YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9444
KARAR NO : 2021/12242
KARAR TARİHİ : 09.12.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ve hüküm taraflarca temyiz edilmediğinden 03.05.2012 tarihinde kesinleşmiş olup, davalı vekilinin 13.02.2018 tarihli dilekçe ile hükmün tavzihini istemesi üzerine Mahkemece, davalı vekilinin tavzih talebinin kabulüne karar verilmiş ve bu karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava konusu … İli … İlçesi … Köyü 3217 ada 7 parsel 374 m2 arsa vasfında olup 01.03.3000 tarihinde imar yoluyla 124/374 hisse ile … , 250/374 hisse ile … Belediyesi adına iken 11.05.2001 tarihinde … hissesini, 18.03.2002 tarihinde ise Belediye hissesini satın almakla tam hisse ile … oğlu … adına kayıtlıdır. Taşınmazın beyanlar hanesinde 07.02.1995 tarihinde “6831 sayılı Kanun’un değişik 2. maddesine istinaden Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan alanda kalmaktadır” şerhi bulunmaktadır. Dava konusu taşınmaz hükmün kesinleşmesinden sonra 09.02.2017 tarihinde 3217 ada 15 ve 16 parseller olarak ifraz edilmiş olup 3217 ada 15 parsel, 307 m2 orman vasfıyla tam hisse ile Hazine adına; 3217 ada 16 parsel ise 67 m2 arsa vasfıyla tam hisse ile … adına kayıtlıdır.
Davacı Hazine vekili, …/… Köyü 3217 ada 7 parsel taşınmazın orman sınırları içerisinde olan ve Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan kısmının davalı adına olan tapusunun iptali ile Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, … İli … İlçesi … köyü 3217 ada 7 parsel taşınmazda fen bilirkişisi … tarafından hazırlanan krokili rapora göre C ile gösterilen 307 m2 lik kısmının orman sayılan alanda kaldığı gözetilerek bu kısmın davalı adına tapunun iptali ile davacı Hazine üzerine tesciline , bakiye kalan kısmının davalı üzerinde aynen bırakılmasına karar verilmiş ve hüküm, taraflarca temyiz edilmediğinden 03.05.2012 tarihinde kesinleşmiştir.
Bilahare, 13.02.2018 tarihinde davalı vekilince tavzih talebinde bulunulması üzerine Mahkemece, davalı vekilinin tavzih talebinin kabulüne, mahkemenin 2006/530 Esas, 2007/349 Karar sayılı ilamının hüküm kısmındaki ”C ile gösterilen 307 m2’lik kısmın orman sayılan alanda” kısmının tavzihen düzeltilmesi sonucunda “Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerde olduğu” ibaresi eklenerek düzeltilmesine karar verilmiş ve tavzih hükmü, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, orman tahdit hattı içindeyken davalılar lehine tapu kaydı tesis edildiğinden bahisle açılan tapu iptali ve tescil davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün tavzihine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre, mahkemece verilen bir kararda düzeltme yapılabilmesi iki hal ile sınırlı olarak kabul edilmiştir.
Bu hallerden ilki 304. maddede düzenlenen “hükmün tashihi”, diğeri ise 305. maddede düzenlenen “ hükmün tavzihi”dir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun hükmün tashihini düzenleyen 304. maddesinde, “Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir.” kuralına; hükmün tavzihinin yer aldığı 305. maddesinde ise “”Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir.Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez.” kuralına yer verilmiştir.
Somut olaya gelince; davalı vekili tarafından, hükümde C ile gösterilen kısmın orman sayılan alanda kaldığı belirtilmişse de dosyada alınan bilirkişi raporunda, bu kısmın orman sınırları dışına çıkarılan yer olduğunun, maki tefrik sahası içerisinde kaldığının belirtildiğini ileri sürülerek, bilirkişi raporundaki bu tespit gözetilmek suretiyle, hükümdeki “orman sayılan alanda kaldığı” ifadesinin “orman sınırları dışına çıkartılan yerde kaldığı” şeklinde tavzihen düzeltilmesi talep edilmiştir. Mahkemece, bilirkişi raporunda geçen “1980 yılında 1744 SY ile değişik 2. md uygulamasında C=307 m2’lik yerin Hazine adına orman dışına çıkartılan (P.X) nolu yerde kaldığı ve 23.05.1980 de ilan edilerek kesinleştiği ve 5653 SY uygulamasında maki tefrik sahası içinde kaldığı” şeklindeki tespit dikkate alınarak, HMK’ nin 305/1 maddesine göre icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını ya da aykırılığın giderilmesini isteyebileceği ve tapudan icra edilip edilmediği sorularak icra edilmediğinin anlaşıldığı gerekçesiyle, tavzih talebinin kabulü ile Mahkemenin 2006/530 Esas, 2007/349 Karar sayılı ilamının hüküm kısmındaki ”C ile gösterilen 307 m2’lik kısmın orman sayılan alanda” kısmının tavzihen düzeltilmesi sonucunda “Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğu” ibaresi eklenerek düzeltilmesine karar verilmiş ise de, İlk Derece Mahkemesince hüküm fıkrasına “tavzih ya da tashih” adı altında hükmü değiştirecek şekilde ekleme ve çıkartma yapılamaz. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 304 ve 305. maddelerine aykırı şekilde hüküm fıkrasına ekleme yapılması ya da çıkartılması hukuk güvenliğini zedeleyici nitelikte olup, yasaktır.
Kaldı ki; Mahkemece “icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını ya da aykırılığın giderilmesini isteyebileceği ve tapudan icra edilip edilmediği sorularak icra edilmediği” gerekçesiyle 27.04.2018 tarihinde tavzih talebinin kabulüne karar verilmiş ise de, tavzih kararından önce 11.04.2018 tarihinde Tapu Sicil Müdürlüğü’nden gelen tapu kayıtlarından hükmün 09.02.2017 tarihinde infaz edildiği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; Mahkemece, tavzih talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabul kararı verilmesi doğru görülmediğinden, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve yasaya aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 09.12.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.