YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/10593
KARAR NO : 2021/12489
KARAR TARİHİ : 19.10.2021
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesi
Dava, iş kazasaından sigortalının sürekli iş göremezliği nedeniyle sigortalının maddi ve manevi zararları ile eşinin manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul ve kısmen reddine dair verilen karara karşı, davacılar vekilinin istinafa başvurması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesince istinaf istemlerinin kabulü ile yeniden esas hakkında karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi …Hukuk Dairesince verilen kararın davacılar vekili tarafından süresi içersinde temyiz edildiği, … Bölge Adliye Mahkemesince davacı ve davalı vekilinin temyiz başvurularının muhtıraya rağmen harç ikmal edilmediği için ek karar ile reddine karar verildiği anılan ek kararın davacı tarafından süresi içerisinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I- İSTEM:
Davacı vekili 22.05.2015 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 23.01.2015 tarihinde iş kazası geçirmesi nedeniyle belirsiz alacak davası niteliğinde 2.000 TL Maddi tazminatın (bu istem içerisinde de iş gücü kaybıyla beraber protez giderinin) hüküm altına alınmasını talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 21.05.2018 tarihli talep artırım dilekçesiyle sürekli iş göremezlik zararı alacağını 216.300,83 TL, protes kol bedeli olarak 293.478 TL, sigortalı lehine 100.000 TL ile sigortalının eşi davacı lehine 50.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuş, manevi tazminatın ek dava mahiyetinde olduğu davacının adli yardımdan yararlandığı anlaşılmıştır.
II- CEVAP:
Davalıya usulüne uygun tebligat yapılmış, cevap dilekçesi sunmamıştır.
III- MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesince; “1 – Davacı …’ın maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 216.300,83 TL tazminatın olay tarihi 23/01/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2 – Davacının diğer protez kol yapım ve masraflarına ilişkin talebi yönünden davasının reddine,
3 – Her iki davacının manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü ile Davacı … yönünden takdiren 30000 TL diğer davacı … yönünden ise takdiren 15000 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 23/01/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak ayrı ayrı davacılara verilmesine, fazlaya dair taleplerinin reddine,” karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI:
Bölge Adliye Mahkemesince davacılar vekilinin istinaf başvurusu üzerine
“Dava, iş kazası neticesinde sürekli iş görmezliği bulunan sigortalının, kendisi ile eşi lehine maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, protez masrafından davalı işverenin sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, davacılar lehine takdir olunan manevi tazminatın miktarı ve davalı lehine hükmolunan vekalet ücretinin hatalı olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır. Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacıların aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan istinaf itirazları yerinde değildir” şeklinde değerlendirme yapılarak “davacı sigortalı yararına hükmedilen 30.000,00 TL ve davacı eş yararına hükmedilen 15.000,00 TL manevi tazminat tutarları çok azdır.” Tespitine yer verilerek
“1–Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile; 6100 sayılı HMK 353/1–b.3 maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına;
2–MADDİ TAZMİNAT TALEPLİ DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE;
a–) 216.300,83_TL Maddi Tazminatın; 23/01/2015 iş kazası tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı …’a verilmesine;
b–) Davacının protez kol yapım ve masraflarına ilişkin talebinin reddine;
3–MANEVİ TAZMİNAT TALEPLİ DAVANIN KABULÜ İLE;
a–) 100.000,00_TL Manevi Tazminatın; 23/01/2015 iş kazası tarihinden itibaren işleyen yasal faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacı …’a verilmesine; fazlaya ilişkin istemin reddine;
a–) 50.000,00_TL Manevi Tazminatın; 23/01/2015 iş kazası tarihinden itibaren işleyen yasal faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacı …’a verilmesine; fazlaya ilişkin istemin reddine;” karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin süresinde temyiz karar ve ilam harcını yatırmadığı için davacı vekilinin 07.09.2020 tarihinde, davalı vekilinin ise 04.11.2020 tarihinde temyiz istemlerinden vazgeçmiş sayılmasına dair karar verildiği anlaşılmıştır.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı vekili asıl kararı temyiz dilekçesinde özetle: SGK’nun 06.03.2020 tarihli cevabi yazısına göre dirsek üstü 6 kanallı Myoelektrik kontrollü kol protezinin genel sağlık sigortasına tabi müvekkili yönünden karşılanmayacağının bildirilmesine göre protez bedeline hükmedilmesi gerektiğini, kabule göre de protez bedelinin reddi nedeniyle aleyhine ret vekalet ücreti takdir edilmesinin hatalı olduğunu, protez bedeline ilişkin raporun davalı taraf itiraz görmemesi nedeniyle bu bedel yönünden lehine usuli kazanılmış hak oluştuğunu beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
A) Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin 04.11.2020 tarihli ek kararına yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesince verilen 20.02.2020 tarihli kararı 07.03.2020 tarihinde tebellüğ etmesi üzerine 20.03.2020 tarihli temyiz dilekçesiyle süresinde adli yardımdan yararlanarak temyiz ettiği bu nedenle harç yatırmadığı anlaşılmaktadır.
