Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2020/201 E. 2021/4503 K. 22.02.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/201
KARAR NO : 2021/4503
KARAR TARİHİ : 22.02.2021

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ : … Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, iş sözleşmesinin haklı neden olmaksızın feshedildiğini beyanla kıdem ve ihbar tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davacının işi terk ederek iş sözleşmesini sona erdirdiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
İlk Derece Mahkemesince, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İstinaf Başvurusu :
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı davalı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti :
Bölge Adliye Mahkemesince davacının ödenmeyen fazla mesai ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları bulunması nedeni ile iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini beyanla davalı vekilinin istinaf başvurusunun ihbar tazminatı yönünden kabulü ile ihbar tazminatının reddine karar verilmiştir.
Temyiz Başvurusu :
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Somut olayda, davalı işyerinde işveren vekili konumunda bulunan kişinin davacıya, davacının şeref ve namusuna yönelik sözler söylemesi ve davranışlarda bulunması nedeni ile davacının iş sözleşmesini feshettiği anlaşılmakla, davacının kıdem tazminatı talebinin kabulüne, ihbar tazminatı talebinin reddine karar veren Bölge Adliye Mahkemesi kararı bu yönden sonucu itibari ile doğru olmuştur.
3-Taraflar arasında fazla mesai ücreti yönünden uyuşmazlık bulunmaktadır.
Somut olayda hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının cumartesi günleri 09.00’da çalışmaya başladığı kabul edilmiş ise de, davacı ile 08.06.2011 tarihine kadar çalışması bulunan tanık…, davacının cumartesi günleri çalışmaya 09.00’da başladığını, 2011 yılından bu yana davacı ile birlikte çalışan tanık … ise cumartesi çalışmasının 09.30’da başladığını 2013 yılından sonra ise haftada 5 gün çalışıldığını beyan etmiştir. Yine 2011 yılından itibaren çalışması bulunan davacı tanığı … cumartesi ve pazar günleri çalışma olmadığını bildiği kadarı ile davacının da çalışmasının bulunmadığını, davalı tanıkları da işyerinde cumartesi ve pazar günleri çalışılmadığını beyan etmişlerdir. Tanık beyanları itibari ile davacının cumartesi günleri çalışmasının 09.30’da başladığının kabulü dosya kapsamına uygun düşecektir.
4-Taraflar arasında davacının aylık ücreti hususunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Somut olayda davacı en son net ücretinin 4.400,00 TL olduğunu, 2.360,00 TL’nin bankadan, gerisinin elden ödendiğini, davalı ise davacının 2.360,00 TL brüt ücret aldığını beyan etmiştir. Bordrolarda davacının 1.687,00 TL net ve 135,00 TL asgari geçim indirimi aldığı görülmektedir. Davacı tanığı Dilek Tunçer, davacının ne kadar ücret aldığını bilmediğini, davacı tanığı …. kendisinin brüt 2.800,00 TL aldığını, davacının kendisinin amiri olduğunu ne kadar ücret aldığını bilmediğini beyan etmiştir. Yine diğer tanıklar da davacının ne kadar ücret aldığını bilmediklerini beyan etmişlerdir. Dosyaya davacı tarafından sunulan “yönetim maaş listesi” ve “Depo-Muhasabe-Bilgi İşlem-Koordinatör” başlıklı listelerde davacının maaşının 4.400,00 TL olarak yazılı olduğu görülmüştür. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, bahsedilen belgeler, davacının finans ve muhasebe sorumlusu olması ve tanık beyanları doğrultusunda davacının aylık net 4.400,00 TL aldığı kabul edilmiştir.
Ancak; davacı tarafça dosyaya sunulan belgelerin altında herhangi bir imza bulunmadığı, işveren onayını içermediği, davalı tarafça 01.03.2016 tarihli dilekçe ile de bu belgelerin kabul edilmediği belirtilmiştir. O halde davacı taraf net 4.400,00 TL ücret aldığını ispatlayamamıştır.
Ancak; davacı tanığı davacının kendisinin amiri olup, brüt 2.800,00 TL ücret aldığını beyan ettiğinden, davacının aylık ücretinin dosya kapsamı itibari ile 2.800,00 TL brüt olduğunun kabulü ile dava konusu alacakların hesaplanması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olmuştur.
5-Taraflar arasında yıllık izin ücreti hususunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Somut olayda davacı taraf dava dilekçesinde, 2004 yılına kadar yıllık izinlerinin bir kısmını ücret olarak aldıklarını, bir kısmını ise kullandıklarını, 2005 yılından 10 gün, 2006 yılında 15 gün, 2007 yılında iznin tamamını, 2008 yılında 13 gün, 2009 yılında 15 gün, 2010 yılında 14 gün, 2011,2012,2013 yıllarından iznin tamamını, 2014 yılında 16 gün ve 2015 yılında iznin tamamı olmak üzere hak etmiş olduğu ücetli izin sürelerinden 189 günlük iznin kullandırılmadığını belirtmiştir. Davalı tarafça sunulan belgelerde ise davacının 2006 yılı sonrası yönünden bir kısım izinlerin kullanıldığı ispat edilmiştir. Bilirkişi ek raporunda davacının tüm çalışma dönemi itibari ile hak ettiği yıllık ücretli izin hakkının 239 gün olduğu davacının ise toplamda 189 gün talep ettiği belirtilerek yıllık izin ücreti hesaplanmıştır. Ancak yapılan bu hesap yöntemi hatalı olmuştur. Şöyle ki davacı dava dilekçesi ile 2004 yılı sonrası için kullanmadığı izin haklarını somutlaştırarak yıl yıl olacak şekilde bildirmiştir. Bu halde davalı tarafça sunulan yıllık izin belgeleri ile davacının o yıl için kullanmadığını iddia ettiği yıllık izin süresinin 2004 yılı sonrası için yıl yıl karşılaştırılarak sonuca gidilmesi gerekmektedir. Örneğin davacı 2009 yılında 15 gün yıllık izin hakkının kullandırılmadığını iddia etmiştir ancak davalı tarafça bu dönem yönünden 9 gün yıllık izin hakkının kullandığı ispat edilmiştir. Bu halde 2009 yılı için kullanmadığı izin hakkı 6 gün olarak kabul edilmelidir.
Sonuç:
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 22/02/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.