Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2021/7755 E. 2021/8820 K. 25.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7755
KARAR NO : 2021/8820
KARAR TARİHİ : 25.11.2021

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 42. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı kadın tarafından kusur belirlemesi ve erkek lehine hükmedilen manevî tazminat, kendi tazminat taleplerinin ve nafaka taleplerinin reddi yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davacı-karşı davalı kadının aşağıdaki bent dışındaki temyiz itirazları yersizdir.
2-Taraflarca karşılıklı açılan boşanma davasında her 2 davanın kabulü ile birlikte tarafların boşanmasının, kadının az kusurlu erkeğin ağır kusurlu olması nedeniyle kadının feri taleplerinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm davalı-karşı davacı erkek tarafından, kadının kabul edilen davası ve feri talepleriyle birlikte,kusur belirlemesi ile reddedilen tazminat taleplerine yönelik istinaf edilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince kusur tespitine yönelik istinaf talebinin kabulüne, ilk derece mahkemesi karar gerekçesinin gerçekleşen kusurlu davranışlar nedeniyle kadının ağır, erkeğin az kusurlu olduğu şeklinde düzeltilmesine, kadın lehine hükmolunan yoksulluk nafakası ile maddi ve manevi tazminatlara yönelik istinaf talebinin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının bunlara ilişkin kısmının kaldırılmasıyla, kadının şartları oluşmayan yoksulluk nafakası ile maddî ve manevî tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine, erkek lehine TMK’nın 174/2 maddesi gereğince 6.000 TL manevi tazminata karar verilmiştir.
Bölge adliye mahkemesi kararın gerekçesinde, davalı-karşı davacı erkeğin, davacı-karşı davalı kadının balkona çıkmasına, markete gitmesine izin vermediği, ailesinin davacı-karşı davalı kadına olan baskılı davranışlarına engel olmadığı, davacı-karşı davalı kadının evden gitmesini istediği, davacı-karşı davalı kadının ise başkalarının yanında davalı-karşı davacı erkeği sevmediğini, istemediğini söylediği, psikopat ve geri zekalı diyerek hakaret ettiği, telefonunu sürekli yanında taşıdığı, ortalık yerde bırakmadığı, davalı-karşı davacı erkeğin“benim telefonum ortada seninki neden durmuyor” diye söylediğinde, erkeğe “sen kimsin ki telefonumu ortada bırakayım” şeklinde rencide edici biçimde konuştuğu, tanık Mihriban’ın yanında “telefonum eşimden daha kıymetli” diyerek, davalı-karış davacı erkeği aşağıladığının sabit olduğunu, düğünün ertesinde davacı-karşı davalı kadının, kanaması nedeniyle hastaneye götürüldüğünde davalı-karşı davacı erkeğin, erkek doktorun muayenesine izin vermemesi nedeniyle, hastane hastane dolaştırıldığı, bu husus davacı-karşı davalı tanığı Duriye tarafından da doğrulanmış ise de, tarafların bu olaydan sonra yaklaşık 1,5 ay kadar daha bir arada kaldığı, evlilik birliğini devam ettirtikleri, davacı-karşı davalı kadının, davalı-karşı davacı erkeğin bu davranışını affetmiş, en azından hoşgörü ile karşıladığı, bu vakıanın davalı-karşı davacı erkeğe kusur olarak yüklenemeyeceği belirtilmiştir.
Hüküm davacı-karşı davalı kadın tarafından kusur belirlemesi, reddedilen tazminat ve nafaka talepleriyle birlikte, erkek yararına hükmedilen manevi tazminata yönelik temyiz edilmiştir.
Davacı-karşı davalı kadının yaşadığı vajinal kanama olayı nedeniyle hastaneye götürüldüğünde, davalı-karşı davacı erkeğin “erkek doktor” tarafından muayene edilmesine izin verilmemesi nedeniyle davacı-karşı davalı kadının hastane hastane dolaştırıldığı, en son kadın doktorun bulunduğu hastanede ameliyata alındığının, dosya kapsamında sabit olduğu,her ne kadar bölge adliye mahkemesince bu vakıadan sonra evliliğin yaklaşık 1.5 ay kadar sürmesi nedeniyle bu kusurun affa uğradığı kabul edilerek, erkeğe kusur olarak yüklenemeyeceği ifade olunmuş ise de, dayanılan ve ispatlanan vakıanın erkeğin somut vakıaya ilişkin genel yaklaşımı nedeniyle ve bu vakıadan sonraki süreçte tarafların birlikte yaşamalarının çok kısa süre devam etmiş olması karşısında, af olgusunun gerçekleşmediğinin anlaşılması ve taraflara yüklenen ve sabit olduğu anlaşılan diğer kusurlu davranışlarla birlikte değerlendirildiğinde, tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulüne karar verilmesi gerekirken, davacı-karşı davalı kadının ağır kusurlu olduğuna karar verilmesi doğru görülmemiş ve bölge adliye mahkemesi kararının kusur yönünüden bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
3-Yukarıda 2. bentte de açıklandığı üzere boşanmaya neden olan olaylarda her iki eş de eşit derecede kusurlu olup, birinin kusurunu diğerinin kusurundan üstün tutmak mümkün bulunmamaktadır. O halde, eşit kusurlu eş yararına manevi tazminata hükmedilemez (TMK m.174/2). Bu durumda; davalı-karşı davacı erkeğin manevi tazminat talebinin reddine karar verilecek yerde, yazılı şekilde manevî tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
4-Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz (TMK m. 175). Bölge adliye mahkemesince kadının ağır, erkeğin az kusurlu olduğu belirtilmiş ise de yukarıda açıklandığı üzere boşanmaya sebep olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğu, kadının çalışmadığı, boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği kadın lehine yoksulluk nafakası verilmesi koşulları gerçekleştiği anlaşılmaktadır. O halde, kadın yararına geçimi için uygun miktarda yoksulluk nafakası takdiri gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak isteğin reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2., 3. ve 4. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerin ise 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oy çokluğu ile karar verildi. 25.11.2021 (Prş.)

KARŞI OY YAZISI
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, yerinde bulunmayan temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına, karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun yukarıdaki bozma kararına katılmıyorum.