Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/6054 E. 2021/3974 K. 22.04.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/6054
KARAR NO : 2021/3974
KARAR TARİHİ : 22.04.2021

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10.05.2018 tarih ve 2016/1354 E. – 2018/538 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi’nce verilen 09.06.2020 tarih ve 2018/2142 E. – 2020/516 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında 31.12.2015 tarihli “İstasyonlu Bayilik Sözleşmesi” ve aynı tarihli “Protokol” imzalanmak suretiyle davalıya 5 yıl süreli bayilik hakkı tesis edildiğini, bunlara ilaveten imzalanmış olan bayilik sözleşmesinin ayrılmaz parçası ve eki niteliğindeki 04.01.2016 tarihli “Asgari Mal Alım Taahhütnamesi” uyarınca, yıl esasına göre, akaryakıt bayilik sözleşmesinin devamı müddetince geçerli olmak üzere, her yıl için asgari 1425 m³ müvekkili şirketçe dağıtımı yapılan motorin, 75 m³ benzin ve 5 ton madeni yağı alıp satmayı davalının kabul ve taahhüt ettiğini, davalı tarafça sözleşmenin 21.11.2016 tarihli noter ihtarnamesi ile tek taraflı olarak feshedildiğini, feshin haksız olduğunu, davalı bayinin bayilik ilişkisinin başlangıç tarihinden sözleşmenin son bulduğu fesih tarihine kadar dönemde asgari alım taahhüdünü yerine getirmediğinden müvekkilinin cezai şart alacağının doğduğunu, ayrıca sözleşmede müvekkili şirketin hem bayilik sözleşmesinin başlangıç tarihinden, bayilik sözleşmesinin fesih tarihine kadarki süre yönünden hem de bayilik sözleşmesinin davalı tarafından süresinden önce haksız bir nedenle fesih edilmesi tarihinden sözleşme süresi sonuna kadar ki dönem üzerinden kar mahrumiyeti ile cezai şart talep etme hakkının mevcut olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, bayilik sözleşmesinin başlangıç tarihi olan 31.12.2015 tarihinden bayilik sözleşmesinin davalı tarafça tek taraflı olarak haksız surette feshedildiği 21.11.2016 tarihine kadar ki dönem yönünden 10.000,00 TL cezai şart alacağı ile sözleşmenin sona erdiği 21.11.2016 tarihinden sözleşmenin devamı halinde sona ereceği 31.12.2020 tarihine kadar ki dönem yönünden şimdilik 16.000,00-TL kar mahrumiyeti alacağının taraflar arasındaki bayilik sözleşmesine bağlı olarak aylık %7 akdi faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacıya borcunun olmamasına rağmen, davacının dağıtıcı olarak müvekkiline ürün sağlama yükümlülüğünü yerine getirmediğini, bu nedenle davacıya keşide edilen 08.11.2016 tarihli ihtarda, akaryakıt ve petrol ürünlerinin ivedilikle akaryakıt istasyonuna gönderilmesi istenmiş ise de, davacı tarafça bu ihtara herhangi bir cevap verilmediği gibi, ürün de gönderilmediğini, ayrıca davacı şirkete verilen 100.000,00 TL’lik teminat mektubunun 08.11.2016 tarihinde davacı tarafça haksız bir şekilde tahsil edildiğini, bu nedenlerden dolayı sözleşmenin müvekkilince 21.11.2016 tarihli noter ihtarnamesi ile feshedildiğini, haklı nedenlerle sözleşmenin feshedildiğinden cezai şart ve kar mahrumiyeti alacağından sözedilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında 31.12.2015 tarihinde akaryakıt bayilik sözleşmesi imzalandığı, bu bayilik sözleşmesi uyarınca ticari ilişkinin başladığı, 08.11.2016 tarihinde davalı bayinin 40 gündür akaryakıt ikmalinin yapılmadığını belirterek akaryakıt ikmalinin yapılması talebinde bulunduktan sonra, davacının 11.11.2016 tarihinde davalının garantör olduğu dava dışı Aryol Petrol .. Ltd. Şti.’nden olan alacağını davacının borcuna aktararak bu aktarım sonrasında davalının bayilik sözleşmesi uyarınca vermiş olduğu 100.000,00 TL bedelli banka teminat mektubunu 11.11.2016 tarihinde nakde çevirdiği, davacı davalının taraflar arasında imzalanan bayilik sözleşmesine aykırı davranışı nedeniyle bayilik sözleşmesini fesh ettiği veya davalıya mal sevkiyatını durdurduğu hususunu dosya kapsamındaki delillerle ispatlayamadığından, yaklaşık 53 gün boyunca davacının 5015 Sayılı Petrol Piyasası Kanunu’na göre bayiye mal sevkiyatı yapmaması nedeniyle davalının bayilik sözleşmesinin 21.11.2016 tarihinde feshinin haklı sebebe dayandığı, ayrıca davalının davacıya dava dışı Aryol Petrol … Ltd. Şti. için yapmış olduğu garantörlük sözleşmesi geçerli ise de davacının bu taahhüt nedeniyle davalıdan talepte bulunabilmesi için dava dışı üçüncü kişiye karşı kesinleşmiş bir alacak hakkının bulunması gerektiği, davacının dava dışı 3. kişide olduğunu iddia ettiği cari hesap ve cezai şart alacaklarının kesinleşmiş bir alacak niteliğinde olmadığı, 3.kişide bulunduğu iddia edilen alacaklar kesinleşmiş olsa dahi davalı tarafından davacıya verilen 100.000,00 TL bedelli banka teminat mektubunun 23.12.2015 tarihli garanti taahhüdünden doğan borcun temini için verilmediği, davalının taraflar arasında imzalanan bayilik sözleşmesinden doğmuş ve doğacak tüm borçlarının temini için düzenlendiği, bu nedenle bayilik sözleşmesi davalı tarafından ihlal edilmediği halde, davacının bu tartışmalı alacağı için davalının teminat mektubunu paraya çevirmesinin de haksız olduğu, davalı tarafından bayilik sözleşmesinin haklı sebeplerle fesh edildiği, böylelikle davacının davalıdan kar mahrumiyeti ve cezai şart talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına, davacının davalıya mal sevkiyatını durdurmasının haklı ve sözleşmeye dayalı nedenlerini ispatlayamamış bulunmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 22.04.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.