YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/5338
KARAR NO : 2021/3042
KARAR TARİHİ : 29.03.2021
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 5. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 10/12/2019 tarih ve 2018/1-2019/545 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının kaybettiği kimliğinin dava dışı kimliği meçhul şahısça kullanılarak, adına banka ile kredi kartı sözleşmesinin yapıldığını, bankanın bu konuda özen göstermediğini, kullanılan kredi kartı borcu sebebiyle davacı hakkında takip başlatıldığını, davacının iş yerinde ve ailesiyle olan ilişkilerinde bu olay sebebiyle sorunlar yaşadığını ileri sürerek; 20.000,00 TL manevi, 20.000,00 TL maddi tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, iddia edilen hususların davalı banka tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, icra hukuk mahkemesine yapılan itiraz üzerine davalının davacı hakkında işlem yapmadığını, kötüniyetin söz konusu olmadığını, takibe konu alacağın başka bir şirkete temlik edildiğini, bu suretle davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, davacının hiçbir zararının olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davalı banka tarafından davacı aleyhine usulsüz olarak tanzim edilen kredi kartı borcu nedeniyle ilamsız takip başlatıldığı ve işlemlerin yapıldığı, soruşturma dosyasında alınan bilirkişi raporunda kredi kartı sözleşmesindeki yazı ve imzaların davacının eli ürünü olmadığının tespit edildiği, davacının maddi tazminata ilişkin olarak yazılı delil sunmadığı, ancak zararın ve kusurun ispatı başlıklı Türk Borçlar Kanunun 50. maddesinde uğranılan zararın miktarının tam olarak ispat edilememesi halinde olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zararın miktarının hakkaniyete uygun olarak hakim tarafından belirlenebileceği, davacı hakkında haksız olarak icra takibinin yapıldığı ve bu nedenle icra takip süreci ve Cumhuriyet başsavcılığı soruşturma sürecinde davacının manevi zarara uğradığı, tarafların sosyal ve ekonomik durumunun değerlendirildiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne, 2.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 614,72 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 29/03/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.