YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/3549
KARAR NO : 2021/2493
KARAR TARİHİ : 16.03.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İzmir 3. Tüketici Mahkemesi’nce verilen 06.07.2017 tarih ve 2015/2696 E- 2017/526 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 16.07.2019 tarih ve 2017/2003 E- 2019/1125 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 16.03.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı bankanın eski çalışanı …’in müvekkilinin parasını forex ve para piyasalarında çalıştıracağını söyleyerek aldatması neticesinde, 150.000,00 USD’yi müvekkilinden aldığını ve karşılığında müvekkiline 3 adet, her biri 50.000,00 USD bedelli, toplam 150.000,00 USD tutarında teminat senedi verdiğini, müvekkilinin parasını istemesinden sonra, …’in müvekkiline, 18.06.2015 tarihinde İş Bankası … (… İzmir) Şubesi’nde hazır olmasını, 150.000,00 USD’yi hesabına yatıracağını ve senetlerini alacağını söylediğini, müvekkilinin banka şubesine bu tarihte gittiğini, …’in de geldiğini ve gişeden 150.000 USD’nin müvekkilinin hesabına yatırıldığını, müvekkili senetleri iade edeceği sırada, gişe memuru ile … arasında geçen konuşmalardan şüphelenerek derhal müdürün odasına gittiğini, bu paranın hesabında olup olmadığını teyit etmek istediğinde, paranın hesabından geri çekilerek, …’e iade edildiğini öğrendiğini, bu şahsın piyasadan topladığı paralarla kaçtığını, senet bedellerini de ödemediğini, davalı banka haksız işlem yapmamış olsaydı, müvekkilinin parasını tahsil etmiş ve kurtarmış olacağını, müvekkilinin alacağından dolayı hesabına yatırılan paranın, yazılı ve sözlü talimatı bulunmadan geri çekilerek başka bir hesaba nakledilmesinin yasal olarak mümkün bulunmadığını, paranın müvekkili hesabına geçtikten sonra onun onayı olmaksızın işlem yapılamayacağını, davalı bankanın ayıplı hizmette bulunduğu, bankacılık sözleşmesi gereğince ihtimam göstermek zorunda olduğu, çalışanının haksız ve hatalı eylemleri nedeniyle sorumlu olduğunu ileri sürerek, 150.000,00 USD’nin ya da ödeme günündeki T.C. Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden Türk Lirası karşılığının, 18.06.2015 tahinden itibaren işleyecek en yüksek yabancı para mevduat faizi oranı üzerinden faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava dışı çalışan … ve davacının olay günü banka şubesine gelerek ve fakat yanlarında nakit para olmaksızın gişede işlem yaptıklarını, davacının vize başvuru için hesabına fiktif olarak para yatırılıp çekilmesi gerektiğini iddia ederek gişe görevlisini ikna ettiklerini, davacının hesabına 150.000,00 USD yatırılıp, hesap özeti alındıktan sonra bu tutarın ödenmiş gibi işlem yapılması yönünde istemde bulunduklarını, …’in müvekkili bankanın eski çalışanı olması nedeniyle işlemi yapan gişe yetkili nazarında yaratılan güven ve söz konusu işlemin akabinde iptal edileceğinin davacı tarafa izah edilmesi ve kabul edilmesi üzerine 7 nolu gişenin 40 nolu işlemi ile … adına kasa yoluyla yani fiziken bu şahıstan tahsil edilmeksizin davacı hesabına 150.000,00 USD’nin havalesinin yapıldığına ilişkin hesap özetinin yazdırılmasından sonra hesaba borç kaydedildiğini, hesap özeti alındıktan sonra 150.000,00 USD’lik giriş çıkış işlemine davacının onay verdiğine ilişkin teyit alınarak hesaptan çıkış işleminin gerçekleştirildiğini, davacının bu sırada itirazda bulunmadığını, para yatırılmasından sonra hesaptaki paranın tekrar çıkışının gerçekleştirilmiş olmasının sebebine dair herhangi bir beyanda da bulunmadığını, davacının …’e verdiği parayı geri almak amacıyla bu yola başvurduğunun anlaşıldığını, hesaba gerçekte olmadığı halde yatırılan (fiktif) 150.000,00 USD nin ters kayıtla hemen iptal edilmesi gerekirken davacının buna karşı çıkarak haksız kazanç elde etmeye çalıştığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince iddia, savunma ve toplanan tüm delillere ve bilirkişi raporuna göre; alınan raporların hüküm vermeye yeterli ve elverişli olduğu, Borçlar Kanunu Bankacılık Mevzuatına göre bankanın fiktif işlem yapmasının mümkün olmaması nedeniyle hukuken ve malen sorumluluğu bulunduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye mahkemesince, davacının hesabına, dava dışı …’in hesabından havale yapılmış ise de, havale yapılan hesap ekstresine göre, bu miktar paranın hesapta bulunmaması, olay anına ilişkin kamera kayıtlarına ait CD incelemesinde dava dışı davalı eski çalışanı …’in