Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/464 E. 2021/7146 K. 15.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/464
KARAR NO : 2021/7146
KARAR TARİHİ : 15.12.2021

MAHKEMESİ : GAZİANTEP BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11.HUKUK DAİRESİ
ASIL VE BİRLEŞEN DAVALARDA DAVACI-BİRLEŞEN 2013/95 ESAS
BİRLEŞEN DAVALAR : 1-ADANA 2.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ’NİN 2013/95 ESAS
2- ADANA 2.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ’NİN 2014/311 ESAS

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 06.03.2017 tarih ve 2014/1397 E- 2017/348 K. sayılı kararın asıl davada davalı şirket ve birleşen Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/95 esas sayılı davada davacı … vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine dair Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 03.10.2019 tarih ve 2018/1054 E- 2019/1125 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay’ca incelenmesi asıl davada davalı şirket ve birleşen Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/95 esas sayılı davada davacı … vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 14.12.2021 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı birleşen davada davalı vekili Av. … ile davalı birleşen davada davacılar vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili; müvekkilinin davalı şirketin % 30 hissesine sahip ortağı olduğunu, şirketin diğer ortaklarının % 68,5 hisseye sahip ağabeyi … ile % 1,5 hisseye sahip babası Hakkı Dağsuyu olduğunu, … ve … kardeşlerin davalı firmadaki ortaklıkları dışında kendileri ve eşleri adına kurulmuş başka şirket ortaklıklarının da olduğunu, davalı şirketin 2001 yılından beri gayri faal olduğunu ve herhangi bir mal varlığının bulunmadığını, yaklaşık 3.000.000,00 TL değerinde büyük bir taşınmazının (fabrika binası) bulunduğunu, …’nun şirketi kendi menfaatlari için kullandığını, taşınmazı da kendi şirketine düşük bedellerle kiraladığını, ortaklığa devam etmek istemedikleri için 09/01/2009 tarihinde yaptıkları sözleşme ile müvekkilinin ve eşinin her 3 şirketteki hisselerinin tamamının …’na devredilmesinin taahhüt edildiğini, ancak karşı tarafın taahhütlerini yerine getirmediğini, ortaklar arasındaki güvenin sarsılsığı, şirketin feshi için haklı nedenlerinin fazlası ile bulunduğunu ileri sürerek davalı şirketin haklı nedenlerle feshi ile tasfiyesine, ortakların ve müdürün temsil yetkisi kaldırılarak tedbiren kayyum atanmasına, şirket adına kayıtlı tek taşınmazın ve şirkete ait diğer tüm malvarlığının devrinin tedbiren önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket davaya cevap vermemiştir.
Davalı şirketin ortaklarından … vekili, davalının yanında müdahale talebinde bulunarak, şirketin % 68,5 oranındaki hissesine sahip olan müvekkilinin ana sözleşmeye göre tek başına karar alma yetkisine sahip olduğunu, davacı ile müvekkili arasında açılmış çok sayıda dava bulunduğunu, ancak şirketin feshini gerektiren bir durum olmadığını ileri sürerek, davanın reddini istemiştir.
Birleşen Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/95 Esas, 2013/230 Karar sayılı dosyasında; davacı … vekili; davalı …’nun hissesinin gerçek değerinin ödenmesi suretiyle davacı … adına devredilerek ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, ortaklıktan çıkarılma davasının şirket tarafından açılabileceğini, bu konuda genel kurulda karar alınması gerektiğini, davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı Hakkı Dağsuyu’nun mirasçılarından… vekili, şirketin yıllardır faal olmadığını, …’nun şirketi faal gibi göstermeye çalıştığını, kendi menfaatlerini ön planda tuttuğunu, şirketin fabrika binasını menfaatleri için kullanmaya çalıştığını, tüm ortaklar arasında husumet bulunduğunu belirterek şirketin feshine karar verilmesini istemiştir.
Birleşen Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/311 esas 2014/130 karar sayılı dosyasında; davacı vekili, 2014/1 sayılı Genel kurul kararı ile şirketin 6.000,00 TL olan sermayesinin 10.000,00 TL’ye çıkarıldığını, sermayenin arttırılmasının … dışında kimseye bir faydasının olmadığını, toplantı nisabına uyulmadığını ileri sürerek 11/04/2014 tarihli 2014/1 sayılı ortaklar kurulu kararının iptaline, bu kararın icrasının tedbiren durdurulmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davanın reddini karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; şirket ortakları arasında çok sayıda dava ve soruşturma dosyasının olduğu, ortaklar arasında güven ilişkisinin kalmadığı, davalı şirketin sahip olduğu ve üzerinde bulunan fabrikanın davalı firma tarafından kullanılmadığı, 2009 yılında …’ nun büyük ortağı olduğu Beta Transformatör Ltd. Şti. ile kira sözleşmesi yapıldığı, davalı Etap Ltd. Şti’nin 1999 yılından itibaren ticari faaliyetinin ve üretiminin bulunmadığı, bilançosunda görülen gelirlerinin kira gelirlerinden ibaret olduğu, giderlerinin ise şirketin varlığından kaynaklanan giderler olduğu, Vergi Dairesi tarafından 2009 yılında resen terk işlemi uygulandığı, 2009 yılında davacı … ve eşinin şirketlerdeki hisselerinin devredilerek şirketlerden çıkmaları için bir sözleşme yapıldığı, ancak bunun karşılığında davacılara devredilmesi gereken taşınmazların devredilmediği, bu sözleşmenin ifa edilmediği, bu yönde açılan davanın, sözleşmenin geçersiz olması nedeniyle reddine karar verildiği, onay kayyumunun 2017 yılında verdiği raporunda şirketin faaliyetine devam ettiği belirtilmiş ise de mevcut delillere göre bunun dava tarihinden çok sonra feshi engellemek amacıyla yapılan bir girişim olarak değerlendirilebileceği, şirketin feshi yerine ortaklıktan çıkarma seçeneğinin makul bir çözüm olmayacağı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, Birleşen Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/95 Esas, 2013/230 Karar sayılı dosyasında; TTK ‘nın 640/3 fıkrasında bir ortağın şirket ortaklığından çıkarılmasına dair dava açma hakkının şirkete tanındığı, dolayısıyla davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle birleşen davanın reddine, birleşen Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/311 Esas 2014/130 Karar sayılı dosyasında; sermayenin verilen süre içinde arttırılmamasından dolayı şirketin münfesih sayılması gerektiği, ancak şirket hakkında yürüyen davaların bulunduğu, söz konusu davalar nedeniyle şirketin ihyasının gerekeceği, arttırılan sermayenin … tarafından karşılandığı, …’nun payının azalmadığı, önceki hisse durumunun korunduğu, sermaye artışının onun da yararına olduğu gerekçesiyle birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı şirket ve birleşen Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/95 Esas sayılı dosyasında davacı … vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; asıl davada davalı şirket, Birleşen Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2013/95 Esas sayılı davada davacı … vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl davada davalı şirket, birleşen Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/95 Esas sayılı davada davacı … vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde ilk derece mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına, asıl davada davalı şirketin şahıs odaklı aile şirketi (kapalı şirket) niteliğinde olması, kardeş ortaklar arasında uzun yıllardır giderilemeyen uyuşmazlıkların bulunması, şirketin tek taşınmazı fabrika binasının büyük hissedar tarafından kendi şirketine çok ucuz bir bedel karşılığı kiralanması, şirketin asli faaliyetini yürütmeyip tek gelirinin bu kira geliri olması, uzun yıllardır kâr payı dağıtılmaması ve dava açıldıktan sonra yapılan göstermelik faaliyetinde dava sonucuna etkisinin bulunmamasına, fesihte ağır kusurlu büyük hissedarın aynı alanda zaten faaliyet yürüttüğü başka bir şirketin bulunması nedeniyle fesih yerine şirketin devamını sağlayacak alternatif bir yönteme karar verilmesine gerek bulunmamasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca bölge adliye mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından bölge adliye mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, asıl davada davalı şirket ve birleşen Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/95 esas sayılı davada davacı … vekilinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 3.815,00 TL duruşma vekalet ücretinin asıl ve birleşen davada davalı … ve asıl davada davalı şirketten alınıp, davacı …’na verilmesine,
aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asıl davada davalı şirket ve birleşen Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/95 esas sayılı davada davacı …’ndan ayrı ayrı alınmasına, 15/12/2021 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

