Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/5927 E. 2021/3918 K. 21.04.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/5927
KARAR NO : 2021/3918
KARAR TARİHİ : 21.04.2021

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 04.07.2018 tarih ve 2016/824 E. – 2018/491 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 30.12.2019 tarih ve 2019/615 E. – 2019/2460 K. sayılı kararın davacı vekilince temyizi üzerine aynı Mahkemenin 03.03.2020 tarihli temyiz talebinin reddine dair verilen ek kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkiline ait …plakalı beton pompalı kamyonun davalı şirket tarafından 30/10/2015 tarihinde “Makine Kırılması Sigorta Poliçesi” ile sigortalandığını, sigortalı aracın 19/03/2016 tarihinde kaza yaparak maddi hasara uğradığını, durumun davalıya bildirdiğini, davalı şirketin yönlendirdiği tamirciye aracı götürdüklerini, araç tamir edildikten sonra tamir bedelinin davalı tarafından karşılanmadığını, müvekkilinin hasar bedelini ödemek zorunda kaldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 5.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; kaza nedeniyle sigortalı aracın araç ve beton pompasında hasar meydana geldiğini, müvekkili ile davacı arasında kasko sigorta poliçesi düzenlenmediğinden zararın müvekkilinden istenemeyeceğini, müvekkilinin düzenlediği makine kırılması sigorta poliçesinde kamyona monte edilen beton pompasının sigortalandığını, sigortalı hareketli makinelerin karayolları üzerindeki hareketleri esnasında herhangi bir trafik kazası sonrasında ortaya çıkabilecek hasarların teminat dışı bırakıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; taraflar arasında düzenlenen Makine Kırılması Sigorta Poliçesinin Genel Şartlar bölümünde teminat dışında kalan haller kapsamında 1 numaralı bentte “sigortalı mütefarrik makinelerin karayolları üzerindeki haraketleri esnasında herhangi bir trafik kazası sonucunda ortaya çıkabilecek hasarlar teminat haricidir.” düzenlemesinin bulunduğu, Poliçe Genel Şartlarında belirtilen hususun özel şart olarak belirtilmediği, dolayısıyla TTK’nın 1423. maddesindeki bilgilendirme yükümlüğünün de davalı sigorta şirketi yönünden bulunmadığı, kaldı ki böyle bir yükümlülüğü bulunsa dahi ilgili maddenin 2. bendi uyarınca bilgilendirme açıklamasının yapılmaması halinde, sigortalının 14 gün içinde itiraz etmesi gerektiği, anılan sürede itiraz edilmemesi halinde poliçenin yazılı şartlarda geçerli olacağının belirtildiği, davacının böyle bir itirazının da bulunduğunu ileri sürmediği gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce; sigortalı beton pompa makinesinin İş Bankasından kredi ile alınması nedeniyle otomatik olarak sigorta poliçesi düzenlendiği ve teminat dışı haller hususunda davacının bilgilendirilmediğinin ileri sürüldüğü ancak TTK’nın 1423/2. maddesi uyarınca sigorta şirketinin aydınlatma açıklamasını vermemesi halinde sigorta ettiren davacının sigorta sözleşmesinin yapılmasına 14 gün içerisinde itiraz hakkı olduğu, itiraz etmediği takdirde sigorta sözleşmesinin poliçe de yazılmış şartlarda yapılmış sayılacağı, davacının 14 gün içinde itiraz ettiğine dair herhangi bir iddia ya da belge ileri sürülmediği, bu durumda sigorta poliçesinin mevcut şartlarda davacı yönünden bağlayıcı olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine kesin olarak karar verilmiştir.
Davacı vekilinin temyiz başvurusu Bölge Adliye Mahkemesince ek kararla reddedilmiştir.
Davacı vekili temyiz başvurusunun reddine ilişkin ek kararı temyiz etmiştir. 
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince temyiz isteminin süre yönünden reddine ilişkin olarak verilen ek kararda hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi ek kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen temyiz isteminin süre yönünden reddine ilişkin kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, davacıdan harç alınmasına yer olmadığına, 21/04/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.