Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2011/7694 E. 2013/1175 K. 12.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/7694
KARAR NO : 2013/1175
KARAR TARİHİ : 12.02.2013

Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan sanık …’nun yapılan yargılaması sonunda; atılı suçtan mahkûmiyetine dair … Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 24.06.2008 gün ve 2006/126 Esas, 2008/208 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Mağdurun aşamalardaki samimi anlatımlarına sanığın savunmalarına ve tüm dosya içeriğine göre, sanığın nüfus kayıt örneğine göre 17 yaş içerisinde olup 18 yaşını bitirmeyen mağdureyle rızası ile cinsel ilişkiye girme şeklindeki eyleminin TCK.nın 104/1. maddesinde yer alan reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğu, mağdurenin 14.01.2006 günlü kolluk ifadelerinde sanıktan şikâyetçi olmadığını beyan etmesi karşısında aynı Kanunun 73. maddesi uyarınca kamu davasının düşürülmesi yerine yargılamaya devamla çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan mahkûmiyetine kararı verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 12.02.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY:
Sanık 29 yaşında evli ve çocukludur. Mağdure ise lise 2. sınıfa giden 16 yaşında bir çocuktur. Mağdure sanık ile internette chat ortamında tanışmıştır. Sanık kendini bekar olarak tanıtmış ve arkadaş olmuşlardır. Ailesinin rıza
göstermeyeceğini bilen mağdure sanık ile kaçmış, kaçtıktan sonra sanık evli olduğunu ancak boşanmış olduğunu söylemiştir. Mağdure nasılsa kaçtık geri dönüşü yok diye ve ayrıca boşanma gerçekleşmiştir diye rıza göstermiş ve cinsel ilişkiye girmiştir. Bu ilişkiden sonra boşanmanın da olmadığını öğrenmiştir. Soruşturmada mağdure beyanlarında sanığın evli olduğunu ve daha sonrası boşanmamış olduğunu bilse idi kesinlikle onunla kaçmayacağını, böyle bir ilişkiye rıza göstermeyeceğini beyan etmektedir. Mahkemece, sanığın kişisel durumu ile ilgili sahte, yanıltıcı beyanlarda bulunarak sonucu temin etmesini isabetli olarak suçun unsurlarından olan hile olarak kabul etmiştir.
Mağdurenin yaş küçüklüğü ve hayat tecrübesizliği, sanığın evli olup, sanık ve mağdurenin yaş durumları, günümüzde sanal ortamın yanıltıcı etkisi birlikte değerlendirildiğinde ortada bir hilenin var olduğu ve mağdurenin de bu hileye kanarak, bunun sonucunda, kişisel ve sosyal açıdan kendini önemli ölçüde etkileyecek olan kızlığının bozulması sonucunu doğuran ilişkiye girdiği ve sanığında hile ile bu sonucu elde ettiği anlaşılmaktadır. Eğer evli olduğunu bilseydim kesinlikle böyle bir şey yapmazdım diyen mağdurenin samimi olduğunu kabul etmek gerekmektedir. Bu durum eski ceza yasamızdaki evlenme vaadiyle kızlık bozmak suçundan farklıdır. Zira burada mağdurenin rızası sadece evlenme vaadiyle değil kişisel durumuyla ilgili yalan beyanlarda bulunarak hile ile elde edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle yerel mahkemenin mahkûmiyet kararının yerinde olduğu kanaatiyle sayın çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne katılmıyorum.