Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2020/11940 E. 2021/2295 K. 04.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/11940
KARAR NO : 2021/2295
KARAR TARİHİ : 04.03.2021

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın davalı … yönünden kısmen kabulüne, davalılar … ve … yönünden reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili ve davalılardan … tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı, davalılardan …’ın bakanlık bünyesinde hesap uzmanı olarak çalışmakta iken lisansüstü eğitim yapmak üzere ABD’ye gönderildiğini, davalı …’in mecburi hizmet yükümlülüğünü tamamlamadan 28.11.2011 tarihinde istifa ettiğini, iade edilmesi gereken harcamaların bakiye mecburi hizmet süresi ile orantılı olarak yüklenme senedi hükümleri doğrultusunda hesaplandığını, hesaplanan bedelin ödenmesi talep edildiği halde herhangi bir ödemenin yapılmadığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 21.821,50 ABD Dolarının ödeme tarihindeki TC Merkez Bankasınca tespit ve ilan edilen efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak tutarı ile 14.290,50 TL nin 28.11.2011 tarihinden itibaren ABD Doları için %7 ve TL için %9 olarak işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı …; yurt dışında geçirilen sürenin ilk bir yılının geçici göreve ilişkin olup kalanının eğitim amaçlı yapılmış bir görevlendirme olduğunu, ilk bir yıla ilişkin yurt dışı harcırah tutarının talep edilmesinin yerinde olmadığını savunarak; davanın reddini istemiştir.
Davalılar … ve …, davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 21.821,50 USD asıl alacağın istifa tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince USD cinsi 1 yıl vadeli mevduat hesabına, devlet bankalarının ödediği en yüksek faiz oranı ile birlikte müteselsilen davalılardan alınıp davacıya ödenmesine, 4.290,50 TL cinsinden alacağın davalı …’dan alınıp davacıya ödenmesine, diğer davalılar … ve … aleyhindeki TL cinsi alacağın ödenmesi talebinin reddine dair verilen hüküm, davacı … davalı …’ın temyizi üzerine Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 09.06.2016 tarihli ve 2015/9519 Esas 2016/9326 Karar sayılı ilamıyla; uyuşmazlığın 11.09.2014 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6552 sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanunun Geçici 1. maddesi uyarınca değerlendirilip oluşacak sonuç doğrultusunda karar verilmesi gerekçesiyle bozulmuştur.

Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada; bozma ilamında belirtilen kanunları değerlendirmek üzere dosya, Sayıştay emekli uzman denetçisi bilirkişiye tevdi edilmiş, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulü ile 21.821,50 USD alacağın davalı …’dan alınarak davacı kuruma verilmesine, alacak ve faiz yönünden fazlaya ilişkin istem ile diğer davalılar … ve … hakkında açılan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı … davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre; davacının sair, davalının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Kural olarak bozma kararına uyulmakla bozma kararında belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına kazanılmış hak, aynı doğrultuda işlem yapılması yolunda yerel mahkeme için zorunluluk doğar.
Belirtilmelidir ki; bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlanan bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Y.İ.B.K.). Bu ilke kamu düzeni ile ilgili olup, Yargıtay’ca kendiliğinden dikkate alınması gerekir. Hakimin değişmesi dahi açıklanan bu hukuki ilkeye etki yapamaz.

