YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6632
KARAR NO : 2021/6460
KARAR TARİHİ : 22.11.2021
MAHKEMESİ : ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Alanya 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 30.01.2018 tarih ve 2016/375 E. – 2018/28 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 27.06.2019 tarih ve 2018/2092 E. – 2019/1338 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı tarafından davacı hakkında icra takibi başlatıldığını, takip konusu 9.500.000,00 TL’lik bononun 2.200.000,00 TL’lik kısmının takibe konulduğu, kalan 7.300.000,00 TL kısım için de hakların saklı tutulduğunu, söz konusu senedin davalı tarafından hile ile alındığını, bu hususta davalı hakkında Alanya Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu ileri sürerek takibe konu senede yönelik borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının iddialarını yazılı delille ispat etmesi gerektiğini, kambiyo senedine dayalı bonoya karşı tanık dinlenemeyeceğini, ispat yükünün davacıda olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, bonaya dayalı menfi tespit davalarında kural olarak ispat yükünün davacı borçluda olduğu, davacı vekili tarafından bononun hile ile ve teminat senedi olarak düzenlendiği, taraflar arasında alış veriş bulunmadığı, bu nedenle de ispat yükünün davalı alacaklı da olduğu iddia edilmiş ise de dosya kapsamındaki deliller, dinlenen tanık beyanları dikkate alındığında bononun davacı tarafından imzalandığı, davacının bu beyanı ile bono metnindeki düzenlenme nedenini talil ettiği, ispat külfetinin davacı borçluya ait olduğu ve bononun teminat olarak alacaklıya verildiğinin usulüne uygun deliller ile kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı tarafın bononun şufa bedelinin teminatı olarak düzenlendiğini iddia ettiği, HMK’nın 200 vd. maddeleri uyarınca bir senedin teminat senedi olduğunun kesin delil ile ispat edileceği, davacının senedin hile ile alındığı şikayeti üzerine Alanya Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2016/4995 soruşturma sayılı dosyasında takipsizlik kararı verildiği, senet metnindeki imzaların davacı tarafça inkar edilmediğinden senedin hile ile elinden alındığı ve boş olan kısımların anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddialarının ispat yükünün davacı tarafta olduğu, davacı tarafın hile iddiasını tanık beyanlarıyla ispat edemediği gibi senedin teminat senedi olduğu ve anlaşmaya aykırı olduğu hususlarını yazılı delille ispat edemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
Dava hile ile senet imzalatıldığı iddiasıyla açılan menfi tespit davasıdır. İlk Derece Mahkemesince davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi’nce davacının senedin hile ile alındığı şikayeti üzerine takipsizlik kararı verildiği, davacının hile iddiasını tanık beyanlarıyla ispat edemediği gibi senedin teminat senedi olduğu ve anlaşmaya aykırı olduğu hususlarını da yazılı delille ispat edemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Ancak, davalı hakkında davacı tarafça yapılan suç duyurusu neticesinde Alanya Cumhuriyet Başsavcılığı’nca verilen 2016/4955-2017/899 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine, Alanya 2. Sulh Ceza Hakimliği’nin 09.08.2017 tarih 2017/865 Değişik İş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verilmiştir. İşbu karar, Adalet Bakanlığı’nca düzenlenen 07.08.2018 günlü kanun yararına bozma talebine istinaden Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin 10.09.2018 tarih 2018/4180 Esas 2018/5385 sayılı kararı ile bozulmuş, Alanya Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2018/20560 Soruşturma sayılı dosyası ile davalı hakkında iddianame düzenlendiği anlaşılmıştır. Buna göre açılan ceza davası bekletici mesele yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 22/11/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.