Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2013/2478 E. 2013/11125 K. 26.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/2478
KARAR NO : 2013/11125
KARAR TARİHİ : 26.06.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tazminat

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tazminat davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, kiralananın ana giriş kapısının kullanımına engel olunması nedeniyle oluşan maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir.Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı kiracı vekili dava dilekçesinde , davalı kiraya verenin 15 Nisan 2003 tarihinde içinde likit asetilen bulunan yüklü tankeri davacı şirketin işletmesinde bulunan fabrikanın ana giriş kapısı önüne çekerek fabrikanın mal girişi ve insan girişini engellediğini,meni müdahale davası sırasında verilen tedbir kararı ile 9. 5. 2003 tarihinde icra yoluyla tankerin fabrika önünden çektirildiğini,davacı şirketin fabrikasına gelen alıcıların içeriye giremediğini ve üst katta bulunan yük asansörü ile aşağı kata indirildiklerini belirterek 15 Nisan 2003 –10 Mayıs 2003 arası fabrikanın iş kaybı nedeniyle 20000 TL maddi tazminat ile 50000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsilini istemiştir.Davalı vekili,davacının kiraladığı yerin müstakil bir bina olmadığını, davalı şirketin sınai ve tıbbi gaz dolum tesislerinin de içinde bulunduğu bir binanın ikinci katı olduğunu,binanın önüne işin gereği olarak zaman zaman yükleme boşaltma ve sair surette kısa süreli araç park edilmesinin doğal olduğunu,davacının giriş çıkışlarını binanın yan tarafında bulunan merdivenleri kullanarak yaptığını,davacının bu dönemde de faaliyetlerini devam ettirdiğini, dolayısiyle davacının maddi veya manevi hiçbir zararının oluşmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece binanın iki girişinin mevcut olmakla öndeki girişin engellenmesi durumunda yan taraftaki girişin kullanılabileceği,öndeki girişin engellenmesine rağmen işyerinin faaliyetini durdurmadığı, davacının 2003 – 2004 yılları kapanış kayıtlarına göre zarar ettiği de gözetilerek maddi tazminat istemi yerinde görülmemiş, kişilik haklarına saldırı mevcut olmadığından da manevi tazminat uygun görülmediğinden davanın reddine karar verilmiştir. Bu kararın, davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine hüküm Yargıtay 11. Hukuk Dairesi tarafından ”… mecurun bulunduğu binanın ilk giriş kapısından davacının yararlandırılmadığı tespit dosyası ve infaz edilen tedbir kararı ile sabit olup diğer giriş kapısının dar ve davacının faaliyetini sürdürmeye elverişli olmadığı keşif sırasında da belirlendiğinden davalı kiralayanın mecurun kira sözleşmesinin amacına uygun olarak kullanımına engel olması sonucunda davacının uğradığı zararı tazmin etme yükümlülüğü bulunduğu, davacının defterlerinde yıllar itibariyle zarar ediyor olması davalının eyleminden kaynaklanan zararın ödetilmesine engel olmadığı, davacıdan zararın ne şekilde oluştuğu açıklattırılıp varsa bu konudaki delilleri değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılamada davacı vekilinin zararın açıklamasına ilişkin olarak 13.9.2004 tarihli dilekçesine atıf yapması üzerine mahallinde yeniden keşif yapılarak bilirkişi heyetinden alınan rapor doğrultusunda sonuca gidilmişse de bilirkişi raporunun hükme esas alınacak nitelikte olmadığı görülmektedir. Davacı vekili 13.9.2004 tarihli dilekçesinde oluşan zararı açıklarken fabrikaya girişin engellendiği 23 gün boyunca imalat kapasitesinin düştüğünü, mal sevkiyatı ve satış yapılamadığını bildirmiştir. Bilirkişi kurulunun yapacağı iş davacı vekilinin 13.9.2004 tarihli dilekçesini gözeterek, girişin engellendiği süre içerisinde davacının kayıt ve belgeleri üzerinde inceleme suretiyle mal giriş ve çıkışının bu nedenle ertelenip ertelenmediği ve davacı vekilinin 13.9.2004 tarihli dilekçesinde belirttiği diğer zararların doğup doğmadığını somut verilere dayalı olarak tespit etmekten ibarettir. Sübjektif kanaate göre düzenlenen bilirkişi raporuna itibar edilemez. Bu durumda mahkemece yeni bilirkişi kurulundan belirtilen esaslar çerçevesinde rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 26.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.