Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2013/13517 E. 2013/14495 K. 15.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/13517
KARAR NO : 2013/14495
KARAR TARİHİ : 15.11.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 22.03.2011 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 06.12.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

_K A R A R_

Dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil ikinci kademede ödenen satış bedelinin tahsili isteğine ilişkindir.
Bir kısım davalılar vekili, satış vaadi sözleşmesi gereği yapılması gereken ifraz ve parselasyon işlemlerinin yapılmadığını, müşterek maliklerden…’ün satış vaadi sözleşmesinin tarafı olmadığını, adına isabet edecek payın taksiminin mümkün bulunmadığını, bu durumda ifa imkansızlığı nedeniyle davacının tescil talep edemeyeceğini, davacı tarafın herhangi bir ödeme yapmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, taşınmazın ifraz ve parselasyon işlemi yapılamadığından satış vaadi sözleşmesinin geçersiz hale geldiği, bu nedenle tapu iptali ve tescilin bu aşamada mümkün olmadığı, satış bedelinin ödendiğinin ispat edilemediği, davalılardan paydaş …’a ait ödeme belgesi sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya kapsamına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin alacak isteğine ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Kaynağını Borçlar Kanununun 22. maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Borçlar Kanununun 213. maddesi ile Türk Medeni Kanununun 706. ve Noterlik Kanununun 89. maddesi hükümleri uyarınca noter önünde re’sen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaat alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde Türk Medeni Kanununun 716. maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir.
Taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesine dayanan tescil isteminin hüküm altına alınabilmesi için sözleşmede kararlaştırılan bedel ödenmiş olmalıdır. Ancak, bedelden ödenmeyen bir kısım var ise, bu bedel Borçlar Kanununun 81. maddesi uyarınca depo ettirilmelidir.
Satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan davaların kabulüne karar verebilmek için sözleşmenin ifa olanağı bulunmalıdır. Elbirliği mülkiyetine (TMK m.701) konu bir taşınmazda elbirliği (iştirak halinde) ortaklarından birinin, ortaklık dışı bir kişiye satım vaadinde bulunması halinde, sözleşme bir taahhüt muamelesi olarak geçerli olmakla birlikte elbirliği ortaklığı çözülünceye kadar sözleşmenin ifa olanağının varlığından söz edilemez. Bu durum, satışı vaat edilen taşınmazın tapusunda temliki tasarrufu engelleyen bir kaydın bulunması veya 5578 sayılı Kanunla değiştirilen 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun 8. maddesi hükmüne aykırı şekilde taşınmaz satışı vaat edilmesi ya da vaade konu taşınmazın bir başka mahkemede mülkiyet uyuşmazlığına konu olması halinde de geçerlidir.
Yukarıda yapılan açıklamaların ışığı altında somut olaya gelince; dava konusu 1179 ada 51 sayılı parsel, 3.047 m2 bahçeli, iki bloklu, kat mülkiyeti kurulmuş, 30 daireli apartman vasfıyla tapuda kayıtlıdır. … 2. Noterliği’nin 15.03.2006 tarihli ve 4080 yevmiye numaralı satış vaadi sözleşmesi gereğince davalılar, 1179 ada 51 parsel sayılı taşınmazın ifraz ve parselasyon işlemleri sonucu yeni parseldeki (ekte bulunan projede işaretlenmiş takriben 750m2 lik alanın tüm haciz ve takyidatlardan arınmış olarak) tüm hak ve hisselerinin tamamını 143.400,00 TL’ye …’e satmayı vaadetmişler, satış bedelinin ifraz ve parselasyon işleminin bitiminde ./..
ödeneceğini, taşınmazın bugünden itibaren almayı vaadedene ait olacağını kararlaştırmışlardır. Satış vaadinde bulunan davalılar, davacının satış bedelini kendilerine ödemediğini savunmuş iseler de davacı tarafından davalı … dışındaki davalılara satış bedelinden düşecek payın ödendiği “Arsa Alımına Dair Sözleşme ve Taahhütname” başlıklı imzası davalılarca inkar edilmeyen yazılı belge ile kanıtlandığından davacıya ödeme hususunun ispatı için yemin teklifine gerek bulunmamaktadır.
Bu durumda mahkemece, … dışındaki davalılara satış bedelinin ödendiği yazılı belge ile kanıtlandığından ödenen bedelin davalılardan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmelidir. Davacının ikinci kademedeki satış bedelinin tahsili isteği yönünden de ret kararı verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek haline yatırana iadesine, 15.11.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.