YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/6883
KARAR NO : 2021/7138
KARAR TARİHİ : 15.12.2021
MAHKEMESİ : ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce bozmaya uyularak davanın kısmen kabulüne dair verilen 24.06.2020 tarih ve 2020/524 E. – 2020/533 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, 6100 sayılı Kanun’un 369. maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 01.04.2009 tarihinde davalıya ait banliyö treninin açık bırakılan kapısından trenin ani fren yapması sonucu düştüğünü, bunun sonucunda sağ bacağının koptuğunu, apandistinin ve idrar torbasının patladığını, ömür boyu sürecek şekilde sakat kaldığını, bu nedenle açılan maddi tazminat davasının Ankara 14. Ticaret Mahkemesinde görüldüğünü ve kesinleştiğini, işbu davanın maddi tazminat davasının devamı niteliğinde olan ek bir manevi tazminat davası olduğunu, söz konusu kaza nedeniyle müvekkilinin manevi yıkıma uğradığını, sakatlığının önüne hep bir engel olarak çıktığını, daha çocuk yaşta uğradığı kazanın onun psikolojisi üzerinde çok büyük olumsuzluklar yarattığını, tedavi sürecinde geçirdiği ameliyatlar sırasında da yine dayanılmaz acılara katlanmak zorunda kaldığını ileri sürerek 800.000,00 TL manevi tazminatın avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin 14.06.2016 tarihinde tescil edildiğini ve tüzel kişilik kazandığını, dava konusu kazanın ise 01.04.2009 tarihinde meydana geldiğini, tüzel kişilik kazanmasından önce meydana gelmiş bir kaza nedeniyle müvekkilinin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, davacının söz konusu kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğunu, davacının eyleminin illiyet bağını kesecek derecede ağır bir kusur ve ihmal içerdiğini, TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğü’nün dava konusu kaza ile ilgili alınabilecek tüm önlemleri aldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulü ile 150.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline dair verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, Yargıtay uygulamaları gözetildiğinde ilk derece mahkemesince takdir edilen manevi tazminat miktarının yüksek olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK’nın 353/1-b-2. maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 01.04.2009 tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bu kararın taraf vekillerince temyizi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince kurulan karar Dairemizin 2018/3141 E.– 2020/343 K. sayılı ve 14/01/2020 tarihli ilamıyla davacı yararına bozulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada tüm dosya kapsamına göre, dava konusu kaza nedeniyle 16 yaşındaki davacının sağ bacağını kaybettiği, yüzde kırk yedi oranında çalışma gücü kaybına uğradığı, bir çocuk olarak vücut bütünlüğü yönünden zor süreçlerden geçtiği, vücut bütünlüğünü kaybettiği için geri kalan yaşamınında da bu kazanın etkilerini her daim hissedeceği, bu hususlarla birlikte tarafların kusur durumları, olay tarihi, kazanın oluş şekli, tarafların ekonomik ve sosyal durumları gözetildiğinde 100.000,00 TL manevi tazminatın hakkaniyete uygun bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 01.04.2009 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, Bölge Adliye Mahkemesince uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 2.560,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 15/12/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.