Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2021/3559 E. 2021/8881 K. 25.05.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/3559
KARAR NO : 2021/8881
KARAR TARİHİ : 25.05.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜMLER : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
1) Sanık … hakkında katılan …’ye karşı kasten yaralama eylemi nedeniyle verilen beraat kararı hakkında yapılan incelemede :
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün ONANMASINA,
2) Sanık …’nin müşteki …’a karşı kasten yaralama eylemi nedeniyle kurulan hükme yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde :
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün ONANMASINA,
3) Sanıklar Lütfü, Mehmet, … …, Halil, Yıldıray ve Engin hakkında katılan …’ye karşı kasten yaralama eylemleri nedeniyle kurulan hükümlere yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde :
Sanıklar Lütfü, Yıldıray ve Engin hakkında kasti suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar

sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinde yer alan bazı ibarelerin iptal edilmiş olması ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinin 3. fıkrasının 1. cümlesine “ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen “denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen” ibarelerinin infaz aşamasında dikkate alınabileceği anlaşıldığından bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre sanıklar … … ve Engin ile katılan … vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
4) Sanık …’in müştekiler Tuğçe ve Hilmi …’a karşı kasten yaralama eylemleri nedeniyle kurulan hükümlere yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde :
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
a) Hüküm tarihinde … Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda başka suçtan hükümlü olarak bulunan sanığın sorgusunda duruşmalardan vareste tutulma konusunda bir beyanının olmaması karşısında, son duruşmada hazır bulundurulmadan ya da SEGBİS sistemi ile duruşmaya katılımı sağlanmadan mahkumiyet hükmü kurulması suretiyle, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Ludi/İsviçre, B. No: 12433/86, 15/06/1992 P. 49/50; Artico/İtalya, B. No: 6694/74, 13/5/1980 P. 33; Sejdovic/İtalya, B. No: 56581/00, 1/3/2006 P. 81) kararlarında belirtildiği üzere savunma hakkı kısıtlanarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nin 193 ve 196. maddesine muhalefet edilmesi,
b) Sanığın müşteki Hilmi …’a yönelik 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamındaki basit kasten yaralama suçunun, 24.10.2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile; 5271 sayılı CMK’nin 253. maddesinin üçüncü fıkrasına “birlikte” ibaresinden sonra gelmek üzere “aynı mağdura karşı” ibaresinin eklenmesi suretiyle yapılan değişiklik nedeniyle, farklı mağdura yönelik olarak işlenmesi nedeniyle uzlaşma kapsamında kaldığı anlaşıldığından, sanık ile müşteki Hilmi … arasında 5271 sayılı CMK’nin 253 ve 254. maddeleri gereğince uzlaşma işlemi yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi, uzlaştırma girişiminin başarısızlıkla sonuçlanması halinde yargılamaya devamla hüküm kurulması lüzumu,
c) Sanığın tekerrüre esas alınan mahkumiyetinin TCK’nin 191/1. maddesinde düzenlenen “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak” suçuna ilişkin olduğu, ancak anılan hükmün kesinleşmesinden sonra 6217 sayılı Kanun’un 20. maddesi ve 6545 sayılı Kanun’un 68. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 191. maddesinde yapılan değişiklikler üzerine TCK’nin 7. maddesi uyarınca uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığının mahkemesinden sorulması, yapılmamışsa uyarlama yargılaması yapıldıktan sonra verilen ve kesinleşen hükmün tekerrüre esas olup olmadığı veya

sanığın başkaca tekerrüre esas mahkumiyet hükmünün bulunup bulunmadığı araştırılıp, sonucuna göre sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
d) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
5) Sanık …’nin katılan …’a karşı kasten yaralama eylemi nedeniyle kurulan hükme yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde :
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
Sanığın katılan …’a yönelik 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamındaki basit kasten yaralama suçunun, 24.10.2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile; 5271 sayılı CMK’nin 253. maddesinin üçüncü fıkrasına “birlikte” ibaresinden sonra gelmek üzere “aynı mağdura karşı” ibaresinin eklenmesi suretiyle yapılan değişiklik nedeniyle, farklı mağdura yönelik olarak işlenmesi nedeniyle uzlaşma kapsamında kaldığı anlaşıldığından, sanık ile katılan … arasında 5271 sayılı CMK’nin 253 ve 254. maddeleri gereğince uzlaşma işlemi yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi, uzlaştırma girişiminin başarısızlıkla sonuçlanması halinde yargılamaya devamla hüküm kurulması lüzumu,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
6) Sanıklar … …, Yıldıray ve Engin hakkında müşteki Hilmi …’a karşı kasten yaralama eylemleri nedeniyle kurulan hükümlere yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
a) Sanıkların müşteki Hilmi …’a yönelik 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamındaki basit kasten yaralama suçunun, 24.10.2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile; 5271 sayılı CMK’nin 253. maddesinin üçüncü fıkrasına “birlikte” ibaresinden sonra gelmek üzere “aynı mağdura karşı” ibaresinin eklenmesi suretiyle yapılan değişiklik nedeniyle, farklı mağdura yönelik olarak işlenmesi nedeniyle uzlaşma kapsamında kaldığı anlaşıldığından, sanıklar ile müşteki Hilmi … arasında 5271 sayılı CMK’nin 253 ve

254. maddeleri gereğince uzlaşma işlemi yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi, uzlaştırma girişiminin başarısızlıkla sonuçlanması halinde yargılamaya devamla hüküm kurulması lüzumu,
b) Sanıklar Yıldıray ve Engin hakkında kurulan mahkumiyet hükümleri yönünden Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar … …, Engin ve sanık … müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 25.05.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.