YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/15888
KARAR NO : 2013/1286
KARAR TARİHİ : 13.02.2013
Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan hükümlü …’un bozma üzerine yapılan yargılaması sonunda; eylemi ırza ve namusa tasaddide bulunma kabul edilerek dava zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle kamu davasının ortadan kaldırılmasına dair … 1. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 16.04.2009 gün ve 2006/332 Esas, 2009/104 Karar sayılı hükmün süresi içinde mağdure vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine katılan sıfatını almayan mağdure vekilinin hükmü temyize hakkı bulunmadığı gerekçesiyle vâki temyiz isteminin reddine dair aynı mahkemece verilen 18.01.2010 gün ve 2006/332 Esas, 2009/104 Karar sayılı Ek Kararın mağdure vekilince temyiz edilmesi sonrası, Dairemizin 28.06.2012 gün ve 2012/4794 Esas, 2012/7458 Karar sayılı ilamı ile “5252 sayılı Kanunun 9/4. maddesi uyarınca kesin hükümle sonuçlanmış olan davada sonradan yürürlüğe giren bir kanunla ilgili olarak lehe hükmün belirlenmesi ve uygulanması amacıyla yapılan yargılama bakımından dava zamanaşımına ilişkin hükümlerin uygulanamayacağı gözetilmeden, hükümlü hakkındaki davanın zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına dair karara yönelik kanun yararına bozma isteminde bulunulabileceği nazara alınarak, yapılan incelemede mağdure vekilinin temyiz isteminin reddi ile Ek Kararın Onanmasına” karar verilmesi sonrası dosyanın gönderildiği mahkemenin ihbar yazısına istinaden … Cumhuriyet Başsavcılığınca anılan hükme karşı kanun yararına bozma yoluna gidildiği dosya kapsamından anlaşılmakla, 5271 sayılı CMK.nın 309. maddesi gereğince kararın bozulması lüzumu Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 03.12.2012 gün ve 67937 sayılı, kanun yararına bozma istemlerine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye ihbar ve dava evrakı birlikte tevdi kılınmakla gereği düşünüldü:
5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun lehe hükümlerin uygulanmasında usul kenar başlıklı 9. maddesinin 4. fıkrasında yer alan “Kesin hükümle sonuçlanmış olan davalarda sonradan yürürlüğe giren bir kanunla ilgili olarak lehe hükmün belirlenmesi ve uygulanması amacıyla yapılan yargılama bakımından dava zamanaşımına ilişkin hükümler uygulanmaz” şeklindeki düzenleme karşısında hükümlü hakkında ırz ve namusa tasaddide bulunma suçundan kurulan 04.07.2011 gün ve 1999/245 Esas, 2001/177
Karar sayılı hükmün temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 08.05.2003 gün ve 2002/4658 Esas, 2003/2714 Karar sayılı ilamıyla onanarak kesinleşmesinin ardından 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK ile ilgili olarak yapılan uyarlama yargılaması sonunda verilen 26.08.2005 gün ve 2003/159 Esas, 2004/59 Karar sayılı Ek Kararın Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 08.06.2006 gün ve 2006/5748 Esas, 2006/5206 Karar sayılı ilamı ile bozulmasından sonra mahkemece bozma kararına uygun şekilde lehe kanun karşılaştırmasının yapılarak hüküm kurulması gerekirken suç tarihi itibarıyla lehe kabul edilen ırz ve namusa tasaddide bulunma suçuyla ilgili olarak 765 sayılı TCK.nın 102/4 ve 104/2. maddeleri gereğince belirlenen uzamış dava zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın ortadan kaldırılmasına karar verilmesi,
Kanuna aykırı ve bu itibarla kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname münderecatı yerinde görüldüğünden, … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.04.2009 gün ve 2006/332 Esas, 2009/104 Karar sayılı hükmünün CMK.nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahkemesince yapılmasına ve dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.