6102 sayılı TTK’nın 636/3 maddesi ile her ortağa limited şirketin feshi davasını açabilme imkanı tanınmış ise de bu maddenin amacı kaideten haklı sebeplerin varlığı halinde ortaklığı mahkeme kararı ile feshetmek yerine mahkemenin karara bağlayacağı uygulanabilir çözümlerle ortaklıktaki rahatsızlığı belirleyip çare bularak ortaklığın devamını sağlamaktır. TTK’nın 636/3 maddesi, ikincil niteliktedir. Yani, hakimin verebileceği en son karar ortaklığın feshi kararı olmalıdır. Davacının talebi ne olursa olsun diğer çözümler duruma uygun düşmediği takdirde ancak son aşamada feshe karar verilmedir. Mahkeme öncelikle duruma uygun düşen, kabul edilebilir bir çözüm bulunup bulunmadığını araştırmalı bulunmadığına kanaat getirdiğinde son çare olarak feshe karar vermelidir. Bunun sebebi de feshin çoğu kez olumsuz sonuçlar doğurması, bir istihdam merkezinin kolayca dağıtılmamasıdır. Dairemiz kararları da bu yöndedir. (11. HD 2016/14541 E. 2018/6990 K. 2015/14221 e. 2017/3922 K.)
Somut olayda, feshi istenen şirketin % 30 payı …’na % 68,5 payı …’na ve % 1,5 payı ise Hakkı Dağsuyu’na ait iken ölümüyle mirasçılarına kalmıştır. Etap Elektrik Limited Şirketi’nin bir fabrikası vardır ve fabrika 2009 yılında kiraya verilmiştir. Ancak tarafların ve eşlerinin ortak oldukları davalı şirket dışında 2 şirket daha mevcut olup fabrika bu şirketlerden birine kiralanmıştır. Şirketin 6.000 TL olan sermayesi 2014 yılında 10.000 TL’ye çıkarılmıştır. Kayyumun bu dosyada verdiği rapora göre şirket faaliyetini devam ettirmektedir. Büyük ortak … da şirketin feshedilmemesini ve gerektiği takdirde % 30 pay ile ortak olan davacının payı ödenerek çıkarılmasını talep etmektedir.
Bu durumda mahkemece dava boyunca da şirketin faaliyetine devam ettiği, sermaye arttırımı yaptığı, fesihte taraflar yönünden de bir yarar bulunmadığı 2009 yılında da davacının hisselerini büyük ortağa devretmesi yönünde sözleşme yapıldığı, ancak taahütlerin yerine getirilmediği ve büyük ortağın şirketin feshine karar verilmemesini talep ettiği gözetilerek kabul edilebilir çözüm olarak davacının şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verilmesi gerekirken şirketin feshine karar verilmesinin doğru olmadığı kanaatiyle sayın çoğunluğun onama gerekçesine katılmıyoruz.