YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/11870
KARAR NO : 2012/12800
KARAR TARİHİ : 30.05.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
A-Sanık hakkında yaralama suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
Sanığın müşteki …’i 15 gün iş ve güçten kalacak şekilde yaralama şeklindeki eylemine uyan 765 sayılı TCK’nın 456/1. maddesinde tanımlanan yaralama suçunun gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre, aynı Yasanın 102/4. maddesinde belirtilen 5 yıllık asli dava zamanaşımı süresinin, mahkumiyet kararının verildiği tarih olan 01.05.2006 tarihinden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki yaralama suçundan açılan kamu davasının 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
B-Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince;
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan 5271 sayılı CMK’nın 231/6. maddesinin a bendinde yazılı ”kasıtlı bir suçtan mahkum olmama” koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Sanığın kilitli aracın kapısını tel ve tornavida yardımıyla zorlamak suretiyle açmaya çalışırken yakalandığının anlaşılması karşısında, tebliğnamenin eylemin TCK’nın 142/2-d maddesine uyduğu yönündeki düşüncesi benimsenmemiştir.
5252 sayılı yasanın 9/3 maddesi uyarınca sanık yararına olan hükmün, önceki ve sonraki yasaların ilgili bütün hükümlerinin somut olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle bulunması gerektiğinin ve 5237 sayılı TCK’nın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCK’nın 493/1. maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu, somut olayda sanığın eyleminin, 142/1-b maddesinde
düzenlenen hırsızlık suçunun yanında aynı Yasanın 151/1. maddesine uyan mala zarar verme suçunu da oluşturduğunun karar yerinde tartışılmaması, karşı temyiz olmadığından ve 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinde belirtilen haklardan yoksun kılınma kararı verilmemiş ise de; hükümlülüğün yasal sonucu olup, infaz aşamasında gözetilmesi olanaklı görüldüğünden bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Mahkumiyet kararında, suç tarihi itibarıyle mükerrir olmadığı kabul edilen sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58/7. maddesi gereğince, şartla tahliyeden sonra denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme aykrı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından ”şartla tahliyeden sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” ilişkin kısmın hüküm fıkrasından çıkarılması suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 30/05/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.