Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/5429 E. 2021/6432 K. 22.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/5429
KARAR NO : 2021/6432
KARAR TARİHİ : 22.11.2021

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasındaki davadan dolayı İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 02.10.2019 gün ve 2016/227 E. – 2019/748 K. sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve katılma yoluyla davalılar vekili tarafından istenilmekle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
1-) 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3. maddesinin 2. fıkrası gereğince somut olaya gereken 1086 sayılı HUMK’un 21/07/2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun ile değişik 427/2. maddesi hükmüne göre, miktar veya değeri 1.000,00 TL’yi geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar kesindir. Bu miktar, temyize konu kararın verildiği 03.07.2019 tarihi itibariyle 3.200,00 TL’dir. Dava, itirazın iptali istemine ilişkin olup, davacı yan, icra takibiyle 269,89 TL nakdi alacağın tahsilini ve 49 adet meri teminat mektubunun bedeli olan 23.631,39 TL’nin depo edilmesini istemiş, mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, 269,89 TL nakdi alacağa ilişkin itirazın iptaline, 06.03.1996 tarihli ve 321,03 TL tutarlı teminat mektubuna ilişkin davanın reddine ve davadan sonra davacı bankaya iade edilen 48 adet teminat mektubuna ilişkin talep hakkında ise konusuz kaldığından bahisle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Davacı yanca, 06.03.1996 tarihli ve 321,03 TL tutarlı teminat mektubuna ilişkin davanın reddine dair karara karşı temyize başvurulmuşsa da redde konu miktarın yukarıda belirtilen Yasa hükmü uyarınca temyiz sınırının altında kaldığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla, kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01/06/1990 gün, 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay tarafından da temyiz isteminin reddine karar verilebileceğinden, davacı vekilinin temyiz isteminin miktar itibariyle reddine karar vermek gerekmiştir.
2-) Davalılar vekilinin temyiz istemine gelince, davalı tarafça kararını tebliği üzerine süresinde temyiz isteminde bulunmayıp, sonradan davacının temyizine katılma suretiyle temyiz dilekçesi verilmiştir. Katılma yoluyla temyiz, asıl temyiz talebine bağlıdır. Diğer bir deyişle; katılma yoluyla temyizin incelenebilmesi için; karşı tarafın usulüne uygun, süresinde ve temyizi kabil bir karara yönelik temyiz isteminin varlığı gerekir. Somut olayda, davacının temyiz istemi miktar bakımından temyizi kabil olmayan bir karara ilişkin olmakla usulüne uygun bir temyizin varlığından söz edilemeyeceğinden davalı yanın bu temyize katılmasına hukuki olanak bulunmamaktadır. Bu nedenle davalı yanın temyiz isteminin de reddi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin miktardan REDDİNE, yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin katılma yoluyla ileri sürdüğü temyiz isteminin reddine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden davalılara iadesine, 22/11/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.