YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5694
KARAR NO : 2021/10713
KARAR TARİHİ : 29.11.2021
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak başlatılan kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takipte, borçlunun daire satış sözleşmesine dayalı olarak düzenlenen nama yazılı senetler sebebiyle borcunun bulunmadığını ve bu senetlerin alacağın temliki sözleşmesi ile devredilebileceğini ileri sürerek takibin iptalini istediği, İlk Derece Mahkemesince; senedin kambiyo vasfı taşımaması nedeniyle takibin borçlu yönünden iptaline karar verildiği, alacaklının istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; bononun nama yazılı olduğu, emre muharrer olmadığı, İİK’nun 167. maddesine göre kambiyo takibi yapılamayacağı gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Nama yazılı kıymetli evrak, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nun 654. maddesinde, “Belli bir kişinin adına yazılı olup da, onun emrine kaydını içermeyen ve kanunen de emre yazılı senetlerden sayılmayan kıymetli evrak, nama yazılı senet sayılır” şeklinde tanımlanmıştır.
6102 sayılı T.T.K.nun 778. maddesi ile bonolar hakkında da uygulanan aynı kanunun 681/2. maddesinde ise “Düzenleyen, poliçeye “emre yazılı değildir” ibaresini veya aynı anlamı ifade eden bir kaydı koymuşsa, poliçe ancak alacağın temliki yoluyla devrolunabilir ve bu devir alacağın temlikinin hukuki sonuçlarını doğrur” hükmü yer almaktadır.
Bono, poliçe ve çek kanun gereği emre düzenlenen senetlerdir. Bu senetler üzerine ciranta tarafından konulan ciro edilemeyeceği kaydı senedi nama yazılı bir kambiyo senedi haline getirmez ise de keşideci tarafından konulan ciro edilemeyeceği kaydı senedi nama yazılı hale getirir. (Prof.Dr.Fırat Özten Kıymetli evrak Hukuku 2.Bas. sayfa 638-639). Bu şekilde nama yazılı hale gelen senedin ciro edilme imkanı kalmaz. Ancak alacağın temliki yolu ile devredilebilir. Bu yasağa rağmen yapılan ciro alacağın temliki hükümlerine tabi olur. Zira nama yazılı senetler ancak alacağın temliki sonuçlarını yaratmak üzere devredilebilirler. Nama yazılı senet üzerinde yapılan ciroda temlikin sonuçlarını yaratabilir. (Fırat Özten Kıymetli Evrak Hukuku 2.Bas. sayfa 200)Bu durumda senedi temellük edene karşı keşideci her türlü defiilerini ileri sürebilir. (H.G.K.11.4.2007 tarih 12-206/202 sayılı kararı)
Takip dayanağı senet nama yazılı olarak düzenlenmiştir. Buna rağmen lehtar tarafından kaşe basılıp imzalanmak suretiyle yapılan ciro beyaz ciro olup bu devir alacağın temliki niteliği taşımamaktadır. Bu durumda lehtar tarafından yapılan devir alacağın temliki hükmünde sayılacağından borçlunun (keşidecinin) bononun senet lehtarları ile yapılan sözleşmenin teminatı olarak verildiği (bedelsizliği borcun doğmadığı) defiini takip alacaklısı senet hamiline karşı ileri sürülebilir. Ayrıca senedin kambiyo senedi niteliğini etkilemez ise de, lehtar dışındakilere devrini de engeller.
Bununla birlikte şekil olarak cironun alacağın temliki şartlarını bünyesinde barındırdığı söylenemiyorsa, artık senedi devralan kişi senede dayalı olarak hak sahibi sıfatını iktisap edemeyecek ve kambiyo hukukuna ilişkin hiçbir hukuki imkandan özellikle İİK.nun 170/a-2 uyarınca kambiyo hukuku kapsamında takip hakkından yararlanamayacaktır.
Somut olayda gözlendiği gibi takip alacaklısı, lehtar olmadığından yetkili hamil değildir. Mahkemece, yukarıdaki ilkeler ışığında alacaklının takip hakkı bulunmadığı düşünülerek takibin iptaline karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile karar verilmesi doğru değil ise de, sonuçta şikayetin kabulü ile takibin iptaline ve Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiğinden, sonucu doğru kararın onanması gerekmiştir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının reddi ile sonucu doğru Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nun 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nun 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, alınması gereken 59,30 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline, 29/11/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.