25.12.2008 tarih 21.000,00 TL bedelli krediye ilişkin olup bunun dışında hiçbir borç ve krediye kefaletinin söz konusu olmadığını, davalı banka tarafından Beyoğlu 4. Noterliği’nin 43975 yevmiye nolu 12.05.2010 tarihli ihtarnamesinde davacının kefil olduğu krediden bakiye 12.384,13 TL borç kaldığının bildirildiğini, bu kredinin icra takibine konu olmakla beraber açtıkları davanın konusu olmadığını, davacının davalı bankaya çek yaprak bedellerinden dolayı bir borcu ve kefaleti bulunmadığını, davalı bankanın bunu bilmesine rağmen davacıdan çek yaprak bedeli istemesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, Kadıköy 5. İcra Müdürlüğü’nün 2010/16550 sayılı dosyasında 37.281,60 TL borçlu olmadığının tespiti ile davalı bankanın ağır kusurlu olması nedeniyle %100 oranında kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalı ve dava dışı asıl borçlu… ile 25.12.2008 tarihinde 100.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesini kefil olarak imzalayan davacının sözleşmenin 2. maddesi gereğince bütün kredilere ve bankacılık işlemlerine kefil olmayı kabul ettiğini belirterek davanın reddi ile davacı aleyhine %40 oranında tazminata karar verilmesini istemiştir.
Birleşen Kadıköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2010/832 Esas sayılı dosyasında davacı vekili, davacı tarafından davalının kefil olduğu kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcun ödenmemesi üzerine Kadıköy 5. İcra Müdürlüğü’nün 2010/16550 sayılı dosyasında yapılan icra takibine davalının itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek, davalının itirazının iptali ile takibin devamına ve davalı aleyhine %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya konu icra dosyası ile ilgili olarak İcra Mahkemesince ödeme emrinin usulsüz olduğuna karar verildiğini, dosyanın temyiz aşamasında olduğunu, bu nedenle usul hukuku açısından itirazın iptali davası açılamayacağını, davacının icra takibini Küçükçekmece İcra Müdürlüğü’nde başlattığını, dosyanın yetki itirazı ile Kadıköy 5. İcra Müdürlüğü 2010/16550 sayılı dosyası ile 21/07/2010 tarihinde işlem görmeye başladığını, bu tarihe kadar olan ödemelerin alacaktan mahsubu ile davacının yeni bir takip talebi vermesi gerekirken davacının önceki takip talebindeki tutarlar üzerinden takibe devam ettiğini, davacının kefaletinin bulunduğu nakit destek kredisi yönünden borç ödenmekle davanın konusuz kaldığını, davacının çek yaprak bedellerine ilişkin itirazın iptali talebinin de davacının çek yaprak bedellerine ilişkin kefaletinin bulunmadığını belirterek davanın reddine ve davacı aleyhine %100 oranında tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, 25/12/2008 tarihinde taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinde, davacı bankanın kefilden çek sorumluluk bedelinin depo edilmesini talep edebileceğine dair açık hüküm bulunmadığı, bu nedenle davalı kefilin çek sorumluluk bedeline ilişkin depo bedelinden sorumlu tutulmaması gerektiği, ihtarnamenin davacıya 14/05/2010 tarihinde tebliğ edilmediği ve davacının temerütten doğan sorumluluğunun bu nedenle 16/06/2010 takip tarihinde başlayacağı, davacının 14/05/2012 tarihi itibari ile davalıdan alacağının 5.201,94 TL olduğu, 27/09/2010 tarihli 2.000,00, 07/10/2010 tarihli 1.000.- TL, 18/10/2010 tarihli 1.000,00 olmak üzere 4.000,00 TL’lik ödemenin ise dava dışı asıl borçlunun kredi kartı borcuna istinaden davacının yapmış olduğu, ödemelerin sorumlu bulunmadığı kredi kartı borcuna ilişkin yapılmış sayılamayacağı, bilirkişilerin bu noktada davalı bankanın davacının hangi borcuna mahsup yapılacağı yönünde davalı bankanın insiyatif hakkının bulunduğu yönündeki kabullenişine iştirak edilmediği, ödemelerin itirazın iptali davasına konu borç için davacı tarafından yapıldığı anlaşıldığı (aksinin banka tarafından ispat edilemediği gözetilerek) itirazın iptali dava tarihi itibari ile davacının itirazının haklı olduğu, davacı tarafından istirdat istemine konu miktar için faiz talebi bulunmakta ise de önceki karar davacı tarafından temyiz edilmemiş ve davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar verilmekle mahkemenin 02/07/2015 tarihli kararı davalı lehine usulü müktesap hak teşkil ettiğinden davacının bu talebi yönünden her hangi bir değerlendirme yapılmadığı gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulü ile davacının davalıya Kadıköy 5. İcra Müdürlüğü’nün 2010/16550 sayılı takip dosyasından dolayı borçlu olmadığının tespitine, takip dosyasında davacı tarafından davalıya 9.201,94 TL fazla ödeme yapıldığından bu tutarın davalıdan tahsili ile davacıya istirdaten ödenmesine, davacının kötüniyet tazminatı talebinin şartları bulunmadığından reddine, birleşen itirazın iptali davasının ikame edildiği 27.10.2010 tarihi itibarıyla davalı birleşen davacının davacı birleşen dava davalısından alacaklı olmadığı tespit edildiğinden reddine, davalı vekilinin kötüniyet tazminatı talebinin şartları bulunmadığından reddine karar verilmiştir.
Hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl ve birleşen dava yönünden davacı/birleşen dosya davalısının tüm, davalı/birleşen dosya davacısının aşağıdaki bentler dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, asıl davada; çek yaprakları nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti birleşen davada ise; itirazın iptali talebine ilişkindir. Asıl davada davacı tarafça, çek yaprakları sebebiyle borçlu olunmadığının tespiti talep edilmesine ve bu husus kararın gerekçe kısmında tartışılmasına rağmen, mahkemece kararın hüküm fıkrasında bu hususta olumlu olumsuz bir karar verilmemiş olması doğru olmadığı gibi, asıl davada sadece varsa gayri nakdi kredi alacağı yönünden ödenmiş meblağ istirdatına karar verilmesi gerekirken dava konusu olmadığı halde icra takibinde fazla ödendiği ileri sürülen bir miktar nakdi kredi alacağının da istirdatına karar verilmesi doğru olmamış hükmün bu nedenle temyiz eden yararına bozulması gerekmiştir.
3- Birleşen dava yönünden ise, birleşen dosya davalısı tarafından fazla ödeme iddiasında bulunulmuş olup gerek itirazın iptali davası öncesi, gerekse dava sırasında yapılan ödemeler yapıldığı anlaşılmakta olup asıl alacağın dava sırasındaki ödemeler sebebiyle son bulup bulmadığı ve bu sebeple davanın asıl alacak yönünden dava sırasında yapılan ödemeler sebebiyle konusuz kalıp kalmadığı hususunda kontrol ve denetime elverişli şekilde değerlendirme yapılmaksızın karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu durumda mahkemece öncelikle takip tarihindeki borcun miktarı ile borcun ne kadarının kredi sözleşmesinden, ne kadarının ödenmiş veya ödenmemiş çek yapraklarından kaynaklandığı açıklığa kavuşturularak, davalının sadece nakdi kredilerden sorumlu tutulacağı dikkate alınarak, varsa dava tarihine kadar yapılan ödemeler yönünden dava tarihi itibariyle temerrüt faizi ile vekalet ücreti ve masraflar da dahil olmak üzere nakdi kredi alacağının tamamının ödenip ödenmediği ve bu sebeple davacının dava açmakta hukuki yararının olup olmadığının değerlendirilmesi, davadan sonra yapılan ödemeler ile alacağın kısmen ödenmiş olması halinde bu hususun infazda nazara alınması, tamamının ödenmiş olması halinde ise asıl alacak yönünden davanın konusuz kaldığı tespiti ile sadece inkar tazminatı yönünden bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalı olarak hüküm kurulması doğru olmamış kararın bu nedenle birleşen dosya davacısı lehine bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen dava yönünden davacı/birleşen dosya davalısının tüm, davalı/birleşen dosya davacısının sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle asıl davada davalı birleşen davada davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün bu taraf yararına BOZULMASINA, istek halinde aşağıda yazılı 83,80 TL harcın temyiz eden asıl davada davacı/birleşen davada davalıya iadesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden asıl davada davalı/birleşen davada davacı Bankaya iadesine, 07/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.