YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9333
KARAR NO : 2013/12877
KARAR TARİHİ : 08.10.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalı aleyhine 20.06.2012 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 05.03.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesi gereğince geçit hakkı kurulması isteğine ilişkindir.
Davacı, 1061 parsel sayılı taşınmazının genel yola bağlantısının olmadığı gerekçesi ile davalı Hazineye ait olan taşınmaz üzerinden geçit hakkı tesis edilmesini talep etmiştir.
Davalı, yapılacak araştırmaya göre en uygun yerden geçit verilmesi gerektiğini ve davacının aleyhine geçit kurulmasını istediği taşınmazda fiilen kullandığı yolunun olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacıya ait 1061 parsel sayılı taşınmaz yararına tescil harici bırakılan ve fen bilirkişi krokisinde A ile gösterilen yerden geçit hakkı kurulmasına karar verilmiştir.
Hükmü, davalı … vekili davanın niteliği gereği yargılama giderlerinin ve bu arada vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılması gerektiğini belirterek temyiz etmiştir.
Bu tür davalar ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi nedeniyle zorunlu olarak açılmaktadır. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz paylı mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.
Geçit tesisi davalarında başlangıçta davacı tarafından öngörülemediğinden dava dilekçesinde talep edilen yer dışındaki güzergahlardan da geçit kurulması gerekebilir. Bu güzergah üzerindeki taşınmazların maliklerine dava dilekçesi ile husumet yöneltilmemiş olması kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığından 6100 sayılı HMK’nun 124. maddesi gereğince dürüstlük kuralına aykırı olmayan bu taraf değişikliği talebi kabul edilerek davacının bu kişilerin harçsız olarak davaya katılmalarını sağlamasına imkan verilmelidir.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit ihtiyacının nedeni, taşınmazın niteliği ile bu ihtiyacın nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazlar bölünerek kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi mümkün değilse bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilmesinin zorunlu olduğu hallerde, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak belirlenmelidir. Bu bedel de hükümden önce depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin belirlenmesinden sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden
olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 ve 1012. maddesi ile Tapu Sicil Tüzüğünün 60. maddesi uyarınca tapu kaydının beyanlar hanesine yazılması da gereklidir.
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Somut olaya gelince; davacı 1061 parsel sayılı taşınmazı lehine geçit hakkı kurulmasını talep etmiştir. Geçit hakkı kurulabilmesi için leh ve aleyhine geçit tesis edilecek taşınmazların özel mülkiyete konu olmaları, aynı zamanda tapuda kayıtlı olmaları gerekir.
Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 ve 1012. maddesi ile Tapu Sicil Tüzüğünün 60. maddesi uyarınca tapu kaydının beyanlar hanesine yazılması da gereklidir.
Dosyada bulunan 21.11.2012 tarihli Fen Bilirkişi raporu ve ekindeki krokiye göre, davacıya ait 1061 sayılı taşınmazın mutlak geçit ihtiyacı içinde olduğu sabittir. Geçit hakkı anılan krokiye göre tescil harici bırakılan taşınmaz üzerinde ve taşınmazı ikiye bölecek şekilde (A) ile gösterilen yerden kurulmuştur. Aleyhine geçit kurulan tespit harici yer tapuya tescil edilen bir yer değildir. Bu tür yerlerden geçit kurulabilmesi için öncelikle civardaki tapulu arazilerden herhangi bir genel yola ulaşımı sağlayabilecek geçit kurulmasının hiç bir şekilde mümkün olmaması gerekir. Kararda atıf yapılan 21.11.2012 tarihli fen bilirkişi raporu ve eki krokide tek bir alternatif üzerinde durulmuş, geçit kurulabilecek başkaca alternatifler konusunda yeterli araştırma yapılmamıştır.
Bu itibarla mahkemece, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda, teknik bilirkişilerden ek rapor alınarak ya da yeterli görülmediği takdirde yeniden keşif yapılarak alınacak rapor ile geçit kurulabilecek parsellerin bütünlükleri bozulmayacak şekilde yeni alternatifler belirlenmeli, geçit oluşturulurken üzerinden geçit irtifakı kurulacak parsellere ait tapu kayıtlarından parsel malikleri tespit edilmelidir. Bu güzergah üzerindeki taşınmazların maliklerine dava dilekçesi ile husumet yöneltilmemiş olması kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığından 6100 sayılı HMK’nun 124. maddesi gereğince dürüstlük kuralına aykırı olmayan bu taraf değişikliği talebi kabul edilerek davacının bu kişilerin harçsız olarak davaya katılmalarını sağlamasına imkan verilmeli ve üzerinden geçtiği taşınmazların kullanım bütünlüğünü bozmayacak en uygun güzergahtan geçit kurulmalıdır.
Eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de aleyhine geçit kurulan taşınmazı ikiye bölerek kullanım bütünlüğünü bozacak şekilde ve yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerektiği halde gerekçesi gösterilmeden 5 metre genişliğinde geçit kurulması, ayrıca geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri ve bu arada vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılması gerektiği halde davalıdan alınmasına karar verilmesi de uygun değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 08.10.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.