Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/4900 E. 2021/1345 K. 17.02.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4900
KARAR NO : 2021/1345
KARAR TARİHİ : 17.02.2021

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki dava sonucu mahkemece verilen 12.07.2012 gün ve 2007/400-2012/297 sayılı hükmün kapatılan Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nce 10.02.2014 gün ve 2013/18715-2014/2565 sayılı ilamla bozulması sonucu yukarıda tarih ve sayısı belirtilen direnme kararı davalı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmiş, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.02.2019 gün ve 2017/19-1303 esas 2019/126 karar sayılı kararı ile temyiz incelemesi yapılmak üzere dosya Dairemize gönderilmiş olmakla, duruşma için belirlenen 15.02.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. …. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasındaki bayilik ilişkisi nedeniyle davalıya avans olarak her biri 25.000,00 TL bedelli iki adet bono verildikten sonra davalı tarafından sadece 16.058 TL’lik mal teslim edildiğini ve teslim edilen bu mal bedelinin de davalıya çek verilerek ödendiğini, davalı şirket yetkilisinin bahsedilen bonoları iade edeceğine dair imzalı taahhütname vermesine rağmen bonoların iade edilmediğini, davacının davalıya karşı cari hesap alacağının tahsili için açtığı alacak davasından sonra davalının davacıyı alacağından vazgeçirmek amacıyla 3 yıla yakın zamandır elinde tuttuğu bu bonoları takibe koyduğunu ileri sürerek anılan takip ve bonolar nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile icra dosyalarına ödenen bedelin istirdatına ve %40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, bonoların borç para karşılığı verildiğini, senede karşı senetle ispat kuralı gereği davacının iddiaların yazılı delille kanıtlaması gerektiğini savunarak davanın reddi ile %40 tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına karşı direnilerek, davacı tarafça dosya kapsamına ibraz edilen cari hesap ekstresinde davaya konu bonoların iade alındığı kaydı yer almakta ise de asıl olanın aradaki ticari ilişkinin varlığını gösterecek tarafların ticari defterleri olduğu, ticari defterlerde dava konusu bonoların alınıp verildiğine dair bir kayıt bulunmadığı, davalı tarafın herhangi bir cari hesap ekstresi de sunmadığı, davacı tarafın kendi aleyhine olacak bir delili mahkemeye sunması ve bu şekilde aleyhine bir durum oluşturmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, dosyada bulunan davacı tarafından yazılan ticari mektupta yapılan alışverişler karşılığı dört adet çekin gönderildiği, bu nedenle kendisine dava konusu iki senedin iadesi talep edildiği, davalı şirket temsilcisinin dosyada mevcut 213 muhabere numaralı evrakta davacı tarafça gönderilen dört adet çek karşılığı dava konusu senetlerin iade edileceği yönündeki belgenin de bu hususu doğruladığı, davacının davalıdan alacaklı olduğu iddiası ile açtığı alacak davasında Nevşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2011/151 E. ve 2011/319 K. sayılı dosyasında davacının davalıdan alacaklı olduğunun hükme bağlandığı ve hükmün Yargıtaydan geçerek kesinleştiği, davacı tarafından ibraz edilen cari hesap ekstresinin davacı tarafa dava konusu senetlerin iade alınmadığı yönünde bir ispat yükü yüklenemeyeceği, davalı tarafın gönderdiği mallar karşılığı düzenlediği faturaları ve sevk irsaliyelerini ibraz etmesi gerektiği, ancak davalı tarafın mal gönderimine ilişkin herhangi bir fatura ya da sevk irsaliyesini dosyaya ibraz edemediği gerekçesiyle davanın kabulü ile davaya konu bonolar nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespit ile icra dosyalarına ödenen bedelin davalıdan istirdatına ve % 40 tazminata karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dairemizce, verilen 10.02.2014 tarihli, 2013/18715 E., 2014/2565 K. sayılı bozma kararının usul ve yasaya uygun bulunduğu, mahkemece verilen direnme kararının yerinde olmadığı gerekçesiyle temyiz incelemesi yapılmak üzere dosya Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na gönderilmiş, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2017/19-1303 E., 2019/126 K. sayılı ilamında “mahkemenin direnme olarak adlandırdığı temyize konu kararın, usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı olmadığı, bozmadan önceki kararda tartışılıp değerlendirilmemiş yeni bir gerekçeye ve delillere dayalı, yeni hüküm niteliğinde olduğu, … kurulan bu yeni hükmün temyizen incelenmesi görevinin Hukuk Genel Kuruluna değil, Özel Daireye ait olduğu” gerekçesiyle temyiz incelemesinin yapılmasını teminen dosya Dairemize gönderilmiştir.
Dava, kambiyo senetlerine mahsus icra takibine konu edilen bonolar nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti ile icra dosyalarına ödenen miktarın istirdadı isteğine ilişkin menfi tespit ve istirdat davasıdır.
Dava konusu senetler; 01.07.2004 tanzim 25.07.2004 vade, 01.08.2004 tanzim 25.08.2004 vade tarihli 25.000,00 bedelli, keşidecisi davacı … Malz. Tic. Ltd. Şti, lehtarı davalı … A.Ş. olan iki adet ihdas sebebi yazılı olmayan senetlerdir.
Mahkemece, davacı tarafından davalıya gönderilen ticari mektupta; davalıya avans olarak 2 adet bono verildiği, davalının gönderdiği mal bedeline karşılık 4 adet çek gönderilerek bonoların iadesinin istenildiğinin yazılı olduğu, davalı şirket yetkilisi tarafından imzalanan 213 muhabere nolu evrakta da davacı tarafça gönderilen dört adet çek karşılığı dava konusu senetlerin iade edileceğinin yazılı olduğu gerekçesiyle davanın kabulü yönündeki önceki kararda direnilmiş ise de 213 muhabere nolu evrakta sadece “C/H yönelik olarak alınmış olan 25/7 ve 25/8 vadeli teminat senetleri iade edilecektir.” yazmakta olup, “dört adet çek karşılığı” bonoların iadesinden bahsedilmemektedir.
Davacının dosyaya sunduğu cari hesap ekstresinde 03.07.2004 tarihinde iki adet 25.000,00 TL tutarlı senedin davalıya verildiği, davalının da 25.07.2004 tarihinde senetleri iade ettiği işlenmiştir.
Cari hesap kaydına senetlerin iade edildiğini kaydeden davacının bu senetlerin fiilen iade edilmediği halde iade edildiği şekilde kayıt tutulduğu iddiası ile takip ve dava konusu senetlerin cari hesap ilişkisinde verilen senetler olduğunu ve bedelsiz kaldığını kanıtlaması gerekir.
Mahkemece, açıklanan bu yönler gözetilmeden kanıt yükünün tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteğinin kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 17.02.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.