YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/802
KARAR NO : 2022/45
KARAR TARİHİ : 10.01.2022
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Dava : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
Davacının tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin hüküm, davalı vekili ve mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Karar tarihi itibariyle temyiz kesinlik sınırının 2.190 TL olduğu ve silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 07.03.2012 – 11.09.2012 tarihleri arasında 6 ay 4 gün iletişimin tespiti tedbiri uygulanan davacı lehine hükmedilen tazminat miktarının 1.000 TL olması nedeniyle hükmün kesin olduğu görülmekle;
6100 sayılı HMK’nın geçici 3. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan ve 21.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanunun 2. maddesi ile değişik HUMK’un 427. ve ek 4. maddelerindeki temyiz sınırı ve hükmolunan tazminat miktarına göre hükmün kesin olması nedeniyle davalı vekilinin ve mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin 1086 sayılı HUMK’un 432. maddesi gereğince isteme uygun olarak REDDİNE, 10.01.2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunun 142/7. madde ve fıkrası uyarınca koruma tedbiri nedeniyle tazminat davalarında duruşma açılarak karar verilmesi kuralı kabul edilmiştir. Aynı Kanunun 188/1. madde ve fıkrası uyarınca duruşmada Cumhuriyet savcısının bulunması zorunlu olup, yine Aynı Kanunun 142/8. madde ve fıkrasındaki “Karara karşı, istemde bulunan, Cumhuriyet savcısı veya Hazine temsilcisi, istinaf yoluna başvurabilir; inceleme öncelikle ve ivedilikle yapılır.” hüküm uyarınca Cumhuriyet savcısına 260. maddedeki kanun yoluna başvuru yetkisi bu davalar için ayrıca tanınmıştır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 12/12/1977 tarih, 393/435 sayı ve 23/03/1992 tarih, 3/68-91 sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere, kişisel hakka ilişkin taleplerle ilgili olarak Cumhuriyet savcısının temyiz isteminde bulunamayacağı; sadece kamu düzenini ilgilendiren konularda temyiz isteminde bulunabileceği, bu kapsamda koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında, Cumhuriyet savcısının belirlenen tazminat miktarına yönelik olarak temyiz hak ve yetkisinin bulunmadığı kabul edilmiştir. Ancak somut olayımızda mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz nedeni incelendiğinde, davacı hakkında mahkemeden usulüne uygun olarak iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması kararı alınarak ve bu kararın yine usulünce uygulandığı, yasal sürelerin dışına çıkılmadığı, davacı hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilerek iletişimin dinlenmesi nedeni ile CMK 137/4. maddesi uyarınca ilgili kişilere gerekli bildirimin yapıldığı, kayıtların da CMK 137/3. maddesi uyarınca imhasına karar verildiği, bu itibarla; olayda herhangi bir kişisel kusur ve haksız fiil bulunmadığı, sadece kovuşturmaya yer olmadığı kararının verilmesinin tazminat hakkı doğurmayacağı şeklindeki nedenlerle temyiz isteminde bulunduğu bu taleplerin ise tazminat miktarına ilişkin olmayıp, tazminat şartlarının oluşup oluşmadığına ilişkin olduğu ve bu halin kamu düzenini ilgilendiren bir olgu olduğu, aksi bir durumda Cumhuriyet savcısının duruşmalara katılımının sağlanmasının ve kanun yoluna başvuru hakkının tanınmasının bir etkisinin olmayacağı sonucunu doğuracağı gözetildiğinde, incelemeye konu dosyada davalı Hazine açısından karar tarihine göre miktar itibariyle kesin olan bir hükmün Cumhuriyet savcısı açısından da kesin olacağı ve temyiz isteminin reddine ilişkin çoğunluk görüşüne, Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin kamu düzeni kapsamında olduğu ve temyiz istemi nedenine göre dosyanın esastan incelenerek karar verilmesi gerektiği düşüncesinde olduğumuzdan katılamıyoruz.