YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3900
KARAR NO : 2021/4088
KARAR TARİHİ : 26.04.2021
MAHKEMESİ :TÜKETİCİ MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Tüketici Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 07.12.2017 tarih ve 2016/804-2017/818 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı banka tarafından kredi kartı üyelik sözleşmesine dayalı tahsis edilen kredi kartı borcuna dayalı takip yapıldığını, ancak takibe dayanak sözleşmedeki imzanın davacıya ait olmadığını, davacının davalı bankaya ait kredi kartını teslim almadığını, kullanmadığını, bu nedenle davalı bankaya borcunun bulunmadığını belirterek, bu nedenle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine ve haksız fiil nedeniyle meydana gelen manevi zararın tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının manevi tazminat talebinin zamanaşımına uğradığını, ayrıca kredi kartı sözleşmesine ilişkin suç duyurusunda bulunmadığını belirterek davanın reddi ile %40 kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporuna göre, takibe dayanak kredi kartı üyelik sözleşmesindeki imzaların davacının eli ürünü olmadığının tespit edildiği, bu nedenle davacının takip konusu borçtan sorumlu olamayacağı, davacının manevi tazminat talebi yönünden ise 4721 sayılı TMK’nın 24. maddesi gereğince hukuka aykırı olarak kişilik haklarına saldırıda bulunulması şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının davalı bankaya takip dosyasındaki kredi kartı üyelik sözleşmesi nedeni ile borçlu olmadığının tespitine, icra dosyasındaki alacağa dayanak teşkil eden 26.04.2000 tarihli kredi kartı üyelik sözleşmesinin iptaline, davacının manevi tazminata yönelik talebinin reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, davalıdan harç alınmasına yer olmadığına, 26.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.