Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2021/6091 E. 2021/8400 K. 20.05.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6091
KARAR NO : 2021/8400
KARAR TARİHİ : 20.05.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama, mala zarar verme, tehdit
HÜKÜMLER : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanık … hakkında mağdur …’a karşı kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
Kasti suçtan verilen hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibareler iptal edilmiş ise de; bu husus infaz aşamasında dikkate alınabileceğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün ONANMASINA,
2) Sanık … hakkında kamu malına zarar verme ve zincirleme tehdit suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
a)Taraflar arasında devam eden kavga sırasında aralarında katılanlar … ve …’un bulunduğu polis memurlarının 35 AZ 526 plaka sayılı polis ekip aracıyla olay mahalline geldikleri ve polis memuru olan katılanların kavgayı aralamaya çalıştıkları ancak mağdur … ve sanık …’un birbirlerini darp etmeye devam ettikleri sırada olay yerindeki 8934 nolu ekip otosunun üzerine sanık ve müştekinin düştüğü ve polis ekip arabasının sol ön çamurluğunun ezilerek zarar gördüğü anlaşılmakla, kamu malına zarar verme suçunun özel kast ile işlenebilecek bir suç olmasına karşın, yerel mahkemece sanık hakkında beraat kararı yerine olası kast ile kamu malına zarar verme suçundan hüküm kurularak ceza verilmesi;

b) Sanık … hakkında mağdurlar …, Ercan, … ve İsmail’e yönelik zincirleme tehdit, mağdur …’a karşı silahla kasten yaralama eylemleri gereği 5237 sayılı TCK’nin 86/2, 86/3-e ve 106/1-1. cümle, 43. maddeleri gereğince kamu davaları açıldığı, TCK’nin 86/2, 86/3-e maddeleri gereğince silahla kasten yaralama suçunun uzlaşma kapsamında bulunmaması ve 5271 sayılı CMK’nin 253/3. maddesinin 2. cümlesine göre; “Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmiş olması halinde uzlaşma hükümleri uygulanmaz.” hükmü var ise de, 5271 sayılı CMK’nin 253/3. maddesinin 2. cümlesinin 24.10.2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ile aynı mağdura karşı işlenen suçlarla sınırlandırılması karşısında, 5271 sayılı CMK’nin 253/3. maddesinin uygulanma koşullarının ortadan kalktığı, mağdurlar …, … ve İsmail’e yönelik tehdit suçunun uzlaşmaya tabi hale geldiği anlaşılmakla; sanık ile mağdurlar …, … ve İsmail arasında 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma işlemi yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi, uzlaştırma girişiminin başarısızlıkla sonuçlanması halinde yargılamaya devamla hüküm kurulması, uzlaşmanın sağlanması halinde ise sanığın, müağdur …’a karşı tehdit suçu yönünden 5237 sayılı TCK’nin 43. maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin uygulanma koşullarının ortadan kalkacağının gözetilmesi gereği,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
3) Sanık … hakkında katılan …’a karşı kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
a) Sanık hakkında düzenlenen iddianamede kamu görevlisine karşı direnme eyleminden dava açıldığı, sanığın katılana yönelik yüzde sabit iz oluşacak şekilde kasten yaralama eyleminden bahsedilmediği halde, 5271 sayılı CMK’nin 225/1. maddesinde yer alan, “Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir.” şeklindeki düzenlemeye aykırı olarak, sanık hakkında açılmamış davadan yazılı şekilde mahkumiyet kararı kurulması,
Kabul ve uygulamaya göre;
b) Mahkemece sanığın eylemini, kamu görevlisine karşı silahtan sayılan cam kül tablası ile gerçekleştirdiğinin kabul edilmesi karşısında, birden fazla nitelikli halin (TCK’nin 86/3-c, 86/3-e) aynı olayda gerçekleşmesi nedeniyle 5237 sayılı TCK’nin 61. maddesindeki ölçütler ve TCK’nin 3. maddesindeki cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak TCK’nin 86/1. maddesi gereğince temel cezaya hükmedilirken alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin gözetilmemesi,

c) Sanık hakkında kamu görevlisine karşı silahla kasten yaralama suçundan hüküm kurulur iken uygulama maddesi olarak TCK’nin 86/3-c maddesinin gösterilmemesi
d) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas-2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ceza miktarı açısından, CMUK’un 326/son maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 20.05.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.