YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/7224
KARAR NO : 2021/7007
KARAR TARİHİ : 15.04.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanıkların 10.08.2016 havale tarihli dilekçe içeriğinden sadece haklarında verilen mahkumiyet hükümlerini sanık sıfatıyla temyize konu ettikleri belirlenerek yapılan incelemede;
1)Sanık … hakkında müştekiler …, Sevda ve Büşra’ya yönelik silahla kasten yaralama suçlarından verilen mahkumiyet hükümleri ile sanık … hakkında müştekiler Sevda ve Büşra’ya karşı kasten yaralama suçlarından verilen mahkumiyet kararları yönünden;
Sanıkların yargılama konusu eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylemler yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanunun 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma
evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’da yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2)Sanık … hakkında müştekiler Sevda ve Büşra’ya karşı kasten yaralama suçlarından verilen mahkumiyet kararları yönünden;
a)Sanık hakkında her iki hükümde TCK’nin 86/2. maddesinden temel cezada adli para cezası seçildikten sonra, sonuç gün para cezasının aynı Kanun’un 52/2. maddesi uyarınca günlüğünün hesaplanması sırasında, müşteki Sevda’ya karşı olan eyleminden verilen hükümde günlüğü 20-TL den paraya çevrilirken aynı sanığın müşteki Büşra’ya karşı eyleminden verilen hükümde günlüğü 29-TL den paraya çevrilmesi suretiyle çelişki oluşturulması,
b)Sanığın müşteki Sevda’ya karşı eyleminden kurulan hükümde sonuç 135 gün adli para cezasının günlüğü 20-TL den hesaplanması sonucu 2.700-TL yerine 3.915-TL hesaplanmak suretiyle hatalı ceza tespit edilmesi,
c)28.06.2014 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 81. maddesi ile 5275 sayılı Kanun’un 106/3. maddesinde; “Hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adli para cezasını ödemezse, Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilerek, hükümlünün iki saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verilir. Günlük çalışma süresi, en az iki saat ve en fazla sekiz saat olacak şekilde denetimli serbestlik müdürlüğünce
belirlenir. Hükümlünün hakkında hazırlanan programa ve denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerilerine uymaması hâlinde, çalıştığı günler hapis cezasından mahsup edilerek kalan kısmın tamamı açık ceza infaz kurumunda yerine getirilir.” şeklindeki düzenlemeye aykırı olarak, sanık hakkındaki hükümlerde infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde verilen adli para cezalarının ödememesi durumunda hapse çevrileceğine karar verilmesi,
d)Sanık hakkında müşteki Büşra’ya karşı kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet kararı açısından ise;
5271 sayılı CMK’nin 253/3. maddesinin 2. cümlesinin 24.10.2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ile aynı mağdura karşı işlenen suçlarla sınırlandırılması karşısında, aynı dosyada sanığın uzlaşma kapsamına girmeyen silahla kasten yaralama suçu ile birlikte işlenmesinin, sanığın müşteki Büşra’ya karşı işlenen TCK’nin 86/2. maddesi kapsamındaki basit kasten yaralama suçu yönünden uzlaşma hükümlerinin uygulanmasına engel olmadığı ve CMK’nin 253/3. maddesinin uygulanma koşullarının ortadan kalktığı anlaşılmakla, sanık ile müşteki Büşra arasında 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma işlemi yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi, uzlaştırma girişiminin başarısızlıkla sonuçlanması halinde yargılamaya devamla hüküm kurulması lüzumu,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 15.04.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.