YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4792
KARAR NO : 2021/6743
KARAR TARİHİ : 01.12.2021
MAHKEMESİ : ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Kemer 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29.05.2018 tarih ve 2007/394 E – 2018/200 K. sayılı kararın davalı … vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 11.10.2019 tarih ve 2018/2108 E- 2019/1890 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davalılardan …’un müvekkili hakkında Kemer İcra Müdürlüğü nezdinde kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlattığını, takibin dayanağının müvekkili tarafından imzalanan 7.658.000,00 Avro bedelli bono olduğunu, bononun müvekkilinin elinden hile yolu ile alındığını, diğer davalı …’ın bono lehtarı konumunda olduğunu, taraflar arasında her hangi bir ticari ilişki bulunmadığını ileri sürerek, müvekkilinin davalılara bono nedeniyle her hangi bir borcunun olmadığının tespitine ve davalı …’un kötü niyetli olması nedeniyle takip miktarının %40’ı kadar kötü niyet tazminatı ile cezalandırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili; müvekkilinin iyi niyetli yetkili hamil olduğunu, davacının lehtar …’a karşı ileri sürebileceği şahsi def’ileri müvekkiline karşı yöneltemeyeceğini, davacının iddialarının doğru olmadığını savunarak, davanın reddi ile müvekkili yararına alacağın %40 ından aşağı olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili; bononun kayıtsız şartsız bir borç ikrarı niteliğinde olduğunu, davacının iddialarını yazılı bir belge ile kanıtlaması gerektiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunmalar, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında ticari bir ilişkinin mevcut olduğunun ispatlanamadığı, davalıların iddialarının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, ticaret hayatında bedelleri bu kadar yüksek meblağlı olan işlerin usulüne uygun olmayan basit belgelerle yapılmış olması, ödemelerin bankadan değil elden yapılması ve belgelerdeki bir kısım eklemelerin sonradan yapıldığının bilirkişi raporu ile tespit edilmesi halleri hep birlikte değerlendirildiğinde, davacının davalılar tarafından ceza dosyasında da belirtildiği üzere kandırılmış olduğu, Antalya 2.Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2016/102 sayılı dosyasında davalılar dolandırıcılık suçuyla yargılanmış olup, Yargıtay tarafından Antalya 8.Asliye Ceza Mahkemesi’nin dosyasıyla birleştirme yapılması yönüyle bozma kararı verildiği, ceza davasında toplanan kanıtlar, özellikle eylemin hukuka aykırılığını ve nedensellik bağını saptayan maddi olguların hukuk hakimini bağlayacağı, tüm bu nedenlerle ceza mahkemesinin vermiş olduğu kararla mahkemece toplanan kanıtların bir arada değerlendirilmesi sonucu davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği, ayrıca davalıların belirtilen nedenlerle icra takibini kötü niyetle başlattıklarının sabit olduğu gerekçesi ile, davanın kabulüne, davacının Kemer İcra Müdürlüğü’nün 2007/849 Esas sayılı dosyasındaki 06/09/2005 tanzim tarihli ve 06/03/2007 tarihli 7.658.000,00 Avro miktarlı bonodan ve işlemiş faizinden dolayı davalılara karşı borçlu olmadığının tespitine, takip miktarının %40’ı olan 5.766.284,00 TL icra inkar tazminatının davalılardan …’dan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı … vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davalıların da aralarında bulunduğu sanıklar hakkında yapılan ceza yargılamasında; sanıkların davaya konu bonoyu fark ettirmeden davacıların murisi …’e imzalattıkları ve sanıkların menfaat temin etmek suretiyle …’ü dolandırdıkları tespit edilerek müsnet suçtan ayrı ayrı cezalandırılmalarına karar verildiği, eldeki davada davalılardan …’un davacıya ait taşınmazları alacak ekonomik gücü olmadığının belirlendiği, yine aynı şekilde davacı hakkında başlatılan icra takibi tebligatının davacıya ait şirkette şoför olarak çalışan … tarafından alındığı ve davacıya haber verilmediği, alınan tanık beyanları itibariyle davacının taşınmazlarını satma yönünde bir iradesi bulunmadığı gibi davalıların anlatımlarını doğrular nitelikte pazarlıklar yapıldığı ve bir kısım yüklü ödemeler alındığının da tespit edilemediği, olay kurgusu ve akışı göz önüne alındığında, davacının iddialarının sübut bulduğu, henüz kesinleşmeyen ceza mahkemesi kararında yer alan ve davalılar tarafından dosyaya sunulan sözleşme örnekleri, makbuz, ibraname gibi belgeler altındaki imzaların transfer yolu ile sahte olarak düzenlendiği yönündeki bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde; ceza mahkemesi dosyasının sonucunun beklenmesine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçei ile, davalı … vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı … vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
1-Dava, bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davaya konu senet ile ilişkili olarak davalılar hakkında açılan ceza davasında; sahtecilik suçuna ilişkin zamanaşımı sebebiyle düşme kararı verildiği ve bu kararın onandığı, dolandırıcılık suçuna ilişkin olarak ise davalılar … ve …’un dava dışı … ve … ile karar verip uygulamak suretiyle davaya konu senedi fark ettirmeden davacıların murisi …’e imzalattıkları ve davalıların da içinde bulunduğu sanıkların menfaat temin etmek suretiyle davacıların murisi …’ü dolandırdıkları tespit edilerek davalıların mahkumiyetine karar verildiği, ancak kararın Yargıtay aşamasında olup henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda, doğrudan ilişkili olması nedeniyle davalılar hakkında devam eden ceza yargılamasının sonucunun beklenilmesine karar verilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne ve Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozularak kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı … vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalı …’a iadesine, 01/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.