yanında nakit para ile şubeye girdiğine ilişkin bir görüntü bulunmaması, banka ile davacının şikayeti üzerine başlatılan soruşturmada takipsizlik kararı verilmiş ise de …’in alınan beyanında aksinin iddia edilmemesi, nakit yatışa ilişkin kasa fişi bulunmaması, işlemin fiktif olarak yapıldığı, davacının hesabına geçen, bir para olmadığına göre, işlemin iptali için icazetine de gerek bulunmadığı, davacının, banka çalışanının fiktif işlemi nedeniyle zarara uğraması halinde, banka çalışanının hukuka aykırı işlemi nedeniyle zararı karşılamakla sorumlu bulunduğu, davacının yapılan bu fiktif işleme güvenerek, senet borçlusu …’e senetleri iade etmiş olsaydı, davacının zararının oluşacağı ancak davacı tarafça, …’in kaçması ve senet bedellerini ödememesi nedeniyle, alacağın tahsil edilemediği, senetlerin davacı elinde olduğu, bu durumda, davacının borçlusundan alacağını tahsil edememesinde, banka görevlisinin yapmış olduğu fiktif işlem arasında illiyet bağı bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İzmir 3. Tüketici Mahkemesinin 06.07.2017 tarih 2015/2696 E – 2017/526 K sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava konusu olayın somut olarak, dava dışı …’in davacının parasını forex ve para piyasalarında çalıştıracağını söyleyerek davacıyı ikna etmesi ile davacıdan 150.000,00 USD’ı alması ve karşılığında bedel kadar senet vermesi akabinde davacının senetleri davalıya teslim ederek parasının iadesini istemesi üzerine, tarafların davalı bankanın … Şubesi’nde 18.06.2015 tarihinde buluşmaları, banka görevlisinin saat 16.34’de 7 nolu gişeden 40 nolu işlemle, “şubeler arası para transferi ve … adına teslim” açıklamalı işlemle …’in hesabından davacı hesabına 150.000,00 USD’nin havale edilmesi, havaleye ilişkin düzenlenen dekontun tarflarca imzalanmasından sonra, saat 16.36’da 7 nolu gişeden 41 nolu işlemle “para çekme ve efektif çekilen” açıklamalı işlem yapılarak, hesaba havale edilen paranın çekme işlemine ilişkin dekont düzenlenmesi ve fakat bu dekontun davacı tarafça imzalanmaması üzerine banka görevlisinin her iki işlemin “sehven” olduğu açıklaması ile iptal etmesi şeklinde gerçekleştiği dosyada mevcut dekontlardan ve bilirkişi incelemelerinden anlaşılmaktadır.
Dava dışı … bankaya nakit ödeme yaparak davacı …’ın TR 78 0006 4000 0023 3910 0225 24 iban nolu hesabına 150.000 USD havale yaptırdığı, bu havalenin davacının hesabına kaydedildikten sonra davacıya ait hesaptan aynı miktarda paranın çekilerek davacı hesap bakiyesinin 150.000 USD eksiltildiği, bu para çekme dekontlarında davacının imzası olmayıp dava dışı … imzasının olduğu anlaşılmıştır. Davalı bankanın davacının hesabına havale olarak gelen parayı davacının kendisi dışında bir başkasına ödemesi mümkün olmayıp ödeme yapması halinde davacıya karşı sorumlu olacaktır. Somut olayda davalı bankanın dava dışı …’in söz konusu havale için yaptığı nakit ödeme işlemini ve daha sonra havale işlemini iptal etmiş olması davacının hesabındaki paranın çekilmesini haklı ve hukuki kılmaz. Davalı bankanın dava dışı … tarafından aldatılmış olması ve nakit ödeme yapmadığı halde nakit tahsilat fişini bankaya düzenletmesi ve olmayan paranın havale ettirilmiş olması yani bu işlemin fiktif olması davalı banka ile dava dışı … arasındaki açık kredi ilişkisidir. Yine davacı ile dava dışı … arasındaki borç-alacak ilişkisinin mahiyeti de somut olayda davalının sorumluluğunu ortadan kaldıracak nitelikte değildir. Bu kabulün tek istisnası davalı bankanın dava dışı … ile davacı …’ın birlikte hareket ederek davalı bankayı dava konusu olayla dolandırdıklarına dair bir şikayette bulunması ve davacının mesnet suçlamadan kesinleşmiş mahkumiyet kararı alması halinde mümkündür. Bu konuda davalı Cumhuriyet Başsavcılığına müracaat etmiş ise de kovuşturulmaya yer olmadığına karar verildiği ve itiraz üzerine itirazın reddedildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda ilk derece mahkemesi kararı yerinde olup, davalı bankanın istinaf başvurusunın Bölge Adliye Mahkemesi tarafından esastan reddedilmesi gerekirken kabul edilerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ve yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK’nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 16.03.2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Usul ve yasaya uygun olan Bölge Adliye Mahkemesinin kararının onanması düşüncesiyle aksi yöndeki Daire Bozmasına katılmıyorum.