YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9269
KARAR NO : 2013/12773
KARAR TARİHİ : 07.10.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı-k.davalı … vekili tarafından, davalı-k.davacılar aleyhine 18.01.2011 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi, karşı davacı-davalılar vekili tarafından 07.02.2011 tarihli dilekçe ile alacak istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 25.12.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davalılar karşı dava ile davacının muristen intikal eden bağımsız bölümü satarak davalılara payını vermediği iddiası ile tazminat istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
6100 sayılı HMK’nın “Hüküm, hükmün verilmesi ve tefhimi” başlıklı 294. maddesinin 1 ve 2. fıkralarında açıklandığı üzere;
“Mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar, hükümdür.
Hüküm, yargılamanın sona erdiği duruşmada verilir ve tefhim olunur.”
Aynı yasanın “Hükmün kapsamı” başlıklı 297/2. maddesi gereğince;
“Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve
tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.”
Ve, “Hükmün yazılması” başlıklı 298/2. maddesi gereğince de;
“Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.”
10.4.1992 tarihli ve 1991/7-1992/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararında kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili bulunmasının bozma nedeni oluşturacağı, bozmadan sonra mahkemenin önceki kısa kararla bağlı olmaksızın çelişkiyi kaldırmak kaydı ile vicdani kanaatine göre karar verebileceği öngörülmüştür.
Somut olaya gelince, tefhim olunan kısa karar ile gerekçeli kararın farklı olduğu görülmüştür. Kısa kararda, asıl davanın reddine, karşı dava yönünden de süresinde açılmış bir karşı dava olmadığından karar oluşturulmasına yer olmadığına dendiği halde, gerekçeli kararda yalnızca davanın reddine dair hüküm kurulmuştur. Bu itibarla gerekçeli karar ile hüküm sonucunun çelişkili olması nedeniyle kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda yazılı nedenlerle; temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 07.10.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.