Nitekim davacının adli yardım talepli olarak açtığı davasında adli yardım talebinin 23.06.2015 tarihli ara karar gereğince kabul edildiği, 6100 sayılı HMK’nun 334 ve devamı maddelerinde adli yardım müessesinin düzenlendiği, dosyadaki adli yardım kararına göre davacının yargılama harçları yönünden de adli yardım kararından yararlandığı bu hususta bir istisna bulunmadığı anlaşılmasına göre adli yardımın HMK 335/3 gereğince hükmün kesinleşmesine kadar devam edeceği açıktır.
O halde davacıya temyiz harçlarını yatırmak için HMK 344. maddesi gereğimce 1 haftalık sürede temyiz harçlarının ikmaline dair çıkarılan muhtıranın sonuç doğurmayacağının açık olmasına göre, Bölge Adliye Mahkemesince verilen temyizin reddine dair ek karara yönelik davacı temyizinin kabulü ile temyiz başvurusunun harçtan reddine ilişkin ek kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B) Davacı vekilinin 20.02.2020 tarihli asıl karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Bilindiği üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/1-c. maddesi, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiğini açıklamıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297. maddesinde:
“(1)Hüküm “Türk Milleti Adına” verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:
a)Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini.
b)Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini.
c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri.
ç)Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini.
d)Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını.
e)Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi.
(2)Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” düzenlemesi getirilmiştir.
Öte yandan Bölge Adliye Mahkemesince verilecek kararlar için HMK 359. maddesinde şu düzenlemelere yer verilmiştir.
“Karar aşağıdaki hususları içerir:
a) Kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesi ile başkan, üyeler ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları, sicil numaraları.
b) Tarafların ve davaya ilk derece mahkemesinde müdahil olarak katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin adı, soyadı ve adresleri.
c) Tarafların iddia ve savunmalarının özeti.
ç) İlk derece mahkemesi kararının özeti.
d) İleri sürülen istinaf sebepleri.
e) Taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan veya olmayan hususlarla bunlara ilişkin delillerin tartışması, ret ve üstün tutma sebepleri, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebep.
f) Hüküm sonucu ile varsa kanun yolu ve süresi.
g) Kararın verildiği tarih, başkan ve üyeler ile zabıt kâtibinin imzaları.
ğ) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi.
(2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
(3) (Ek:22/7/2020-7251/38 md.) Bölge adliye mahkemesi, başvurunun esastan reddi kararında, ileri sürülen istinaf sebeplerini özetlemek ve ret sebeplerini açıklamak kaydıyla, kararın hukuk kurallarına uygunluk gerekçesini göstermekle yetinebilir.
(4) (Ek: 20/7/2017-7035/30 md.)Temyizi kabil olmayan kararlar, ilk derece mahkemesi tarafından; temyizi kabil olan kararlar ise bölge adliye mahkemesi tarafından resen tebliğe çıkarılır.”
Bu düzenleme uyarınca, tarafların kimliklerinin, varsa kanuni temsilcilerinin ad ve soyadları ile adreslerinin tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir.
Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini kendiliğinden araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar.
Hakim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst mahkeme de, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz (Kuru, Baki/ Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder; Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı 6100 sayılı HMK’na Göre Yeniden Yazılmış, 22 Baskı, … 2011, s.472).
Anayasa’nın 141. maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.
Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
Somut olayda, davacının 23.01.2015 tarihli iş kazası neticesinde sol kolu dirsekten Ampute olacak şekilde ve kurumca yapılan tespite göre %82 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, mahkemece protez gideri konusunda araştırma yapılıp hesap raporu alındığı, davacı vekilinin de ıslah dilekçelerinde protez giderine hükmedilmesi noktasındaki talebini hesap raporunu dikkate alarak ıslah ettiği, ilk derece mahkemesince bu istemin 5510 sayılı Kanuu 63/8. Maddesi kapsamında kurulan gerekçeye işaretle reddedildiği, Bölge Adliye Mahkemesince ise davacılar vekilinin istinaf başvurusunun manevi tazminatlar yönünden kabul edildiği belirtilmişken, diğer istinaf sebeplerine neden itibar edilmediğinin kararın gerekçe kısmında açıkça tartışılmaksızın karar verildiği anlaşılmaktadır.
Yukarıdaki açıklamalar kapsamında somut olayda 6100 sayılı HMK’nun 373/2.maddesi kapsamında yeniden esas hakkında karar veren Bölge Adliye Mahkemesinin 22/07/2020 tarih 7251 sayılı Kanunun 38 maddesi kapsamında 359.maddesine eklenen 3. Fıkra hükmü gereğince “istinaf istemlerinin esastan reddi kararlarında” olduğu gibi ileri sürülen istinaf sebeplerini özetlemek ve ret sebeplerini açıklamak kaydıyla, kararın hukuk kurallarına uygunluk gerekçesini göstermekle yetinme olanağına sahip olmamasına göre; İşaret olunan açıklamalar çerçevesinde davacının protez giderine, usuli kazanılmış hakka ve bu husustaki ret vekalet ücretine dair istinaf sebeplerine itibar edilmemesinin sebebini kararın gerekçe kısmında tartışıp, karşılayacak nitelikte tarafları tatmin edici nitelikte gerekçeli karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
O halde, davacılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin … Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesince verilen karar bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/2 maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine, sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, dosyanın kararı veren … Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 19.10.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.