Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2021/7331 E. 2021/8455 K. 11.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7331
KARAR NO : 2021/8455
KARAR TARİHİ : 11.11.2021

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma – Ziynet Alacağı

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı erkek tarafından kusur belirlemesi, kadın yararına hükmedilen nafaka, maddî tazminat ile ziynet alacağı davası yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Davacı-davalı erkeğin ziynet alacağı davasına yönelik temyiz dilekçesinin incelenmesinde;
6100 sayılı HMK’nın 362. maddesinin 1. fıkrasının b bendi uyarınca “Miktar veya değeri kırk bin Türk Lirasını (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararlar” temyiz edilemez. 02.12.2016 tarihli 6763 sayılı Kanun’un 44. maddesi ile de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen ek madde 1 uyarınca temyiz parasal sınırlarının (HMK m. 341, 362) Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 298. maddesine göre her yıl tespit ve ilan edilecek yeniden değerleme oranında artırılması öngörülmüştür. Karar tarihi itibariyle bu miktar “72.070,00 TL” olarak belirlenmiştir.
Somut olayda 48.000,00 TL ziynet alacağının kabulüne karar verilmiş olup, verilen karar kesindir. Bu nedenle davacı-davalı erkeğin ziynet alacağına yönelik temyiz dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davacı-davalı erkeğin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
3-Taraflarca açılan birleşen boşanma davasında ilk derece mahkemesi tarafından davacı-davalı erkeğin davasının kabulü, davalı-davacı kadının davasının reddiyle birlikte, TMK’nın 166/1 maddesi gereğince tarafların boşanmasına, karar verilmiştir.
Hüküm davalı-davacı kadın tarafından her 2 davaya yönelik, davacı-davalı erkek tarafından ziynet alacağına yönelik istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye mahkemesi tarafından,yapılan istinaf incelemesinde, erkeğin davasının reddine, kadının davasının kabulüyle tarafların boşanmasına, davalı-davacı kadın yararına 10.000,00 TL maddi tazminata, davacı-davalı erkeğin manevi tazminat talebinin REDDİNE, davalı-birleşen dosya davacısı kadına, takdiren aylık 400,00 TL tedbir nafakasına, boşanma kararının kesinleşmesi halinde 400,00 TL yoksulluk nafakasına, yoksulluk nafakasının sonraki yıllarda TÜİK tarafından açıklanan ÜFE oranında artırılmasına, karar verilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince, hükmün gerekçesinde davalı-birleşen dosya davacısı kadın, dava ve cevap dilekçelerinde, eş tarafından bağımsız bir konut temin edilmemesine kusur sebebi olarak dayandığını, tarafların evlilikleri süresince erkeğin ailesi ile birlikte yaşadıklarını, davalı-birleşen dosya davacısı kadının Ramazan Bayramının ikinci gününe denk gelen, 5 Haziran Çarşamba günü konuttan ayrılıp geri dönmemesine kusur atfetmek mümkün olmadığı, kadının dönebileceği bağımsız bir konutu bulunmadığı, kadının daha önce evi terk edip geri dönmesi de, eşini bu hususta affettiği ve bağımsız bir konut talebinden tamamen vazgeçtiği şeklinde de yorumlanamayacağı, gerçekleşen bu durum karşısında, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda, eşine bağımsız bir konut temin etmeyerek ailesiyle birlikte yaşamaya zorlayan davacı-birleşen dosya davalısı erkeğin tamamen kusurlu olduğunun kabulünün gerektiği belirtilmiştir.
Türk Medeni Kanunu’nun 166/1-2. maddesi uyarınca; boşanma kararı verilebilmesi için evlilik birliğinin, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığının sabit olması gerekir. Evlilik birliği kurulurken, düğünden belirli bir süre sonra yapımı devam eden eve taşınılacağının taraflar arasında kararlaştırıldığı, kadının erkeğin ailesiyle oturacağını bilerek erkekle evlendiği, Ramazan ayının 2 inci gününde meydana gelen olaydan sonra, ailesinin yanına giden kadının, erkeğin ailesiyle birlikte yaşadığı konuta tekrar geri döndüğü, taraflar arasında son ayrılık olayının bayram gününde yaşanıldığı anlaşılmaktadır.Bu nedenle erkeğe, evlilik birliğinde bağımsız konut temin etmediğine yönelik kusur yüklenilmesi de doğru değildir. Dosya kapsamında kadının da, evlilik birliğinden doğan birlik yükümlülüklerini yerine getirmemek kastıyla ortak konuttan ayrılmadığı anlaşılmakla, kadının boşanma davasının da reddi gerekirken, delillerin takdirinde hataya düşülerek yetersiz gerekçe ile boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.Ne var ki, bu husus temyiz edilmediğinden bozma sebebi yapılmamış, yanlışlığa değinilmekle yetirilmiştir.
3-Öte yandan yine; açıklandığı üzere boşanmaya neden olaylarda davacı-davalı erkeğe atfı kabil bir kusur bulunmamakta olup, Türk Medeni Kanunu’nun 174/1 maddesi koşulları kadın yararına oluşmamıştır. Bu husus gözetilmeden davacı-davalı erkeğin kusurlu kabul edilmesi ve bu yanılgılı kusur belirlemesine bağlı olarak, davalı-davacı kadın yararına maddî tazminata hükmedilmesi de doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Yukarıda l. bentte gösterilen sebeple davacı-davalı erkeğin ziynet alacağına yönelik temyiz dilekçesinin REDDİNE, temyiz edilen hükmün yukarıda 3. ve 4. bentte gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, 2. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi. 11.11.2021 (Per.)