YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/14691
KARAR NO : 2021/12738
KARAR TARİHİ : 21.12.2021
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı Hazine temsilcisi ile davacılardan … ve arkadaşları vekili ve … ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, … İli … İlçesi … Köyü çalışma alanında bulunan 158 ada 1, 2, 3, 4, 5 ve 6 parsel, 133 ada 34, 36 ve 37 parsel 123 ada 6 parsel, 125 ada 8, 9, 24, 27, 29, 31, 32, 33 ve 48 parsel 157 ada 1, 2, 3 ve 4 parsel, 127 ada 19, 20, 21, 22 ve 23 parsel 103 ada 17 parsel, 128 ada 2, 3, 4, 5, 6, 7 ve 8 parsel 124 ada 3, 5, 6 ve 7 parsel 133 ada 35 parsel sayılı sırasıyla 19.155,30 – 36.561,60 – 20.932,12 – 13.955,37 – 16.303,51 – 9.687,77 – 12.500,41 – 10.594,08 – 12.541,28 – 19.624,31 – 1.462,72 – 3.072,86 – 12.759,75 – 25.084,05 – 3.721,56 – 9.856,46 – 20.474,95 – 14.519,80 – 3.682,03 – 5.955,37 – 4.216,94 – 1.124,54 – 22.895,79 – 11.405,23 – 7.952,35 – 7.771,26 – 4.905,10 – 3.900,46 – 31.141,34 – 8.160,08 – 5.335,15 – 4.580,72 – 7.796,50 – 9.732,31 – 13.421,18 – 460,29 – 1.049,72 – 1.429,52 – 5.531,69 – 261,78 ve 10.754,46 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, tespitlerine ilişkin uyuşmazlık çıktığından bahisle, … ğa oğlu … ’nın mirasçılarının işgalinde bulunduğu belirtmesi yapılarak Hazine adına; 102 ada 3 parsel sayılı 5.795,27 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise, tespitine ilişkin uyuşmazlık çıktığından bahisle, … oğlu …’ın işgalinde olduğu belirtmesi yapılarak Hazine adına tespit edilmiş ve itiraz üzerine Kadastro Komisyonunca, belgelerin uygulanmasında sonuca varılamadığı açıklanarak, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 10/4. fıkrası gereğince beyanlar hanesindeki belirtmenin iptali ile malik tayin edilmeksizin tutanak ve ekleri Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, çekişmeli 103 ada 17 parsel, 133 ada 34, 35, 36 ve 37 parsel, 128 ada 2, 3, 4, 5, 6, 7 ve 8 parsel sayılı taşınmazların … adına tesciline, 127 ada 19, 20, 21, 22 ve 23 parsel sayılı taşınmazların … adına tesciline, 125 ada 31 parsel sayılı taşınmazın … adına tesciline, 125 ada 32 parsel sayılı taşınmazın … adına tesciline, 125 ada 33 parsel sayılı taşınmazın … adına tesciline, 125 ada 24 parsel sayılı taşınmazın … ve … adına tesciline, 128 ada 2 parsel sayılı taşınmazın … adına tesciline, 158 ada 1, 2, 3, 4, 5 ve 6 parsel, 125 ada 3, 5, 6, 7, 8, 9, 29 ve 48 parsel, 123 ada 6 parsel, 157 ada 1, 2, 3 ve 4 parsel, 102 ada 3 parsel sayılı taşınmazların mera olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine temsilcisi ile Sabahattin Kılıç ve arkadaşları vekili ve … ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Belirtmek gerekir ki; T.C. Anayasa’sının 138 ve 141/3 maddeleri gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerekir. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388/1-3. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/1-c. maddesi, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiğini açıklamıştır. Bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini kendiliğinden (re’sen) araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar.
Hakim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst mahkeme de, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları tatmin edemez. (Kuru, Baki/ Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder; Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı 6100 sayılı HMK’ye göre Yeniden Yazılmış, 22 Baskı, Ankara 2011, s.472). Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup, gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.
Eldeki davada; Mahkemece, her bir tarafın iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmeksizin, “keşif, dinlenilen mahalli bilirkişi ve tanık beyanları ile teknik bilirkişi raporu doğrultusunda” ibareleri kullanılarak gerekçesiz karar verilmiştir. Öte yandan eldeki davaların birleştirme ve tefrik kararları ile oluştuğu anlaşılmakla, birlikte dayanılan kayıtların uygulanması açısından birbirini etkileyecek olanlar ile belgesiz araştırması yapılacaklar yönünden birbirini etkileyecek davaların, Anayasa’nın 141 ve 6100 sayılı HMK’nin usul ekonomisi ilkesi başlığını taşıyan 30. maddesinde yer alan “Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür” hükmü ve 6100 sayılı HMK’nin “Davaların birleştirilmesi”ne ilişkin 166. maddesi dikkate alınarak, yargılamanın makul sürede ve sağlıklı bir şekilde yürütülüp sonuçlandırılabilmesi için, birleştirme ve ayırma kararı verilmesi gerekirken, belirtilen ilkeler bazında ve denetlenebilir şekilde davaların birleştirilmemesi veyahutta ayrılmaması doğru olmamıştır.
O halde, Mahkemece yapılacak iş; ileri sürülen iddialar bakımından, dayanılan kayıtların (Tapu kaydı veya vergi kaydı) uygulanması açısından birbirini etkileyecek olanlar veyahutta belgesiz araştırması yapılacaklar yönünden birbirini etkileyecek parsellere ilişkin davaların birleştirilmesi, sonrasında taraflarca sunulan tüm deliller ile birlikte talepleri değerlendirmek, sonucuna göre kabul sebebini içeren, tarafları tatmin edici, hukuki denetimi mümkün ve özellikle Anayasa’nın 141/3. maddesi ve ona paralel bir düzenleme içeren 6100 sayılı HMK’nin 297. (Mülga HUMK’un 381, 388 ve 389.) ve 27. maddeleri de gözetilerek, gerekçelerini açıkça kaleme aldığı anlaşılabilir ve denetlenebilir nitelikte bir hüküm kurmak olmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazları yerinde bulunduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair yönlerin incelenmesine şimdilik yer olmadığına, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 21.12.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.