YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/12761
KARAR NO : 2013/14346
KARAR TARİHİ : 14.11.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 18/09/2007 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 23/05/2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili ve davalı … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı, dava konusu taşınmazın 2981 sayılı İmar Affı Kanunu uyarınca hak sahibine tahsis edildiğini, tahsis edilen taşınmazı satış vaadi sözleşmesiyle temlik aldığını belirterek adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, idarenin yaptırdığı araştırmada taşınmaz üzerinde herhangi bir gecekondu bulunmadığının tespit edildiğini, davanın reddini savunmuştur.
Davalılardan … mirasçıları, murislerinin okuma yazması bulunmadığını, dava konusu taşınmazın davacıya kat karşılığı inşaat yapılmak üzere verildiğini, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, taşınmazın bulunduğu mahalde imar ıslah planı yapılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemizin 26.10.2009 tarihli 2009/10939 Esas 2009/11577 Karar sayılı ilamı ile dava konusu parselin 1/1000 ölçekli uygulama imar planında kısmen kütüphane kısmen de konut alanında kaldığı, taşınmazın bulunduğu alanda ıslah imar planı yapılmaksızın doğrudan imar uygulama planının yapıldığı, çekişmenin esasının incelenmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak davanın kısmen kabulüne, 195 ada 48 parsel sayılı taşınmazın 160/201 payına ilişkin davalı adına bulunan tapunun iptali ile davacı adına tesciline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı Hazine vekili ve davalı … temyiz etmiştir.
1- Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davalı …’in tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2- Davalı Hazinenin temyiz itirazlarına gelince, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 04.12.1996 tarihli ve 1996/14-763-864 sayılı Kararında da belirtildiği gibi, tapu tahsis belgesi bir mülkiyet belgesi olmayıp yalnızca fiili kullanmayı belirleyen ve ilgilisine kişisel hak sağlayan bir zilyetlik belgesidir. Tapu tahsis belgesinin varlığı tahsis edilen yerin adına tahsis yapılan kişi veya mirasçıları adına tescili için yeterli değildir. Tahsis kapsamındaki yerin hak sahibi adına tescil edilebilmesi için;
-Hukuki yönden geçerliliğini koruyan bir tapu tahsis belgesinin bulunması,
-Tahsise konu yerde 3194 sayılı Yasanın 18.maddesi uyarınca imar planı veya 3290 sayılı Yasa ile değişik 2981 sayılı Yasa uyarınca ıslah-imar planlarının yapılmış olması,
-İlgilisine, tapu tahsis belgesi gereğince bir başka yerden tahsis yapılmamış olması,
-Tahsise konu yerin kamu hizmetine ayrılmamış ve imar planına göre konut alanında kalmış olması,
-Tahsise konu yer ile tescili istenilen taşınmazın aynı yer olup olmadığı ve taşınmazın niteliklerinin belirlenmesi amacıyla mahallinde uzman bilirkişiler aracılığı ile keşif yapılması,
-Tahsise konu arsa bedelinin ödenmiş olması, ödenmemiş ise taşınmazın dava tarihindeki rayiç değerinin uzman bilirkişiler aracılığı ile saptanarak hükümden önce mahkeme veznesine veya belirlenecek tevdi mahalline depo edilmiş olması,
-İmar parsellerinin oluşturulması sırasında, şuyulandırmaya tabi tutulan parselden 3290 sayılı Yasa ile değişik 2981 sayılı Yasanın 18/b-c maddesi uyarınca düzenleme ortaklık payı kesilip kesilmediğinin, kesilmiş ise uygulanan oranın saptanması gerekir,
-Mahkemece, yukarıda belirtilen koşullar doğrultusunda yapılacak inceleme sonucunda, tescil isteğinin kabulü için yasal koşulların oluştuğu kabul edildiği takdirde, 3290 sayılı Yasa ile değişik 2981 sayılı Yasanın 10/C-2 maddesi gereğince tahsise konu yerde uygulanan düzenleme ortaklık payının (…) davacıyı da bağlayıcı nitelikte olduğu dikkate alınarak tahsis miktarından bu oranda yapılacak indirimden sonra kalan miktarın tesciline karar verilmelidir.
Uygulamada kısaca, İmar Affı Kanunu olarak bilinen 2981 sayılı Yasanın 1.maddesi hükmüne göre kanunun amacı; imar ve gecekondu mevzuatına aykırı olarak inşa edilmiş ve inşa halindeki bütün yapılar hakkında uygulanacak işlemleri düzenlemek ve bu işlemlere dair müracaat, tespit, değerlendirme, uygulama ve duyuru esaslarını ve ilgili diğer hususları belirlemektir.
Görülüyor ki; kanun imar ve gecekondu mevzuatına aykırı olarak inşa edilmiş ve inşa halindeki yapı maliklerini hedeflemiştir. Başka bir anlatımla, kanunda yazılanlar dışındaki kişilerin İmar Affı Kanununa dayanarak istemde
bulunma olanakları yoktur. Ne var ki, 3290 sayılı Kanun İle bazı maddeleri değiştirilen ve bazı maddeler eklenen 2981 sayılı Kanunun Uygulamasına Dair Yönetmeliğin 25.maddesi, kanun kapsamında kalan kişilere yapılan tahsisin bunlar tarafından üçüncü kişilere temlikine imkan tanımıştır. Ancak bu gibi durumlarda da tahsis sahiplerinden devralan kişilerin 2981 sayılı Kanundan yararlanıp yararlanamayacağı hususunun araştırılması gerekir. 2981 sayılı Kanunun 13/a hükmüne göre, arsa tahsis edilecek kimselerin kendisinin veya eşinin veya reşit olmayan çocuğunun oturduğu belediye ve mücavir alan sınırları içinde ev yapmaya müsait arsaya veya bir eve veya apartmanın bağımsız bir bölümüne veya bir bölümü işyeri olarak kullanılan bir yapıya sahip bulunmaması zorunludur.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; davacının dayandığı 08.04.1986 tarihli 2/5917 numaralı tahsis belgesi ile 195 ada 48 parselde 160 m2 yüzölçümünde yer tahsis edildiği anlaşılmaktadır. Dairemizin yukarıda belirtilen ilkeleri doğrultusunda tahsise konu yerde uygulanan düzenleme ortaklık payının (…) davacıyı da bağlayıcı nitelikte olduğu dikkate alınarak tahsis miktarından saptanacak düzenleme ortaklık payı oranında yapılacak indirimden sonra kalan miktarın paya dönüştürülmek suretiyle davacı adına tesciline karar verilmesi gerekirken mahkemece tahsis miktarının tamamının davacı adına tesciline karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Ayrıca, davacı taşınmazı tahsis sahiplerinden satış vaadi sözleşmesi ile temlik aldığından 2981 sayılı Kanundan yararlanıp yararlanamayacağı hususunun araştırılması gerekir. Mahkemece, davacı yönünden bu hususta araştırma yapılmış ise de 2981 sayılı Kanunun 13/a hükmüne göre, arsa tahsis edilecek kimselerin kendisi dışında eşi, varsa reşit olmayan çocuğu yönünden araştırma yapılması gerektiğinden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru görülmemiş, belirtilen nedenlerle kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı …’in temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 14.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.