Taraflardan yalnız birinin temyizi halinde hüküm, temyiz edenin aleyhine bozulamayacağı gibi Yargıtay’ın temyiz eden tarafın lehine verdiği bozma kararına uyan yerel mahkeme de temyiz eden tarafın bozulan karara oranla daha aleyhine bir hüküm veremez. Bu yasağa “aleyhe hüküm verme yasağı” denir (KURU, Baki; İstinaf sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku, Ağustos 2016, s. 739-740). Aksi halde usul hükümleri ile hedef tutulan istikrar zedelenir ve mahkeme kararlarına karşı güven sarsılır.
Bu açıklamalar ışığında somut olayda; mahkemece 25.12.2014 tarihli kararda; davanın kısmen kabulü ile, 21.821,50 USD asıl alacağın istifa tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince USD cinsi 1 yıl vadeli mevduat hesabına, devlet bankalarının ödediği en yüksek faiz oranı ile birlikte müteselsilen davalılardan alınıp davacıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm davacı … davalı … tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 09.06.2016 tarihli kararı ile kanun değişikliğinin somut olayda değerlendirilip oluşacak sonuç doğrultusunda karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemece 25.12.2014 tarihli ilk hükmü temyiz etmeyen davalılar … ve … yönünden USD cinci alacak kararın kesinleştiği gözetilmeyerek, bilirkişi raporu doğrultusunda yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
3-Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davalı …’ın davacı Bakanlık nezdinde hesap uzmanı iken lisansüstü eğitim yapmak üzere yurtdışına gönderildiği, 20.08.2006 – 06.08.2008 tarihleri arasında yurt dışında kaldığı, 28.11.2011 tarihinde istifa ettiği, davalının 1422 gün mecburi hizmet borcu olduğu, 1207 gün görev yaptığı, eksik hizmet süresinin 215 gün olduğu, davalıya yurt dışında kaldığı sürede yurt dışı maaşı, kırtasiye gideri, eğitim gideri, yurt dışı harcırahı olmak üzere toplam 144.326,40 USD ile toplam 47.258,35 TL yurt içi aylık ödemesi yapıldığı, davalının mecburi hizmet süresini tamamlamadan kurumdan ayrılması nedeniyle döviz ve Türk Lirası olarak yapılan harcamaların çalışmadığı süre ile orantılanması sonucu hesaplanan 21.821,50 USD ile 14.290,50 TL (iki misli) nin davalı …’den talep edildiği ancak davalı tarafça ödenmediği anlaşılmıştır.
Mahkemece, hükme esas alınan 07.02.2018 tarihli bilirkişi raporunda, davalı …’in durumunun 6552 sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırmasına Dair Kanunun Geçici 1. Maddesinin (a) bendinde belirtilenlere uygun olduğu belirtilerek davalı …’in davacı idareye borçlu olduğu miktarın 21.821,50 ABD Doları tutarında olduğu, davalının ve kefilleri olan diğer davalıların davacıya yüklenme senedi ve muteber imzalı müteselsil kefalet senedinin 6/b maddesine göre döviz ve Türk Lirası cinsinden başkaca herhangi bir borcunun bulunmadığı belirtilmiştir. Oysa ki mahkemece, davalı …’in 11.09.2014 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren kanunun geçici 1. maddesinin somut olaya uygulanmasına ilişkin başvurusunun bulunup bulunmadığı araştırılmamış, taraflarca yasa değişikliğinin uygulanmasına ilişkin davalının talebinin bulunduğuna dair bir iddianın dile getirilmediği gibi davalı …’in temyiz dilekçesinde mahkemenin 31.10.2019 tarihli kararı üzerine 21.821,50 USD yi davacı kuruma ödediğini de belirtmesi karşısında anılan kanunun geçici 1. maddesinin somut olaya uygulanması yerinde görülmemiştir. Bu nedenle cezai şart dışındaki alacaklar için faizin başlangıç tarihinin davalı …’in istifa tarihi olacağı dikkate alınmadan faiz alacağı talebinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
4) Davacının vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; hükümde tahsiline karar verilen yabancı para alacağının, karar tarihi itibariyle Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden TL’ye çevrilerek hesaplanacak vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken, davacı lehine eksik vekalet ücreti takdir edilmesi hatalı olup yerinde görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenle davacının sair, davalı …’ın tüm temyiz itirazlarının reddine, ikinci, üçüncü ve dördüncü bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, 2.742,75 TL temyiz harcının mahallinde temyiz eden davalıdan alınmasına, 6100 sayılı HMK’nın geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nın 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04/03/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.