YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/6607
KARAR NO : 2021/7139
KARAR TARİHİ : 15.12.2021
MAHKEMESİ : ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 22. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi’nce bozmaya uyularak davanın esastan reddine dair verilen 30.06.2020 tarih ve 2020/219 E. – 2020/759 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, ortakları davalı … ile davacı … olan adi ortaklığın davalı bankadan kredi kullandığını, ortakların ve davacıların murisi olan …’in kullanılan krediye kefil olduklarını, …’in ayrıca taşınmazını krediye teminat olarak ipotek verdiğini, davacıların murisi olan …’inde 23.05.2001 tarihinde vefat ettiğini, sonrasında kredi borcunun davalı … tarafından 13.02.2014 tarihinde 42.000.- TL olarak davalı bankaya ödendiğini, davalı bankanın ödenen miktarı ve ipoteği davalı …’e temlik ettiğini, davalı …’in bu temlikname ile davacılar murisi adına kayıtlı dava konusu taşınmazlar üzerine kendi lehine ipotek tesis ettirdiğini, davalı …’in adi şirketin borcundan dolayı ortak sıfatıyla şahsi ve sınırsız sorumluluğu olduğunu, kredi borcunun yapılan bu ödeme ile kapandığını, kefillerin de sorumluluğunun sona erdiğini, ancak davalı banka tarafından borcun tamamı ödendiği halde ipoteğin kaldırılmadığını, ayrıca kefaletin 10 yıl geçmekle zamanaşımına uğradığını belirterek, davalılar lehine kurulan ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, husumetin bankaya yöneltilemeyeceğini, ipoteğin diğer davalı …’na devredildiğini, davalı …’nun şirketin tek ortağı olmadığı için müteselsil kefil sıfatıyla ayrıca imzasının alındığını ve bu sıfatla da borcu ödemiş olduğunu, 6098 sayılı TBK’nın 598. maddesindeki 10 yıllık sürenin geçmesiyle kefaletin son bulacağına dair iddiasının yersiz olduğunu, sözleşme tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı B.K’nın 492-494 maddelerinde böyle bir sürenin ön görülmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı … vekili, teminat mektubundan kaynaklanan 42.000,00 TL kredi borcunun davalı bankaya ödendiğini, adi ortaklardan birinin diğer ortak adına ödemiş olduğu miktar kadar alacağının doğacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince; teminat mektubundan kaynaklanan borcun tamamının davalı bankaya ödendiği, davalı …’nun Efor Mühendislik ve Otomotiv Ortakları Adi Şirketinin ortağı olduğu, şirketin davalı bankaya olan borcundan şahsen, sınırsız ve müteselsilen sorumlu olduğu, borcun asıl borçlusu ve aynı zamanda kefili olamayacağı, ipoteğin adi şirketin bankaya olan borcunun teminatı olduğu, ortaklar arasındaki iç ilişkinin teminatı olarak düşünülemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hükme karşı davalılar vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, davalıların istinaf talebinin kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacıların davalı … yönünden ipoteğin kaldırılması talebinin reddine, ipoteğin bu davalı yönünden 42.0000,00 TL miktar ile sınırlı olarak devamına karar verilmiş; bu kararın davacılar vekili ve davalı banka vekili tarafından temyizi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince kurulan karar Dairemizin 2017/3061 E. – 2019/5159 K. ve 14/11/2019 tarihli ilamıyla davacılar yararına bozulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada tüm dosya kapsamına göre; mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, Bölge Adliye Mahkemesince uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davalılar vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalılar vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 2.305,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı …’ndan alınmasına, aşağıda yazılı bakiye 1.690,63 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı …den alınmasına, 15/12/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.