YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/5108
KARAR NO : 2021/8662
KARAR TARİHİ : 21.05.2021
(KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİ)
Sahte para tedavüle sürmek suçundan sanık …’un, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 64. maddesinin atfıyla 316/4, 318 ve 59. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis ve 90,00 Yeni Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Edirne 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/12/2005 tarihli ve 2005/315 esas, 2005/414 karar sayılı kararının Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 28/04/2008 tarihli ve 2006/10872 esas, 2008/4545 karar sayılı ilamıyla düzeltilerek onanması sonucu 28/04/2008 tarihinde kesinleşmesini müteakip, Edirne Cumhuriyet Başsavcılığınca hükümlünün mahkumiyetine esas hapis cezasının zamanaşımına uğradığından bahisle zamanaşımı yönünden bir değerlendirme yapılmasına ilişkin talebinin, hükümlü hakkında yakalama emri tanzim edildiği, bu halde zamanaşımının kesintiye uğradığı gerekçesiyle reddine ilişkin Edirne 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 15/05/2019 tarihli ve 2005/315 esas, 2005/414 karar sayılı ek kararına karşı yapılan itirazın reddine dair Edirne 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 31/05/2019 tarihli ve 2019/128 değişik iş sayılı kararı ile ilgili olarak;
Edirne 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 15/05/2019 tarihli kararı ile “hükümlü hakkındaki ilamın 28/04/2008 tarihinde kesinleştiği, hükümlü hakkında 22/04/2011 tarihinde çağrı kağıdı çıkarıldığı, 23/12/2011 tarihinde ise yakalama emri tanzim edildiği, bu haliyle ceza infaz zamanaşımı süresinin kesintiye uğradığı” gerekçesiyle Edirne Cumhuriyet Başsavcılığın talebinin reddine dair karar verilmiş ise de;
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun ceza zamanaşımının kesilmesi başlıklı 71/1. maddesinde yer alan “Mahkûmiyet hükmünün infazı için yetkili merci tarafından hükümlüye kanuna göre yapılan tebligat veya bu maksatla hükümlünün yakalanması ceza zamanaşımını keser.” şeklindeki düzenleme ile, benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 22/12/2014 tarihli ve 2014/14222 esas, 2014/13781 karar sayılı ilamında yer alan “…hükümlüye infaz için yetkili merci tarafından kanuna göre yapılmış bir tebligat işlemi ya da adli sicil kaydı içeriğine göre başka bir suçtan ceza zamanaşımını kesebilecek nitelikte bir mahkûmiyeti bulunmadığı ve hükümlü hakkında yakalama müzekkeresi çıkarılmış olmasının ceza zamanaşımını kesen sebeplerden olmadığı,..” şeklindeki açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde,
Somut olayda, hükümlü hakkındaki Edirne 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/12/2005 tarihli kararının 28/04/2008 tarihinde kesinleşmesini takiben, hükümlü hakkında 23/12/2011 tarihinde sadece “yakalama emri tanzim edildiği”, ceza zamanaşımının kesilebilmesi için 5237 sayılı Kanun’un 71/1. maddesinde de belirtildiği üzere hükümlünün yakalanmasının gerektiği, yakalama emri düzenlenmesinin ceza zamanşımını kesen nedenler arasında yer almadığı, ayrıca hükümlü hakkında çıkartılan 23/12/2011 tarihli yakalama müzekkeresinden itibaren de ceza zamanaşmını kesen başkaca bir neden bulunmadığı, bu halde 10 yıllık ceza zamanaşımı süresinin 24/08/2018 tarihi itibariyle tamamlandığı ve bu nedenle Edirne Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan itirazın kabulüne karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 20/10/2020 gün ve 94660652-105-22-6283-2020-Kyb sayılı yazılı istemlerine müsteniden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesi ile Dairemize ihbar ve dava evrakı gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü;
TÜRK MİLLETİ ADINA
Kanun yararına bozma talebine dayanılarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına göre yerinde görüldüğünden, Edirne 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 31/05/2019 tarihli ve 2019/128 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZULMASINA, diğer işlemlerin yapılabilmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21/05/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.