YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/6355
KARAR NO : 2021/7315
KARAR TARİHİ : 22.12.2021
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 19. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16.02.2017 gün ve 2016/399 – 2017/36 sayılı kararı onayan Daire’nin 12.06.2020 gün ve 2018/1875 – 2020/1015 sayılı kararı aleyhinde davacılar vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, davalı … tarafından müvekkili aleyhine icra takibine konulan bononun vade tarihinin tahrif olunduğunu ve bedelin vadeden önce davalı …’ye ödendiğini, davalı hamil …’ın iyi niyetli olmadığını ve dolandırılmak istendiğini ileri sürerek davalılara borçsuzluğun tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia,savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davanın reddine dair verilen kararın davacılar vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce onanmıştır.
Davacılar vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava, ödeme suretiyle bedelsiz kaldığı ileri sürülen senetten dolayı borçlu olunmadığının tespiti davasıdır.
Mahkemece davacıların ödeme savunmalarını kanıtlayamadıkları gerekçesiyle davanın reddine dair verilen bir önceki karar, Dairemizin 09.06.2016 tarihli ilamıyla, davacı yanca ödeme savunması zımnında dosyaya sunulan davalı …’nin de imzasını havi nitelikteki 25.11.2007 tarihli tutanağa ve içeriğine işaretle, söz konusu tutanağın senet üzerindeki etkisinin değerlendirilerek bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmuş, mahkemece uyulan bozma ilamı çerçevesinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak mezkur tutanağın üzerindeki senedin ödendiğine dair el yazısı ile dercedilmiş ibarelerin metne sonradan eklendiğinin anlaşıldığı, bu durumda davacı dayanağı mezkur tutanağın senedi hükümden düşürücü etkisi bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ve karar Dairemizce onanmıştır.
1- Dairemizin yukarda sözü edilen bozma ilamı içeriği uyarınca, uyuşmazlığın çözümü, 25.11.2007 tarihli tutanağın senedin ödendiğine ilişkin bir belge olarak kabul edilip edilmeyeceğinin belirlenmesi ile mümkündür. Söz konusu tutanakta dökümü yapılan 55.000 TL tutarındaki ödemenin doğrudan dava konusu senet için yapıldığını gösteren el yazısı ibarelerin senede sonradan eklendiği bilirkişi marifetiyle belirlenmiş ise de, Dairemizin bozma ilamı sadece bu ibarelere dayalı bir değerlendirme ile yetinilmesini öngörmeyip mezkur tutanağın bütünüyle senede etkisinin bulunup bulunmadığının araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesine işaret etmektedir. Bu durumda, yerel mahkemece, sadece tutanak üzerindeki el yazısı ibarelerle ilgili değerlendirmeye dayalı olarak sonuca varılması doğru olmamıştır.
Nitekim, el yazısı ile sonradan eklenen ibareler nazara alınmayacak olsa dahi, dava dosyasına delil olarak sunulan 18.11.2007 tarihli belgede, davalı senet lehdarı …’nin takibe konu senet için elden 5.000.- TL aldığı yazılı olup aynı ödemeye daha sonra düzenlendiği anlaşılan 25.11.2007 tarihli tutanaktaki dökümde de yer verildiği gözlenmektedir. Taraflar arasında tek bir borç ilişkisinin bulunduğu ve dava konusu senedin de bu ilişkiden kaynaklanan borç için düzenlendiği konusunda bir uyuşmazlık yoktur. Her ne kadar davalı …, borcun senette öngörülenden daha fazla olduğunu ileri sürmüş ise de bu yöndeki savunmasını TMK’nın 6. maddesi çerçevesinde uygun delillerle kanıtlayamamıştır. Şu halde, 25.11.2007 tarihli tutanakta dökümü gösterilen ödemelerin dava konusu senede yönelik olduğunun, ödemelerin tutarı gözetildiğinde, senedin bedelsiz kaldığı yolundaki davacı iddiasının HMK’nın 200. maddesi çerçevesinde kanıtlandığının kabulü zorunludur.
Senedin lehdara yapılan ödeme ile bedelsiz kaldığına yönelik varılan sonuç itibariyle, bu aşamada, diğer davalı olup senedin son hamili ve takip alacaklısı davalı …’a yönelik olarak davacı iddialarına ilişkin sunulan kanıtların incelenmesi gerekmektedir. Davacı yan, 6762 sayılı TTK’nın 599/1. maddesi dairesinde, anılan davalının bedelsiz kalan senedi bunu bilerek ve kötüniyetle iktisap ettiğini ileri sürmektedir. Hemen belirtmek gerekir ki, bu yöndeki iddiaların her türlü delille kanıtlanabilmesi olanaklıdır.
Bu yönde yapılan incelemede, davalı senet lehdarı …’nin Üsküdar Cumhuriyet Başsavcılığı’na vermiş olduğu 28.03.2008 tarihli şikayet dilekçesinde ve aynı gün müşteki sıfatıyla alınan ifadesinde dava konusu senedi icra takibine kendisinin koyduğunu beyan ettiği, keza senet üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde senet arkasında bulunan davalı son hamil …’a ait imzanın adı geçene ait olmadığı yolunda rapor tanzim edildiği ve anılan davalı tarafından bu olguya itiraz edilmediği görülmekte olup sabit olan bu hususların, davalı … ile diğer davalı vekili arasındaki faks mesajı ile senedin suretinin Edremit’e gönderilmesi, … tarafından aynı gün Edremit’te düzenlenen vekaletnameye dayalı olarak Suşehri İcra Müdürlüğü’nde senedin düzenleyeni ve lehdarı aleyhine icra takibinin başlatılması, takip borçlusu … hakkında ödeme emri tebliği dışında hiçbir haciz vs. gibi takip işlemlerine girişilmemesi gibi hayatın olağan akışının aksine olgular ile birlikte değerlendirilmesi sonucunda, takip konusu bedelsiz kalan senedin, sırf davacıları zarara uğratmak amacıyla davalı … adına icra takibine konu edildiği anlaşılmakla, davanın kabulü yerine aksine düşüncelerle her iki davalı hakkındaki davanın da reddine karar verilmesi doğru olmamış, davacılar vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 12.06.2020 tarih 2018/1875 Esas ve 2020/1015 Karar sayılı onama ilamının kaldırılması ve yerel mahkeme kararının açıklanan nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacılar vekilinin yemin teklif etme haklarının kullandırılmadığına ilişkin sair karar düzeltme isteminin incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 12.06.2020 tarih 2018/1875 Esas ve 2020/1015 Karar sayılı onama ilamının kaldırılmasına ve yerel mahkeme kararının davacılar yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin sair karar düzeltme isteminin incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin, temyiz ilam ve karar düzeltme harçlarının istekleri halinde karar düzeltme isteyen davacılara iadesine, 22/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.