Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/4507 E. 2021/6708 K. 30.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4507
KARAR NO : 2021/6708
KARAR TARİHİ : 30.11.2021

MAHKEMESİ : ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada Denizli Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 14.12.2018 tarih ve 2016/1258 E. – 2018/1533 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 30.12.2019 tarih ve 2019/868 E- 2019/2495 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının davalı şirketten tip iki ekmeklik un olarak bilinen 1.750 çuval un siparişi verdiğini, bedeli için toplam 103.000,00 TL tutarında çekleri düzenleyip davalıya verdiğini, ancak un tesliminin gerçekleşmemesi nedeniyle çeklerin karşılıksız kaldığını, çeklerin iadesi için davalıya gönderilen ihtarnameye rağmen iadenin gerçekleşmediğini ileri sürerek, dava konusu çekler nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiş, 26.10.2016 tarihli dilekçesi ile de çeklerin davalı tarafından ciro edilmesi nedeniyle ödendiğini belirterek çek bedellerinin istirdatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafın iddialarının gerçek olmadığını, davacının ihtarnamesine cevap verildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamı ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; TBK’nın 207/2. maddesi uyarınca asıl olanın peşin satış olduğu ve peşin satışta mal ve bedelin aynı anda ifa edileceği hususunda yasal bir karinenin bulunduğu, yine çekin bir ödeme aracı olup, mevcut bir borcun tasfiyesi amacıyla verildiğinin kabulü gerektiği, bu yasal karinenin aksini iddia eden ve dava konusu çekin ileride teslimi kararlaştırılan un bedeline karşılık avans olarak verildiğini ileri süren davacının kendisine mal teslim edilmediği ve bu nedenle çeklerin bedelsiz kaldığı yolundaki iddiasını kanıtlamakla yükümlü olduğu, davacı tarafından davalının ticari defter ve kayıtları ile yemin deliline açıkça dayanılmadığı, davalı taraf defter ibrazında bulunmadığından ticari defter ve kayıtları üzerinde herhangi bir inceleme yapılamadığı, her ne kadar davacı kendi ticari defter ve kayıtlarına delil olarak dayanmış ise de, yalnızca davacı ticari defter ve kayıtlarının teslimin gerçekleşmediği olgusunu tek başına
kanıtlamaya yeterli olmadığı, kaldı ki bilirkişi raporuna göre taraflar arasında önceden adet oluşturacak şekilde bir ticari ilişki bulunmadığı, davacının çeklerin avans olarak verildiği yönünde ticari defterlerindeki kaydı doğrular yazılı bir belge sunamadığı, çekin bir ödeme vasıtası olması nedeniyle TBK’nın 207. maddesi uyarınca kural olarak malın teslimi ile birlikte çeklerin keşide edildiğinin kabulünün gerektiği, söz konusu yasal karinenin aksinin, ispat yükü üzerinde olan davacı tarafından kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf isteminde bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, satın alınan malın teslim edilmemesi nedeniyle mal bedeli olarak verilen çeklerden dolayı borçlu olunmadığının tespitine ilişkindir. Mahkemece davacının ticari defterleri incelenmiş, davacının defterlerinin HMK’nın 222/2. maddesi gereğince eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulduğu, açılış-kapanış onaylarının yaptırıldığı, defter kayıtlarının birbirini doğruladığı ve bu defter ve kayıtlara göre davacının keşidecisi olarak verdiği 4 adet çek nedeni ile alacak kaydının bulunduğu, mukabilinde fatura tanzim edilmemesi nedeni ile bu miktarda alacaklı bulunduğu tespit edilmiştir.
HMK’nın 222/3. maddesi gereğince, HMK’nın 222/2. maddesinde belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. Diğer tarafın belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Bu durumda mahkemece, davalıya HMK’nın 222/3. maddesi uyarınca kanuna uygun olarak tutulmuş defterlerini ibraz etmesi, etmediği takdirde davacının defterlerindeki kayıtların davacı yararına delil olarak kabul edileceği ihtarına havi aynı Yasa’nın 94. maddesi gereğince kesin süre verilip süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarının da HMK’nın 222/3. maddesi gereğince bildirilerek ihtar edilmesi, davalıya bu yönde bir ihtar tebliğ edilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 30/11/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.