Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2013/12397 E. 2013/13203 K. 22.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/12397
KARAR NO : 2013/13203
KARAR TARİHİ : 22.10.2013

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 05.11.2012 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulü ile ortaklığın satış suretiyle giderilmesine dair verilen 19.04.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

_K A R A R_
Dava, ortaklığın giderilmesi isteğine ilişkindir.
Davalı … ve …, öncelikle taksim suretiyle mümkün olmadığı takdirde satış suretiyle ortaklığın giderilmesini savunmuştur.
Davalı paydaşlar …, … ve …’ya … Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/590-678 sayılı kararı ile kayyım tayin edilmiş, kayyım da öncelikle taksim olmadığı takdirde satış suretiyle ortaklığın giderilmesini istemiştir.
Mahkemece, satış suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı … temyiz etmiştir.
Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davaları, paylı mülkiyet veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallarda paydaşlar (ortaklar) arasında mevcut birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan, iki taraflı, tarafları için benzer sonuçlar doğuran davalardır.
Paydaşlığın giderilmesi davasını paydaşlardan biri veya birkaçı diğer paydaşlara karşı açar. HMK’nın 27. maddesi uyarınca davada bütün paydaşların yer alması zorunludur. Paydaşlardan veya ortaklardan birinin ölümü halinde alınacak mirasçılık belgesine göre mirasçılarının davaya katılmaları sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekir.
Somut olaya gelince,
1)Davacı “…” ile tapu kaydına göre 4/12 pay sahibi “…”nun isimleri arasında yani davacının nüfus kaydındaki bilgileri ile tapu kaydı arasında çelişki bulunmaktadır. Mahkemece bu çelişkinin nereden kaynaklandığı üzerinde durularak gerekirse ilgilisine tapu kaydındaki yanlışlığın düzeltilmesi için dava açmak üzere süre verilmeli ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2)Ayrıca davalılar …, … ve …’nun … ve … çocukları oldukları dosya kapsamında bulunan tapu kaydı ve dayanak 341 tarih 52 ve 53 sıra nolu tapu kayıtlarından anlaşılmaktadır. Dayanak tapu kaydına göre …’nin 328 senesinde vefatı ile evlatları …ve …’ye kaldığı ve 1950 tarih 84 sıra nolu tapu kaydı ile …’nin ölümü ile kardeşlerine kaldığı anlaşılmakta olup Hatice … ve … … şeklinde nüfus bilgileride dosya kapsamında bulunmaktadır. Bu bilgilere göre … ve … kızı olup 1301 doğumlu … İli, … İlçesi … Mahallesi no:8′ de, … … … ve … kızı 1311 doğumlu … İli, … İlçesi … Mahallesi No:10’da nüfusa kayıtlıdır. Taşınmazın kadastro tutanağının edinme sebebinde ise adı geçenlerin soy isimleri Macun olarak yazılmıştır. Her ne kadar adı geçenlerin kim olduğu bilinmediğinden kendilerine 3561 sayılı yasa gereğince kayyım tayin edilmiş ise de kayyım tayini son çare olup kadastro tutanağında edinme sebebinde yer alan bilgiler, dayanak tapu kayıtlarındaki bilgiler gözetilmek suretiyle kim olduklarının nüfus ve tapu müdürlüklerinden etraflıca araştırılarak kim olduklarının belirlenmesi halinde usulüne uygun olarak kendilerine veya mirasçılarına dava dilekçesi tebliğ edilerek taraf teşkili sağlanması gerekir.
Mahkemece, yukarıda isimleri belirtilen şahıslara kayyım tayin edilmek suretiyle davanın yürütülmesi doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine 22.10.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.