YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/8812
KARAR NO : 2013/13201
KARAR TARİHİ : 22.10.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 21.06.2010 gününde verilen dilekçe ile vefa hakkından kaynaklanan tapu iptali tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 06.12.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve İhbar olunan vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava vefa hakkından kaynaklanan tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davalı müflis şirketi temsilen iflas idare memuru duruşmaya katılarak davanın kabulü halinde bedelin iflas idaresine ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Dava konusu taşınmazda ipotek lehdarı olan …ye dava ihbar olunmuş ve ihbar olunan …vekili vefa sözleşmesinin tapuda yapılmadığı için geçersiz olduğunu bu yüzden davanın reddinin gerektiğini ve depo kararı verilmeksizin iptal kararı verilemeyeceğini, davanın kabulü halinde ikame değer prensibi gereğince bedelin kendilerine ödenmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü davacı vekili ve ihbar olunan vekili temyiz etmiştir.
1) 6100 sayılı HMK’nın 61. maddesinde; “Taraflardan biri davayı kaybettiği takdirde, üçüncü kişiye veya üçüncü kişinin kendisine rücu edeceğini düşünüyorsa, tahkikat sonuçlanıncaya kadar davayı üçüncü kişiye ihbar edebilir” ve HMK’nın 63. maddesinde de “Dava kendisine ihbar edilen
kişi, davayı kazanmasında hukuki yararı olan taraf yanında davaya katılabilir” şeklinde düzenlemelere yer verilmiştir. HMK’nın 64. maddesinde ise, ihbar edilen davada verilen hükmün ihbar eden kişiye etkisi hakkında 69. maddenin ikinci fıkrası hükmünün kıyasen uygulanacağı belirtilmiştir. Hüküm ancak taraflarca temyiz edileceğinden, ihbar olunan …vekilinin 1086 sayılı HUMK’nın 57/1 ve 6100 sayılı HMK’nın 61. ve 69/2 maddesi gereğince temyiz hakkı bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerekmiştir.
2) Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Davacı, dava dilekçesinde dava değerini 1.231.316,21 TL olarak göstermiştir. Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen kararda hüküm sonucunun 8. maddesinde davacının harçtan muaf olduğu, başlangıçta bu nedenle harç alınmadığı, davanın mahiyeti gereği maktu karar harcına tabi olduğu belirtilerek başvurma harcı ile maktu karar harcının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
4562 sayılı Organize Sanayi Bölgesi Kanunun 21. maddesindeki “OSB tüzel kişiliği, bu Kanunun uygulanması ile ilgili işlemlerde her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır.” hükmü yargı harçlarını kapsamadığından davacı anılan her iki harçtan da muaf değildir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2008/18-777 esas-2008/788 karar sayılı içtihadı da bu doğrultudadır. Bu durumda mahkemece öncelikle davacıdan dava açılması sırasında alınması gereken başvuru harcı ile nisbi karar ve ilam harcının peşin ödenmesi gereken kısmının tahsili gerekir.
Açıklandığı üzere 492 sayılı Harçlar Kanunun 30. maddesi gereğince işlem yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken davacının yargı harçlarından muaf olduğu benimsenerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle ihbar olunan …vekilinin temyiz itirazlarının reddine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma niteliğine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 22.10.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.