YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/11763
KARAR NO : 2021/11766
KARAR TARİHİ : 29.11.2021
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalılar … ve … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … İdaresi, 2012 yılında … İlçesi … Köyünde 6831 sayılı Kanun’un 2/B maddesi uyarınca yapılan çalışmalar sırasında (LXXXV, XLVIII) poligon numaraları ile 2/B maddesi uyarınca orman sınırı dışına çıkarılan taşınmazların orman vasfını yitirmediklerini belirterek, 2/B çalışmalarının iptali ile taşınmazların orman sınırları içerisine alınması istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davalı … ve Su İşleri Bakanlığı aleyhine açılan davanın kabulüne, diğer davalılar aleyhine açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, … İli … İlçesi … Köyü P.LXXXV nolu 2B parselinin 134 ada 2, 134 ada 3, 134 ada 5 kadastral parsel içinde kalan fen bilirkişi raporunda A ile gösterilen kısmının, orman sınırı dışına çıkarılma işleminin iptaline, taşınmazın halen orman niteliğiyle Hazine adına tapuya kayıtlı olduğundan yeniden sicil oluşturulmasına yer olmadığına, … İli … İlçesi … Köyü P.XLVIII nolu 2B parselinin 103 ada 1 ve 103 ada 2 nolu kadastral parsel içinde kalan kısmının, orman sınırı dışına çıkarılma işleminin iptaline, taşınmazın halen orman niteliğiyle Hazine adına tapuya kayıtlı olduğundan yeniden sicil oluşturulmasına yer olmadığına, … İli … İlçesi … Köyü P.XLVIII nolu 2B parselinin 103 ada 5 , 103 ada 12 nolu kadastral parsel içinde kalan fen bilirkişi raporunda A ve A1 ile gösterilen kısmının, orman sınırı dışına çıkarılma işleminin iptaline, taşınmazın halen orman niteliğiyle Hazine adına tapuya kayıtlı olduğundan yeniden sicil oluşturulmasına yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davalılar … ve … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davalı … ve Su İşleri Bakanlığı dışındaki davalılar yönünden, husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de, verilen bu karar usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki; 6831 sayılı Kanun’un 11. maddesinin üçüncü fıkrasında, Orman Yönetimi tarafından orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamalarına karşı açılacak davalarda hasım, hak sahibi gerçek ve tüzel kişiler olarak gösterilmiştir. Eldeki davada, davalıların taraf sıfatının bulunup bulunmadığı, kanundaki “hak sahipliği” kavramının şerh edilmesiyle açıklığa kavuşturulabilir.
6831 sayılı Kanun’un 11. maddesinin ikinci fıkrasında, “hak sahibi gerçek ve tüzel kişiler tarafından açılacak sınırlamaya itiraz davalarında hasım …; 2. maddeye göre orman sınırları dışına çıkarma işlemlerine karşı açılacak itiraz davalarında ise hasım Hazine ve Orman Genel Müdürlüğüdür.” denilmektedir. Bu maddedeki “hak sahipliği” kavramı yerleşmiş Yargıtay uygulamaları ile, tapulu taşınmazlarda tapu sahipliği, tapusuz yerlerde ise 3402 sayılı Kanun’un 17. maddesinde öngörülen 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği bulunan gerçek ve tüzel kişiler olarak kabul edilmiştir. Başka bir ifadeyle, bir taşınmaz üzerinde lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşulları gerçekleşmiş olan kişiler tarafından sınırlamaya itiraz davalarının açılabileceğidir. Bu durumda, evrensel hukukun genel ilkelerinden olan silahların eşitliği ilkesinden hareketle, aktif dava ehliyeti için taşınmaza zilyet olmak kabul edildiğine göre, pasif dava ehliyeti için zilyetliğin öncelikli olarak kabulü gerekir. Bu durumda pasif husumet yönünden bir taşınmaza zilyet olmak yeterli kabul edilmelidir. Kaldı ki, 20.11.2012 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Orman Kadastrosu ve 2/B Uygulama Yönetmeliğinin, “2/B uygulama tutanaklarında yer alacak hususlar” başlıklı 31. maddesinin (d) bendinde, “orman sınırları dışına çıkarılacak yerlerin ormana bitişik sınırlarında kalan kısımlarının halen ve fiilen kimlerin işgali altında bulunduğunun tutanaklarda gösterileceği” düzenlenmiştir.
Eldeki davada, bölgede yapılan 2/B uygulaması sırasında, 2/B çalışma tutanağında taşınmazın halen davalı gerçek kişilerin işgalinde olduğu belirtmesi yapılarak orman sınırları dışına çıkartılmıştır. Bu durumda, taşınmazın orman olarak tapuda kayıtlı olduğu dönemdeki zilyetlik kabul edilmese dahi, 2/B madde ile orman sınırları dışına çıkartıldıktan ve çalışma tutanağında da zilyet belirlemesi yapıldıktan sonra, yönetmelik hükümleri ile 6831 sayılı Kanun’un 11. maddesinin 2 ve 3. bentlerinde ifade edilen hak sahipliği statüsünün şartlarının oluştuğunun kabulü gerekir. Buradaki zilyetlik, hak sahipliği açısından Mahkemece dikkate alınarak değerlendirme yapılması gereken bir haktır. Her ne kadar, 2/B madde uygulaması ile orman sınırları dışına çıkartılan yerler Hazine adına çıkarılmakta ise de, özellikle 6292 sayılı Kanun’un yürürlüğünden sonra, 2/B madde alanlarının kullanıcılarına satılması ve/veya bedelsiz iadesi (tapulu alanlar için) sözkonusu olduğundan, bu yerin 2/B madde ile orman sınırları dışına çıkartılmasında davalı olan zilyedin hukukî yararının bulunduğu da tartışmasızdır.
Bu itibarla; Mahkemece, davalı gerçek kişiler aleyhine açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi doğru değil ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hükmün bu yönden düzelterek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalılar … ve … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın hüküm fıkrasının 1. ve 2. bendindeki a ve b bölümlerinin tümüyle çıkartılarak yerlerine “Davanın kabulü ile,” ibaresinin yazılmasına, hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 3402 sayılı Kanun’un 36/A maddesi gereğince harç alınmasına mahal olmadığına, 29.11.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.